Bu gece kentin bütün kadınları ağlamış. Kara gözlükler, çınlayan kahkahalar, rujlu gülümsemeler… Hiçbiri gizlemiyor gözyaşı izlerini. İster birkaç saniye, ister yıllar önce akmış, hangi yeraltı ırmağına karışmış olursa olsun.

Hayatın Sessizliğinde, Aslı Erdoğan, Everest Yayınları

Emine Bulut, boşandığı erkek tarafından çocuğunun gözleri önünde öldürüldü. Bu ülkede, “Ben ölmek istemiyorum.” diyen, kadınlardan sadece biriydi. Türkiye’de son 11 yılda 2714 kadın erkekler tarafından katledildi. Fail ise, toplumun ve devletin işbirliği içinde besleyip, beslendiği erkeklik zihniyeti. Emine Bulut, tek değil, bir kere değil, kayıtsız kalınmış, sırtı sıvazlanmış erkeklik terörünün beklenen kurbanlarından. Üstelik, adalet diye bağırdığımız bugün de, metrobüste bir kadına taciz eden kişinin tahliye edildiğini öğreniyoruz. Çünkü, sesimizi duyması gerekenler bizim sesimizi kesmeye çalışıyorlar. Onlar kadınlığa, özgür ve özerk bireyler olmamıza, mücadelemize katlanamıyorlar.

Sırf kendi konforunuza zeval gelmesin diye kutsallar belirleyip, onlarla öldürdünüz kadınları. Aile kutsaldır, annelik kutsaldır, evlilik kutsaldır diyerek, her türlü kötülük için yol açtınız kendinize. Bir kuruma kutsallık atfedilmez. Önemli olan yaşamdır çünkü, özgürlüktür. Kutsallıkla öldürmeyi de meşru kılarsınız. Kutsallarınız kadınları öldürüyor. Kadın, sadece anne ve eş olduğunda değerli atfediliyor, erkeklerin belirlediği tanımlarla eksik ya da yarım yapılmaya çalışılıyor.

Ne zaman duracak bu ahlak, bu kutsallar? Kadınları korumak yerine boşanmaları, kadınların tek güvencesi olan İstanbul Sözleşmesi’ni engellemeye çalışanlar, bu cinayetlere iyi baksınlar. Çünkü biz içinizdeki gericiliği, kadın düşmanlığını görüyoruz ve hiç unutmayacağız. Ataerkil toplum ve ataerkil devlet, işbirliği içinde belirledikleri kutsallıklarla sadece kadınları değil, LGBT bireyleri, çocukları sistematik bir biçimde öldürüyor.

Oturup Emine Bulut için dua etmek hiçbir işe yaramaz. Bugün onun için ne yaptınız? Neyi değiştirmeye çalıştınız? Paylaştığınız yazılar, kullandığınız o eril dil, kadını metalaştırıyor ve aslında kullanılan bu dil her şeyden sorumlu. Bizim düzenimiz hastalıklı. Tecavüz kültürünü besleyen o küfürler, yaşayan kadınları da her gün öldürüyor. Bu ülke, flört şiddeti yaşadığını bile fark edemeyen onlarca kadınla dolu. Çünkü, eril zihniyet bunu normalleştiriyor. Kısıtlamalarla başlayan ilişkiler, kadınlarının canlarının değersizleştiği evliliklerle son buluyor. Son 8 ayda 222 kadın öldürüldü, lütfen, 223. kadın olmasın diye kendinizi değiştirmekle başlayın, hakiki bir mücadelenin içine girin. Ölmek istemeyen kadınlar ölmesin. Kutsallarınız, kadınları öldürmesin artık!

Kadın cinayetleri politiktir. Kadın hareketine hiçbir zaman bariyer koyamazsınız, 223. kadın olmasın diye, biz, her zaman burada olacağız ve Emine Bulut’un son sözlerini unutmayacağız Biz ölmek istemiyoruz.”

Yararlanılan kaynaklar: kadincinayetlerinidurduracagiz.net, anitsayac.com