Ana SayfaEkolojiDoğaTek başına 40 farklı meyve veren ağaç sürdürülebilir bahçeciliğin geleceği olabilir

Tek başına 40 farklı meyve veren ağaç sürdürülebilir bahçeciliğin geleceği olabilir

-

Sanatçı ve aynı zamanda New York’ta bulunan Syracause Üniversitesi’nde bir profesör olan Sam Van Aken, “çentikli aşılama” isimli bir yöntem kullanarak 40 farklı türde meyve verebilen bir ağaç yarattı.

National Geographic’e verdiği röportajda Van Aken, bu fikrin aklına çocukluğunda gördüğü bir aşılama yönteminden esinlenerek geldiğinden bahsediyor.

Van Aken, son birkaç yılda New York eyaletini karış karış gezerek farklı çeşitlikte birçok çekirdekli meyve buldu. Bu sebepten ötürü ağaç çiçek açma zamanında farklı meyvelerin çiçekleriyle rengarenk bir hal alıyor.

Ayrıca, Van Aken ürettiği her bir ağacı haritalandırırcasına şemalarını tutuyor.

Üzerinde çalışacağı ağaç üç yaşına geldikten sonra ana dallarına birer çentik atıp başka bir ağacın dalını ona aşılayarak nakil işlemini gerçekleştiriyor. Zamanla ana gövdenin dal özellikleri yok oluyor ve dal aşılanan bitkinin türüne dönüşüyor.

Van Aken verdiği açıklamada; “Bu aşılamalarla birlikte, dört dal sekiz dal oluyor. Bir sonraki sene bu sayı onaltıya katlanıyor. Ardından da otuzikiye. Bu iş temelde sekiz dokuz yıllık bir çalışmanın ürünü” dedi. Bahar geldiğinde ağaç taşıdığı meyve çiçeklerinin renkleriyle çevreleniyor. Yaz geldiğinde ise çalışmanın ürünü olarak sıra halinde meyve silsileleri oluşmaya başlıyor. Bunca çalışmanın ve verilen emeğin sonucu ise tadına doyulmayan ve envai çeşitte meyvelerden oluşan hasat!

Van Aken şehir genelinde müzelerin, toplum merkezlerinin ve özel mülklerin bahçelerinde toplamda 16 adet “40 Meyveli Ağaç” yetiştiriyor. Yeni projesi ise, şehir geneline kuracağı bostanlara bu ağaçlardan dikmek.

Van Aken bu ağacı gören insanların, bahçelerinde ne yapacaklarını kestiremeyecekleri çoklukta tek tür meyve veren bir ağacın olması yerine yılın belirli dönemlerinde, yetecek miktarda ve çeşite meyve veren bir ağaç istediklerinden bahsetti.

Kaynak: Buzz Feed, IFL Science, Science Alert

SON YAZILAR

Cephede enerji hasadı: Mimariyi canlı bir organizmaya dönüştürme manifestosu

Modern mimaride akıllı bina kavramı dijitalleşme ile anılırken, Hamburg’daki BIQ House bu zekayı biyolojiden alıyor. Dünyanın ilk biyoreaktif cepheli yapısı, cam panellerin içinde yaşayan mikro-alglerle hem enerji üretiyor hem de binaya dinamik bir gölge sağlıyor. Statik beton bloklardan, yaşayan organizmalara geçişin hikayesi.

Doğa kendi evini inşa ediyor: Karbon negatif bir yapı bloğu olarak “Kenevir Betonu”

İngiltere'deki Flat House, kenevir tarlasından doğan duvarlarıyla mimaride devrim yaratıyor. Karbon negatif, prefabrik ve nefes alan kenevir betonu (hempcrete) teknolojisini inceledik.

Bir sandalyeyi yetiştirmek: Nucleo’nun Terra projesi üzerinden ekolojik tasarımın yeni dili

Endüstriyel üretimin hakim olduğu bir çağda, tasarımın doğayla ilişkisi çoğu zaman "malzeme seçimi" düzeyinde kalır. Oysa bazı projeler, bu ilişkinin yalnızca yüzeysel bir tercih değil,...

Doğadan mimariye: Cam, deri ve çeliğin ötesinde ahşap atıklardan yeni nesil kompozitler

Günümüzde karşı karşıya olduğumuz çevresel zorluklar, yenilikçi çözümler ve sürdürülebilir malzemeleri her zamankinden daha önemli hale getirdi. Doğal kaynaklarımız hızla tükenirken, iklim değişikliğinin yıkıcı etkileri...
Konuk Yazar
Konuk Yazar
Siz de Gaia Dergi'de yazılarınızın çıkmasını istiyorsanız [email protected] üzerinden iletişime geçebilirsiniz.

ÇOK OKUNANLAR

95,278BeğenenlerBeğen
17,593TakipçilerTakip Et
22,156TakipçilerTakip Et
243AboneAbone Ol