İzmir’de güçlü bir taraftar kitlesine sahip olan Göztepe Spor Kulübü‘nün bilinen birkaç taraftar grubu var. Bunlardan en bilinenleri YALI ve Viva Göztepe.

Medyanın tanımladığı kadarıyla YALI grubu Atatürkçü/laik olarak, Viva Göztepe grubu ise sosyalist olduğundan dolayı “terörist, bölücü” olarak servis ediliyor. Ancak iki grubun da ortak noktası mevcut iktidara karşı muhalif olmaları.

Ancak bu durum tabii ki böyle değil. Yani Viva Göztepe grubu “terörist ve bölücü” değil. Açıkçası bu şekilde servis edilmesi de bizi şaşırtmıyor. İktidar yanlısı ve şovenist medya kurumlarını burada ekstra olarak teşhir etmemize gerek yok. Çünkü artık – neredeyse – tamamı öyle.

Göztepe’nin Süper Lig’e çıkmasıyla beraber Viva Göztepe de Yalı da muhtemelen taraftar örgütlenmelerini koordineli bir şekilde yürütecek. Ancak Viva Göztepe’nin futbola bakış açısı biraz daha politik.

“Dünyanın dört bir yanında zulme uğrayan, ezilen, yok sayılan, yalnızlaştırılan, yoksullaştırılan insanların çığlığıyız biz. Ve bizim bu çığlığımız, Babil kulesinin inadına farklı dillerde ama aynı tonla çıkıyor. Ve her türlü zulme, adaletsizliğe, sömürüye, baskıya, ötekileştirmeye, ayrımcılığa ve şiddete hep bir ağızdan diyoruz ki; artık yeter! enough is enough! edi bese! ya basta! Bizler, bu çığlığı atarken baktığımız her yerden, her sokaktan, her tarladan, her fabrikadan, her tribünden ayrı bir algı yaratıyoruz. Bu şiarımızla en sevdiğimiz oyunu; futbolu ve taraftarlığı yeniden tarifliyoruz…”

Viva Göztepe’nin beyan ettiği manifestosu şu şekildedir:

Futbol nedir?

Bizler futbolun dünyanın en basit oyunu olduğuna inananlarız. Futbol oynayabilmek için iki tane taş, bir tane top yeterlidir. Bu oyuna olan sevgimiz, sokağa olan sevgimizle aynıdır; çünkü sokağın her yerinde futbol oynanabilir; bir mahalle arasında, yıkım kararı verilmiş bir gecekondu mahallesinde, bir sitenin güvenli bahçesinde, bir kolejin spor salonunda veya bir taşra okulunun beton sahasında… Futbol herkesin ön koşul gerektirmeden oynayabileceği naçizane bir oyundur. Özel alanlara ve özel aparatlara ihtiyaç olmadan oynanabilecek nadir oyunlardan biridir. İşte bu yüzdendir ki futbolun sahibi yoktur. Ne federasyonlar, ne bahis şirketleri, ne mafyatik kulüp patronları, ne de cafcaflı amigolar futbolun sahibi değildirler. Futbolun sahipleri, bu oyunu sevenlerdir. Bu oyunu sevmek, tuttuğun takımı sevmenin dışında sokak arasında top oynayan çocukların oynadığı oyunu da sevmektir.

Ve futbol bizler için hayattır; çünkü bizler, hayatın sokakta olduğunun farkında olanlarız. Futbolun da gerçek yeri sokaklardır. Bizler, başka bir hayatın mümkün olduğuna inandığımız gibi başka bir futbolun da mümkün olduğuna inanıyoruz. Çünkü hayatın da, futbolun da bize öğretilenlerin dışında başka bir seçeneğinin olduğunu biliyoruz. Ve hayatı da, futbolu da değiştirmek için varız.

Tribün nedir?

Tribünler şahit olma alanlarıdır. Azme, umuda, umutsuzluğa, mutluluğa, mutsuzluğa şahit olduğumuz yerlerdir tribünler. Sokağa baktığımız yerde nelere şahit oluyorsak futbola baktığımız yerde de ona şahit oluyoruz. Bizler için tribün bir aşkın örgütlenmesidir; bir dayanışmanın, bir imecenin var edilmesidir. Tribünün içinde olmak yalnızlaşmamaktır ve çözümsüz kalmamaktır. Yaşam şahitliğimizde nasıl ki dayanışan bir dünya hayal ediyorsak, yıkılan bir gecekondunun tuğlasıysak veya mendil satan bir çocuğun alın teriysek, bir grev halayında atılan zılgıtsak futbol şahitliğimiz de böyledir bizim. İçeriye bilet parası yüzünden giremeyenin cebindeki parayız bizler, deplasman otobüsünün patlayan tekerleğiyiz… Aldığı ceza yüzünden maça giremeyen taraftarın tezahüratıyız. Aynı yattığı cezaevinde sokağı göremeyenin güneşi olduğumuz gibi… Evet, tribün şahitliğimizdir bizim ve bizim şahitliğimiz sadece bakmaktan ibaret değildir; gördüğümüze müdahale etmektir. Tribün, yalnız kalmamak ve yalnız bırakmamaktır.

Taraftar nedir?

Bizler taraftarlığa, adında geçtiği gibi taraf olmak mantığı ile bakarız; iktidarların karşısında taraf olmak. Bu iktidar devlet de olabilir, despot bir tribün amigosu da; hükumetler de olabilir futbol federasyonu da. Bizler, zalimin karşısında, mazlumun tarafında olanlarız. Ölümün karşısında hayatı savunanlarız. Savaşın karşısında barış olanlarız. Ve bu yüzdendir ki taraftarlık mücadele alanımızdır ve bu mücadele tüm iktidarlar (küçük veya büyük) yok oluncaya kadar devam edecektir.

Ve biz, aşktan yana taraf olanlarız. Göztepe’mize duyduğumuz his aşktır bizim. Ve biz, ruhtan taraftarız. İçi boşaltılmış galibiyete veya mağlubiyete dayalı bir sevgi değil bizim sevgimiz. Bir ruha sevdalanmaktır Göztepeliliğimiz.

1. Bizler dünyanın herhangi bir yerinde herhangi bir bireyiz, herhangi bir tribünde herhangi bir taraftar… Futbola ve taraftarlığa böyle baktığımız için ırkçılığa, erkek egemenliğine, heteroseksistliğe ve sınıfsal farklılıklara karşıyız.

2. Biz ya basta! diyenler, iktidarlarla her alanda mücadele ettiğimiz gibi futbol alanında da her türlü iktidarla mücadele edenleriz. Kapitalizmin işgal ettiği (etmeye çalıştığı), endüstriyelleştirmeye çalıştığı futbolun da karşısındayız.

3. Tüm tribünlerin ve maalesef ki Göztepe’mizin tribünlerinin de arma sevdası dışında grup ve tayfa sevdasına dönüştüğünün farkındayız. Hatta öyle ki, kulübün ambleminden daha büyük grup amblemlerini görmek canımızı acıtıyor bizim. Efsane futbolcuların isimlerini unutup tribün abilerinin isimlerini hafızalarından çıkartmayanlara karşı gerçek bir Göztepe sevgisini örgütlemek için varız; karşılıksız ve hiyerarşisiz. Göztepe tribününün tek kurtuluşunun koşulsuz ve dayatmasız bir sevgi olduğunu biliyoruz ve bunu örgütlemek için bir araya gelmiş bulunuyoruz.

4. Bizler futbolu ve Göztepe’yi hayattan farklı tanımlamadığımız için rakip olmayı da hayattan farklı tanımlamıyoruz. futbolu nasıl sokakta top oynayan çocuklar üzerinden algılıyorsak, rakip taraftarı da sokakta top oynayan yan mahallenin çocukları olarak görüyoruz. Ve çocuklar arasındaki rekabetin içinde nasıl düşmanlık, şiddet ve öfke yoksa bizim rakiplerimiz olarak gördüğümüz takım veya taraftar gruplarına karşı da hissettiğimiz şeyde öfke yoktur. Hissiyatımızın tek ismi gururdur.

5. Hayattan bağı kopmamış bir tribün kurguladığımız için bizim faaliyet alanımız sadece stadyumlar değildir ve tribünde tezahüratını yaptığımız, pankartını açtığımız her şey de futbolla alakalı değildir. Bir işçi direnişi, bir barış mitingi ve bir öğrenci eylemi bizim için tribün olarak içinde bulunulması gereken yerlerdir. Tribünün sorununu sokağa, sokağın sorununu tribüne taşıyabilmek için beraber olanlarız bizler. Kısacası tarafız ve taraftarız.

6. Bizim dışımızda, futbolun egemenleri tarafından çirkinleştirilmiş ve kişiliksizleştirilmiş futbol dünyasında dayatmalara ve cezalara karşı omuz omuza mücadele edeceğiz. Ceza alan ve tribününden (yaşam alanından) koparılmış her taraftar, hangi takım taraftarı olursa olsun bizim gündemimizdir. Çünkü biz, kurtuluş yok tek başına, ya hep beraber ya hiçbirimiz sloganına sahip çıkanlarız.

7. Kulüp sevgisinden uzak tüccar başkanların, bizi müşteri olarak görmesine izin vermeyeceğiz. Çünkü Göztepe’miz için başkanların, şirketlerin, yöneticilerin gelip geçici olduğunun ve tek kalıcı şeyin biz taraftarlar olduğunun farkındayız. Tribünü doldurmayı sadece bilet fiyatlarına endeksleyen ve arma aşkını “store”lardaki afili kreasyonlarıyla etiketleyenler, bizim için Göztepe sevgisinin maddi bir karşılığının olmadığının farkında bile değiller. Bizler müşteri değiliz, bu kulübün gerçek sahipleriyiz. Ve yine bizler, başkanlar ya da yöneticiler tarafından tutulan deplasman otobüsleri veya verilen maddi desteklerle satın alınabilecek, yönlendirilebilecek insanlar değiliz. Çünkü bizler, karşılıksız ve hesapsız şekilde bir sevginin peşinde koşanlarız. Biz Göztepe’mizi bizi satın alamayacaklarını unutmayarak ve unutturmayarak seviyoruz. Ve bizler, hiçbir zaman hiçbir koşulda makul taraftar olmayacağız!..

Neden solaçık?

Bizler, yukarıda anlattığımız sebeplerden dolayı futbola, taraftarlığa, tribüne ve Göztepe’mize farklı bir açıdan bakıyoruz. Ve siz de eğer bizim gördüğümüz ve hissettiğimiz ruhu hissedebiliyorsanız, bizleri “açık tribünün en solunda” bulabilirsiniz. Hemen baştan belirtelim ki bizim açık tribünü bölmek, orada başkalaşmak ve gruplaşmak gibi bir derdimiz yok. Sol taraftayız çünkü yüreğimiz solda atıyor. Sol taraftayız çünkü dünyadaki tüm muhalif tribünlerin olduğu yerdeyiz. Evet, biz grubuz; ama emin olun ki grup olmayan bir grubuz. Hiçbir zaman kafaya çıkmayacağız. Hiçbir zaman bir “abimiz” olmayacak. Hiçbir zaman bir amblemimiz Göztepe’mizin armasından daha değerli olmayacak.

Derdimiz, tribünlere gelmeyen futbol ve arma sevdalılarının, kentli yurttaşların da futbolun şenlik alanı stadyumlara çekilmesidir.

Ve bizler diyoruz ki; futbol, hayat ve ekmek ve özgürlük ve aşk ve emek bizim gündemimizden hiç düşmeyecektir. Başka bir dünya, başka bir futbol ve başka bir Göztepe mümkün…

Kaynak: WikiSosyalizm