Ana SayfaEkolojiDoğaNergis, lotus, elma ve narın mitolojideki önemi

Nergis, lotus, elma ve narın mitolojideki önemi

-

Gündelik hayatımızda gördüğümüz, kokladığımız hatta yediğimiz şeylerin aslında ne kadar önemli anlamlara sahip olduğunu öğrenmek istemez misiniz? Mitoloji dalında incelenen nergis ve lotus çiçeği, nar ve elmanın sırlarını gelin hep beraber öğrenelim!

Mitolojik açıdan öneminden bahsedecek olursak, insanların yaşantıları ve inançları mitolojiyi oluşturmuştur. Antik dönemde bazı bitki çeşitlerin söz edilip kutsal anlam yüklendiği ve bunları kendileri arasında sembol haline getirdikleri görülmüştür. Binlerce yıl öncesinden anlam taşıyan bu sembollerin hayatın her alanında özellikle sanatta kullanıldıklarını açık ve net bir şekilde görüyoruz.

white-lotus-wallpape2

Lotus çiçeğinden başlayalım. İlk olarak sizlerle paylaşacağım şey Nelumbonaceae ailesinden olmasıdır. Latince’de lotus, Grekçe’de lotos diye geçer ve birçok isimle bilinir: Hint lotusu, çin su zambağı gibi. Lotus, 5 bin yıldan fazla zamandır kutsal sayılarak insanlar tarafından sanatın her dalında sıkça kullanılmıştır. 13 yapraklı lotus çiçeği nadir bulunduğu için o dönemlerde insanlara uğursuzluk getireceği düşünülmüştür. Bir diğer ilginç bilgi ise lotus, kirli sularda yaşamasına rağmen kendini güzelce temizleyen bir çiçektir. Yağmur damlaları kirli yapraklarına çarptığı zaman onları kendini temizlemekle kullanır. En ufak toz kalıntısında bile yapraklarını sallar ve kirli olmaktan kurtulur. Bu özelliği ile mitolojiye temizliğin, özellikle ruhsal temizliğin sembolü olarak yansır.

Lotus, geceleri kapanıp sualtına giren ve gündüzleri su üstüne çıkıp çiçeklenen bir bitki olduğu için güneşin ve doğal yaradılışın simgesi haline de gelmiştir.

elma mitoloji

Sıra Elma’ya geldiğinde ise insan anatomisinde karşımıza Adem’in elması çıkıyor. Adem elması denilen şey gırtlak çıkıntısıdır.

Eski çağları düşündüğümüzde ortada şeker olmadığı için elma aroma olarak kullanılır ve bu tamamen kusursuzluğun sembolüdür. Elma bir ödüldür ve elma ile seçenekler sunulur. Aklınıza neden sorusu geliyor bunları okudukça, hemen cevabını sizinle paylaşayım; elma tüm toplumlar tarafından bilinen bir meyvedir çünkü. Böylece meyvelerin genel adı elmadır diyebiliriz.

Mitolojide Herakles’in 12 görevinden 11’incisi 3 altın elmayı almak ve 12’incisi yer yüzüne çıkmaktır. Burada seçim Herakles’indir ve Herakles, kendi seçimi ile kaderini değiştirecektir. Biraz daha açmaya çalışırsak, elma radikal kararların başlangıcıdır.

nar mitoloji

Hepimiz Nar seviyoruzdur, bundan sonra onu yerken ne kadar önemli olduğunu aklınıza getirerek ve onu severek yiyecekseniz adım gibi eminim! Nar, mitolojide doğurganlığın ve döllenmenin sembolüdür. Kadın ile de ilişkilendirilebilir. Şamanist insanların da bugüne kadar kutsallaştırarak ölümsüzleştirdiği bir meyve olan nar, cenneti de sembolize eder.

Diğer anlamlarından söz edecek olursak da dış görünüşün güzelliğini bir yana itip, asıl olan ruh güzelliğini temsil eder. Ufak bir dipnot olarak ise size şunu bırakıyorum: Halk arasında narı üstünüzde veya evinizde bulundurursanız kötü ruhlardan zarar görmeyeceğiniz anlamına geliyor. Denemekten zarar gelmez herhalde?

nergis mitoloji

Son olarak bahsedeceğim bitki ise nergis ismini Yunan Tanrısı Narcissus’tan (Narsis) almıştır. Narsizm (kendini beğenmişlik) kelimesi ile aynı etimolojik kökenden gelir. Narsin’in hikâyesi de şöyle anlatılır:

Narsis ırmak ilahı Kephissos ve arındırıcı suların bekçi perisi Liriope’nin oğludur. Bir kahin onlara Narsis’in kendi yüzünü görmediği sürece hayatta kalacağını söyler. Daha sonra Narsis bir su birikintisinin yanına gelip oradan su içmeye başlar. Su içesi bittiğinde kendi yüzünün yansımasını görür. İlk başta çok şaşırır ama daha sonra kendisine hayran kalır ve kendisine âşık olur. Bu seyirden de kendisini alamayan Narsis gitgide hissizleşir,duygularını bir kenara bırakarak yaşamına göz yumar ve yere kök salarak açılmış bir çiçeğe dönüşür.

Kaynak: Avrasya Uluslararası Araştırmalar Dergisi, Mitolojilerde ve Türkiye’de derlenen masallarda narın yeri- Münir CelladoğluApelasyon- Aynur Civelek, Türk mitolojisinin ana hatları, Yaşar Çoruhlu

SON YAZILAR

Cephede enerji hasadı: Mimariyi canlı bir organizmaya dönüştürme manifestosu

Modern mimaride akıllı bina kavramı dijitalleşme ile anılırken, Hamburg’daki BIQ House bu zekayı biyolojiden alıyor. Dünyanın ilk biyoreaktif cepheli yapısı, cam panellerin içinde yaşayan mikro-alglerle hem enerji üretiyor hem de binaya dinamik bir gölge sağlıyor. Statik beton bloklardan, yaşayan organizmalara geçişin hikayesi.

Doğa kendi evini inşa ediyor: Karbon negatif bir yapı bloğu olarak “Kenevir Betonu”

İngiltere'deki Flat House, kenevir tarlasından doğan duvarlarıyla mimaride devrim yaratıyor. Karbon negatif, prefabrik ve nefes alan kenevir betonu (hempcrete) teknolojisini inceledik.

Bir sandalyeyi yetiştirmek: Nucleo’nun Terra projesi üzerinden ekolojik tasarımın yeni dili

Endüstriyel üretimin hakim olduğu bir çağda, tasarımın doğayla ilişkisi çoğu zaman "malzeme seçimi" düzeyinde kalır. Oysa bazı projeler, bu ilişkinin yalnızca yüzeysel bir tercih değil,...

Doğadan mimariye: Cam, deri ve çeliğin ötesinde ahşap atıklardan yeni nesil kompozitler

Günümüzde karşı karşıya olduğumuz çevresel zorluklar, yenilikçi çözümler ve sürdürülebilir malzemeleri her zamankinden daha önemli hale getirdi. Doğal kaynaklarımız hızla tükenirken, iklim değişikliğinin yıkıcı etkileri...
Seda Hatip
Seda Hatip
Taş binalar arasında hayatın renklerini saçlarında arayan bir gariban. Eskişehir Osmangazi Üniversitesi'nde Karşılaştırmalı Edebiyat okuyor. Müzik dinlemeyi ve şarkı söylemeyi çok seviyor, yemek yapamıyor ama yemeyi seviyor. On dokuz yaşında lakin sanırsınız beş.

ÇOK OKUNANLAR

95,278BeğenenlerBeğen
17,593TakipçilerTakip Et
22,156TakipçilerTakip Et
243AboneAbone Ol