Kathryn Kellogggoingzerowaste.com sitesinde bireysel hareketlenme hakkında yazan bir sıfır atık elçisi. Yazıları saf yemekleri, doğal temizliği, evde yapılan güzellik ürünlerini ve atık azaltma yöntemlerini kapsıyor. Kendisiyle sıfır atık yaşam tarzı aracılığıyla sürdürebilir yaşamayı konuştuk.

Kathryn Kellogg
Kendinizden ve sıfır atık yaşama geçiş sürecinden bahsedebilir misiniz?

Yirmi yaşımdayken mememde altı adet yumru olduğunu öğrendim. Neyse ki kötü huylu değillerdi ama bütün bu deneyim bana vücuduma ne koyduğumu düşündürdü. Kullandığımız birçok ürünün detaylı test edilmediğini öğrendim. Dahası plastiklerde BPA ve BPS denilen kimyasalların bulunduğunu ve ikisinin de kolayca plastikten yediğimiz yemeklere geçebileceğini öğrendim. BPA ve BPS, östrojeni mimikliyor ve endokrin salınımını engelliyor. İhtiyacım olan son şey buydu.

Plastik, sağlığımızı olumsuz etkilemesi bir yana, doğa tarafından öğütülemiyor. Üretilen her plastik parçası hala var. Plastik biyolojik olarak değil ışıkla parçalanıyor. Bu da demek oluyor ki gittikçe küçülse de hiçbir zaman yok olmuyor. Doğaya, özellikle de deniz yaşamına çok büyük bir tehlike teşkil ediyor. Okyanuslardaki her bir mikroplanktona 46 mikroplastik partikülü düşüyor. Besin zincirimizi tamamen etkilediği için bütün ekosistemi yok edebilir. Bu çok ciddi bir sorun.

Toksik ürünler kullanmayı bıraktım ve plastik kullanımımı da aşamalı olarak azalttım. Ondan sonra sıfır atık yaşama geçmek epey sorunsuz oldu. Kaliforniya’ya taşındığımda yerde sürekli plastik ve çöp atıklar gördüm. Problemin değil çözümün bir parçası olmak istedim.

Kellogg’un sıfır atık yaşamaya başladığından beri biriktirdiği tüm atıklar bu kavanoza sığıyor.
Sıfır atık yaşamayı benimsediğinden beri daha çok geri dönüşüm yapıyor musunuz?

Hayır, daha az geri dönüştürüyorum. Sıfır arık yaşamak sadece atık sahalarıyla değil kaynak üretimiyle de ilgili. Atıklardan çok da derin bir sorun bu. Atıklar planlanmış değer kayıpları, yani kaynak harcanımı. Attığımız her yarım kilo çöp daha ürün bize gelmeden toplama, paketleme ve taşıma sürecinde 3,5 kilogram atık oluşturmuş oluyor. Bir Amerikalı günde ortalama 2 kilo çöp atıyor, yani günde kişi başı 14 kilo çöp yaratılıyor. Tüketilen kaynaklar düşünüldüğünde bunun hiç de sürdürülebilir olmadığını görebiliyoruz.

Bence Dünya Limit Aşımı Günü (World Overshoot Day) buna mükemmel bir örnek. Her yıl dünyanın sürdürebilir bir şekilde bir yılda üretebileceği kaynakları tükettiğimiz gün belirleniyor. Geçtiğimiz sene Dünya Limit Aşım günü Ağustos’un hemen başıydı. Yılın yarısını sadece biraz geçmiştik. Her yıl dünyanın kaynaklarının iki katını hiçbir zaman çözünmeyecekleri şekilde dev bir boşluğa atıyoruz. Belki de yöntemlerimizi değiştirmemiz gerekiyor.

Gıda satın aldığımız ve tükettiğimiz şekli değiştirmek bu değişimin önemli bir parçası gibi duruyor. Bu çok fazla atığa neden olan bir alan mı?

Yemek ambalajları ambalaj atıklarının en büyük kaynaklarından biri, ve neredeyse her hafta gıda alışverişi yapıyoruz. Bunu çok kolay değişimlerle durdurabiliriz. Ambalajda gelen yemeklerin çoğu saf gıda değil. Saf gıdalara odaklanarak paketlenmeden gelen yemeklerden yemeye başlıyorsunuz. Ayrıca plastik torba kullanmak yerine kendi bez torbalarınızla markete gidebilirsiniz. Tahıl alırken de yine bez torba kullanabilirsiniz.

Peki kıyafet alırken nasıl daha bilinçli olabiliriz? Gardırobunuz değişti mi?
İkinci el alışveriş yapmak çevre için yapabileceğiniz muhteşem bir şey. Güzel koşuldaki kıyafetlerin atık depolama sahalarına gitmesine engel oluyor.

Kaliforniya’ya taşındığımda hava değişimine hazır değildim. Gün içinde çok çok sıcak ama sabahları ve akşamları buz gibi olan bir yer. Kat kat giyinmek gerekiyor. Kıyafetlerimi yavaşça buna uygun şekilde değiştiriyorum. Bir sürü ikinci el giysi aldım.

Artık kıyafet almaya farklı bakıyorum. Hayatıma ne getireceğimi ciddi bir şekilde düşünüyorum. Bir şeyi sadece beğendiğim için almıyorum, sahip olduğum kıyafetlerle uyumlu mu diye kontrol ediyorum.

Bakım ve makyaj ürünlerini satın almaya farklı yaklaşıyor musunuz?

Evet. Neredeyse her şeyi satın almaya farklı yaklaşıyorum. Ürünün içinde ne olduğunu, nereden geldiğini, nasıl paketlendiğini ve işim bittikten sonra nereye gideceğini düşünüyorum.

Çoğu kozmetik ürünü Amerikan Gıda ve İlaç Dairesi (FDA) tarafından test edilmiyor. O yüzden ürünlerimizde birçok test edilmemiş zararsız kimyasal bulunuyor. Birkaç ürünü, özellikle cilt bakım ürünlerimi kendim evde yapıyorum. Dudak nemlendiricisi, losyon, ve yüz maskelerini yapmak çok çok kolay. Makyaj biraz daha zor, ama çok şükür sürdürebilir veya gübrelere katılabilen ambalaj kullanan bir sürü harika marka var.

Bu yaşam tarzını devam ettirmeye çalışırken zorluklarla karşılaşıyor musunuz?

Önceden yaptığım neredeyse her şeyi aynı şekilde yapıyorum, sadece biraz ayarlıyorum. Mesela evden tekrar kullanılabilen dolu bir su şişesiyle çıkmaya devam ediyorum. Sıfır çöp yaşamadığımı, benzin istasyonuna gidip su almam gerektiğini düşünsenize, hem para hem vakit kaybederdim.

Sıfır atak yaşam tarzını benimseyerek vakit ve para tasarraf ediyorum. Mutluyum ve hayatımın dolu olduğunu hissediyorum. Hayatımdaki her şey ya ihtiyacım ya da bana neşe veriyor. Her gün tatmin uyanıyorum.

Sıfır atık yaşamak bir fedakarlık değil. Zor değil. Birleşince çok büyük bir fark yaratan küçük değişimleri serisi. Başlangıçta yeni alışkanlıklar yaratıyorsunuz. Bu zor olabilse de her şey nasıl yaklaştığınızla ilgili. Ben kendim için sıfır atık yaşamaya başladım. Çok eğlenceliydi. Bir maceraydı. Yeni şeyler öğrenme ve kendimi geliştirme fırsatıydı. 

Sıfır atık yaşam tarzına geçmenin daha minimal bir hayata yönelttiğini söyleyebilir miyiz?

Zorunda değil, ama beni kesinlikle o yöne götürdü. Bence ikisi beraber gidiyorlar. Daha az çöp yaratmak için yapabileceğiniz en iyi şeylerden biri daha az şey satın almak. Bu yüzden minimalizm ve sıfır atık yaşam tarzı çok uyumlu.

Sıfır atık ile daha iyi besleniyorsunuz, para tasarruf ediyorsunuz, daha çok yürüyorsunuz, yerel yerel işletmeleri destekliyorsunuz ve topluluğunuzu desteklediğiniz için daha iyi hissediyorsunuz, şehrinizi tanıyorsunuz ve tedarik zincirinizdeki insanlarla ilişki kuruyorsunuz. Mesela ıspanağımı yetiştiren kişiyi tanıyorum!

Sıfır atık yaşamın hayatınızın neredeyse her alanını geliştirmesi harika. Çok sakinleştirici. Artık hayatımı eşyalarla doldurmuyorum. Her şeyin bir amacı veya anlamı var. Modern toplum size “Ne satın alırsanız osunuz” diyor. Ama bu kesinlikle üretilmiş ve yapay bir ihtiyaç. Yeni çıkan ürünler ile dikkatimi dağıtmaktansa kim olduğuma ve kim olacağıma daha çok odaklanıyorum. Bu mutluluğun tarifi, hayattan hoşnut olmanın tarifi.

Atıklarımızı azaltmak için ne gibi yasal düzenlemeler yapıldı veya yapılabilir?

Geçenlerde poliçeler konusunda harika bir konuşma dinledim. Atık sahası yasağı öneriliyordu. Özetle ceza almamak için çok fazla atığı başka yerlere yönlendirmeleri gerekiyor. Bence bu kesinlikle işletmeleri ambalajsız bir iş modeline yönlendirmek için güzel bir yöntem.

Ancak ilk adımın eğitim ve farkındalık olduğunu düşünüyorum. Çoğu insan ambalajsız alışveriş yapmayı hiç düşünmüyor bile, ancak ne zaman dışarıda olsam ve bir ürünü kendi getirdiğim kapta almak istesem çoğu insan bunun harika olduğunu düşünüyor. Hep “Bu çok tatlı, plastikten kaçınmaya çalışman süper” diyorlar.

Bu konuda farkındalık kazanmak için muhteşem bloğunuz dışında önerebileceğin kaynaklar var mı?

İlave okuma için “Cradle to Cradle” ve “My Plastic Free Life” kitaplarını öneririm. En sevdiğim bloglardan bazıları da Paris-To-Go ve Rogue Ginger.

For English