Her yıl Adana Büyükşehir Belediyesi tarafından düzenlenen, ülkemizin gelenekselleşen film festivallerinden biri haline gelen Uluslararası Adana Film Festivali, 24. kez düzenlendi. 25 Eylül – 1 Ekim 2016 tarihleri arası, zaman durdu ve kalpler sinema için atmaya başladı. Her yıl olduğu gibi bu yılda Adana şehri, bir hafta boyunca sinema kendi haline geldi. Şehrin her bir tarafı afişlerle doluydu. Sevgi kortejine ilgi yoğundu. Bu sene ilk kez yapılan Kültür satan Kasabası, festival için güzel bir başlangıç oldu. Aslında bu kasaba, ülkedeki diğer festivallere de kapı açarak bir kucaklaşma yaşattı ve bu çok değerli.

Her ne kadar festival ekibinin geçen seneki sistematik ve planlı ilerleyişini bu sene biraz sıkıntılı görmüş olsam da; halkın sinema salonlarına yoğun ilgisi ve Adana izleyicisinin sinemaya, festivale karşı yoğun ilgisi bu festivalin büyük bir ihtiyaç olduğunu bir kez daha gösteriyor. Bu sene davetli sayısı fazla olduğu için, halktan gelenlerin birçoğu ayakta kaldı. Bunu birçok gösterimde gördüm ve festivalin bunun için her sene önlem alması gerektiğini düşünüyorum. En azından Ulusal yarışma filmlerine gösterilen yoğun ilgi görülmeli ve belki de ikinci bir salon daha ayarlanmalı.

Ödül töreni gecesi ise güzel hazırlanmasına rağmen, birçok sıkıntıyla cebelleşti. Bunlardan en büyüğü, yönetmen Semih Kaplanoğlu ve sunucu Meltem Cumbul arasındaki “el sıkışmama” muhabbetiydi. Bu konuda söylenecek çok fazla şey var, ki konuşuluyor da. Ama bu meseleyi uzatmak festivale sıkıntı vermemeli. Sunucuların festival hakkında değil de “Adanalılık” hakkında uzun ve boğan muhabbetleri ise gerçekten çok kötüydü. Her festivalde olduğu gibi bu ödüller konusu yine tartışmalı konuşmaların baş konusu oldu. Kötü şeyleri konuşmaktansa iyi ve güzellikleri konuşmak bence daha güzel. Ödüllerin tam listesini göremediyseniz ben sizin için hemen hızlıca paylaşıyorum:

Ulusal Uzun Metraj Film Yarışması Ödülleri

En İyi Film: Aşkın Gören Gözlere İhtiyacı Yok
Yılmaz Güney Ödülü: Daha
Adana İzleyici Ödülü: Daha
En İyi Yönetmen: Onur Ünlü – Aşkın Gören Gözlere İhtiyacı Yok
En İyi Senaryo: Pelin Esmer & Barış Bıçakçı – İşe Yarar Bir Şey
En İyi Kadın Oyuncu: Başak Köklükaya – İşe Yarar Bir Şey
En İyi Erkek Oyuncu: Fatih Artman – Aşkın Gören Gözlere İhtiyacı Yok
Yardımcı Rolde En İyi Kadın Oyuncu Ödülü: Hare Sürel – Aşkın Gören Gözlere İhtiyacı Yok
Yardımcı Rolde En İyi Erkek Oyuncu Ödülü: Ahmet Varlı – Taş
En İyi Müzik: Mustafa Biber – Buğday
En İyi Görüntü Yönetmeni Ödülü: Gökhan Tiryaki – İşe Yarar Bir Şey
En İyi Sanat Yönetmeni: Naz Erayda – Buğday
En İyi Kurgu: Ayris Alptekin – Kar
Türkan Şoray Umut Veren Genç Kadın Oyuncu: Hazar Ergüçlü – Kar
Umut Veren Genç Erkek Oyuncu: Hayat Van Eck – Daha / Halil Babür – Kar
SİYAD En İyi Film Ödülü: Daha
FİLM-YÖN En İyi Yönetmen: Semih Kaplanoğlu – Buğday
Jüri Özel Ödülü: Körfez – Emre Yeksan

Uluslararası Uzun Metraj Film Yarışması Ödülleri

En İyi Film Ödülü: Loveless (Andrey Zvyagintsev)
Jüri Özel Ödülü: A Gentle Creature (Sergei Loznitsa)

Uluslararası Kısa Film Yarışması Ödülleri

En İyi Belgesel Film Ödülü: Bıraktığın Yerden (Volkan Güney Eker)
En İyi Canlandırma Film Ödülü: Kötü Kız (Ayçe Kartal)
En İyi Deneysel Film Ödülü: İrony (Radheya Jegatheva)
En İyi Kurmaca Film Ödülü: İt’s Just A Gun (Brian Robau)

Uluslararası Öğrenci Filmleri Yarışması Ödülleri

En İyi Belgesel Film: 683 (Canberk Şimşek)
En İyi Canlandırma Film: Eat, Pray, Bird (Huang Ji, Derrick Fun, Jeremy Teo)
En İyi Deneysel Film: Tablo (Mert İnan)
En İyi Kurmaca Film: 3.5 Lira (Hasan Ali Kılıçgün)

Adana Kısa Film Maratonu Yarışması Ödülleri

Orhan Kemal Birincilik Ödülü: Suda Zaman Yok (Ali Aktemur)
Yaşar Kemal İkincilik Ödülü: Kebapçı Mehmet (Nevzat Hız)
Muzaffer İzgü Üçüncülük Ödülü: Beni Yılmaz Güney’e Benzetiyorlar Biraz (Engin Yıldırım)

Hangi filmler izlendi?

Festivali başladığı günden sonuna kadar takip edebilmek, muhteşemdi. Yabancı filmlerden bir iki tanesini takip edebilmenin yanında, özellikle ulusal uzun metrajlı film yarışmasındaki seçkiyi takip etmeyi çok istiyordum. Çünkü bir çoğu Türkiye prömiyerlerini yapacak ve ilk defa görücüye çıkacaktı. Filmler arasında sadece Orhan Eskiköy’ün “Taş” filmini 28. Ankara Uluslararası Film Festivali’nde takip edebilmiştim. Yerli yapımlardan, sadece Onur Ünlü’nün “Aşkın Gören Gözlere İhtiyacı Yok” filmini izleyememek, büyük şanssızlık oldu. Onun dışındaki diğer yapımları takip edebilmek büyük şanstı.

Pelin Esmer’in yönettiği, Barış Bıçakçı ile senaryosunu yazdığı “İşe Yarar Bir Şey” en favori filmim oldu. İkili, özenle hazırladıkları şiirler ve hikaye ile içimizi titreten duygularla dolu bir masalın içine sokuyor bizleri. Hele ki Leyla karakterini canlandıran güzel oyuncu Başak Köklükaya’nın inanılmaz oyunculuğu da filmi büyük bir artısı. Köklükaya’nın Leyla karakterini adeta yaşadığını görebilmeniz mümkün. Gönlümüzün de festivalin de En İyi Kadın Oyuncusu olan Köklükaya, ödülünü “Hala direnmekte olan, onuruyla yaşamayı seçen ve onuruyla yaşamak için direnenler adına alıyorum.” derken bile o kadar çok etkiledi ki herkesi, inşallah değerler hep onunla olur.

Festivalde tek bir ödüle bile kavuşamayan, ama bir çoğumuzu kurduğu Neslihan dünyasıyla içinde büyüleyen “Sofra Sırları”, Ümit Ünal’ın uzun aradan sonra yeni filmi. Durağanlığın ve hareketliliğin muhteşem bir uyumunu görebiliyorsunuz filmde. Ayrıca Demet Evgar’ın şahane oyunculuk yorumunu da yabana atmamak gerek.

Başarılı sinematografisi ve dikkat çektiği önemli konu ile güçlü bir temaya sahip olan “Daha”, oyunculuğuyla tanıdığımız Onur Saylak’ın yönetmen koltuğundaki ilk uzun metrajlı projesi. Başarılı dengelemeleriyle teknik altyapısını da yüksekte tutan yapımın iki başrolü Ahmet Mümtaz Taylan ve Hayat Van Eck, uzun ve güçlü alkışları hak ediyorlar. Özellikle genç oyuncu Hayat Van Eck, gelecekte çok karşımıza çıkacak başarılı isimlerden biri hale gelecek.

“Buğday”, Yumurta-Süt-Bal üçlemesinin ardından 7 yıldır göremediğimiz usta yönetmen Semih Kaplanoğlu’nun yeni projesi. Gelecekteki yaşan için fazla umutsuz ve hüzünlü yaklaşan film, aslında izleyenleri önlem almak için bir hıza teşvik etse de, güçlü senaryosu ve başarılı sinematografisiyle izlenmeye değer kılan bir yapım olarak ön plana çıkıyor. Film siyah beyaz olmasına rağmen görüntü işçiliği çok iyi, bu ince çizgi çok önemli. Mesela “Taş” filmi oyunculuklarıyla ön plana çıksa da, “siyah –beyaz” meselesi sinematografiyle dengeli duramıyor ve bu tarz, o filme uyamıyor.

Günümüzde yeni yeni denenmeye başlanan gençlik filmleri arasına, Emre Erdoğdu’nun ilk uzun metrajlı filmi “Kar” da katılıyor. Müzeyyen ve kardeşi Ali arasındaki yeni tanışmaya doğru fokuslanan film, güçlü oyuncularıyla göz kamaştırıyor. Özellikle Ozan Uygun, Ali karakterinin baştan sona kadar değişiminin başarılı bir şekilde izleyenlere yansıtıyor ve benden Umut Vaad Eden Oyuncu ödülünü alıyor.
Erdoğdu, ilk filmine göre başarılı bir hikaye ile yola çıksa da, kamera ve sinematografide daha iyi olmalıydı dememekten de kendimizi alamıyoruz. Filmdeki fazlaca aktüel kamera kullanımı filmde sorunlara yol açıyor, ama filmin umut vaad ettiğini her zaman belirtmek gerek.

Michael Haneke’nin, 2017 Cannes’da Altın Palmiye için yarışan ve 90.Oscar Ödülleri’nde Avusturya’nın “Yabancı Dilde En İyi Film” dalında adayı olan “Happy End” i festivalde izleme şansı buldum. Haneke yine sert diliyle adeta bir balyon indirmeye devam ediyor yeni filminde. Isabelle Hupert’in başarılı performansı ve senaryodaki anlatım dili, filmi başarılı kılan etkenlerden. Rosemary Myers’ın yönetmenliğini üstlendiği “Girl Asleep” ise adeta 80’li yıllara doğru bir çocukluk rüyasına daldırıyor. Greta’nın değişen yeni hayatı, başka insanlarla arkadaşlığı ve bunu üstüne doğum gününde yaşadıklarına fokuslanan film, izleyenlere keyifli anlat yaşatıyor.

“Deniz Ali Tatar’la 6.SEANS | 24. Uluslararası Adana Film Festivali”
özel bölümünü buradan izleyebilirsiniz: