Okuma süresi: 3 dakika

1980’lerden itibaren, Banff Milli Parkı’ndan geçen Trans-Kanada otobanına, onlarca alt ve üst geçit yapıldı. 4 şeritli yolun altından geçen tüneller ne bir kaldırıma, ne de bir patikaya bağlanıyordu. Turistler için dağıtılan hiçbir gezi haritasında da bu bağlantılar gösterilmedi. 17 yıldır parkta çalışan vahşi yaşam biyoloğu Tony Clevenger bu durumu; ”Biz vahşi hayvanların reklamını yapmıyoruz” diyerek özetliyor.

Bu devasa otobanın revize projesine tipik bir “yaya altyapısı” yapılıyor gibi yaklaşılmış: otoyolun altından geçen eliptik ve kutumsu beton menfezler insan geçişine de uygun yükseklikte hazırlanmış; ama aslında bütün bu otoyol mühendisliği, parkta yaşayan ayıların faydasına yapılmış. Ve tabii pumaların, kurtların ve Kanada geyiklerinin de. 

Clevenger, parkın kuzey-güney aksının, hayvanların doğal geçiş koridoru olduğundan fakat doğu-batı hattının araçlar için bölündüğünden bahsediyor. Park, Vancouver ve Calgary arasındaki “Kanada Kayalıkları (Canadian Rockies) denilen alanda bulunuyor.

Kanada hayvan üstgeçidi

Parkın içindeki otoban hız limiti, saatte 90 km. Parkın dışında ise 110 km, yani çoğu insanın otobandaki ortalama hızı. Otoban, döşeme taşlarla yapılan dünyadaki en uzun yollardan yollardan birisi ve Kanada içindeki hayati atardamarlardan birisi durumunda. Ortalama bir yaz gününde, yaklaşık 25 bin- 30 bin civarı araç bu yolu kullanmakta. Bu büyük otoyol genellikle park ziyaretçileri ve uzun yol sürücülerinin kullanımında, her 3 saniyede bir araç geçişine denk gelen bir durum söz konusu. Açıkçası bu trafik akışı, yavaş yavaş yürüyen bir boz ayıya pek de yaşama şansı bırakmayacak cinsten.

Bu otobanı es geçen geçişlerin, insan güvenliği için de hayati önemi bulunmakta. İnsanların 500 kiloluk bir Kanada geyiğine çarpma olasılıkları her zaman bulunuyor. Her 15 km’de bir ortalama 100 tane, geyiklerle alakalı araç kazası raporlanmış. Clevenger bu konu hakkında şöyle diyor: ”Park yönetimi öyle ya da böyle şunu farketti, ciddi hasarlı veya insan ölümlü kazalar olabilir ve bunun hesabı pekala mahkemede ağır bir biçimde sorumlu kişilerden sorulabilir.

Takhini Elk
(Fotoğraf: Sue Thomas)

Yıllar içerisinde bu geçitlere karşı olan kişiler, kara yolu plancıları ve hatta bazı çevrecilerde dahi homurdanmalar başlamıştı. Vergi ödeyenlerin parasının ayılar için yapılacak üst geçitlere gitmesi, bu gerçekten bir gereklilik miydi? Gerçekten hayvanlar bu yolları kullanacak mıydı? Araştırmacılar 1996’dan beri Trans-Kanada hayvan geçitlerinin işlevselliği üzerine çalışmalar yürüterek bu soruları cevaplandırdılar. Görünüşe göre, otobanı çevreleyen çitler caydırıcı olacak ki, hayvanlar 70 km’yi bulan bu geçitleri kullanmayı tercih ediyorlar, aynen analitik düşünen bir aklın yapacağı gibi. Yeni bir geçit yapıldığında buna adaptasyon biraz zaman alıyor, geyikler ve vahşi eşekler için bu süre 4-5 yıl civarı, büyük etcil hayvanlarda ise, bu süre 5-7 yıl alabiliyor.

Her yıl 10-11 türden büyük memelinin, binlerce ve binlerce kez geçiş yaptığını ispatlayabiliriz” diyor Clevenger ve ekliyor; “Buradan yavrularıyla geçen yetişkin domuzlar, yavrularıyla geçen yetişkin pumalar var. Bunu yaptığımız takiplerden, izlemelerden biliyoruz.” Tam da bu noktada yol birtakım eleştirilere hedef olmaya başlıyor. Ulaştırma yetkililerinden bazılarının yarım ağızla dile getirdiği gibi, ”Bir ileri, bir geri gidip duran, hep aynı siyah ayı olmasın?

Bu ihtimali göz önünde bulunduran Clevenger ve iş arkadaşları, Montana State Üniversitesi, Batı Ulaştırma Enstitüsü (Western Transportation Institute) çalışanları, 3 yıllık DNA çalışmaları sonucu, tünellerden ve etrafından yaklaşık 10 bin adet kıl örneği inceledi. Sonuçlar oldukça şaşırtıcıydı. DNA örnekleri sadece siyah ve boz ayıları birbirinden ayırt etmekle kalmıyor, her bir bireyin yaşını, cinsiyetini ve aynı aileden olan ayıların akrabalık durumlarını dahi gösteriyordu.

Ayı kılı

Çalışmaların ortaya koyduğu verilere göre ayıların yüzde 20’si geçitleri kullanıyorlardı. Ayılar ayrıca, geceleri trafik azaldığında da yol üstünden karşıdan karşıya geçmiyorlardı. Bu altyapının aslında araç sürücülerini korumaktan başka birçok merak uyandıran sonuç doğurduğu da gözleniyor. Clevenger bu konuda şöyle diyor: ”Ölçümlerin olumlu ve riskleri hafifletici etkileriyle, bağlantıların etkisinin daha da kuvvetlendiği söylenebilir. Hatta yaban hayatı için bağlantı öyle bir şekilde bütünlük içinde kalıyor ki, sanki otoban hiç orada değil.

Çalışmaların ilerlemesiyle, bilim insanları hayvanlara dair yeni şeyleri inceleme şansı da buldular. Boz ayılar örneğin, üst geçitleri tercih ediyor, kara ayılar ise alt geçitleri. Clevenger, bu davranışların doğal çevrelerindeki davranışlarının bir yansıması olduğunu düşündüğünü belirtiyor; çünkü kara ayılar kapalı orman habitatlarında, boz ayılar ise açık alanlarda yaşıyor.

Bu tip bilgiler ulaştırma mühendisliği el kitabında bulunmaz; fakat şu bilinmelidir ki hayvanlar doğal hayattaki bir çeşit yayadırlar. Eğer hala bu çalışmaların yatırım değeri açısından şüpheleriniz varsa, belki bu, fikrinizi değiştirmeye yardımcı olur; Bir Amerikan geyiğinin aracınıza çarpması sonucu oluşacak ortalama kaza masrafları: Hastane faturaları, iş kaybı ve mal zararı yaklaşık olarak 30 bin dolar. İşte araştırmaların ayırt edici kısmı da tam olarak burada değer kazanmaya başlıyor.

Eğer hala sizin için yeterli değilse veya sadece bu hayvanları kendi gözlerinizle görmek istiyorsanız, aşağıya eklediğim bu muhteşem 22 dakikalık belgeseli izlemenizi öneririm. İklim değişikliğinin yaban hayatını tehdit ettiği bu zamanlarda geçitler daha da büyük önem kazanıyor. Yazıda kullanılan bütün resimler Highway Wilding (Yabani otoban) filminden alınmıştır.

Kaynak: CITYLAB