Afrika Yaban Hayatı Vakfı (African Wildlife Foundation), can çekişmekte olan dünyayı kendi bulduğu bir merhemle iyileştirmeyi planlıyor. Bütün çabaları, dünyanın ciğerlerini sönmekten kurtarmak için.

Organizasyonun icra kurulu başkanı Patrick Bergin, endişelerini “Dünyanın iki akciğeri olduğunu var sayarsak, birisinin Amazon Ormanları, diğerinin ise Kongo Havzası olduğunu söyleyebiliriz. Kongo Havzası, özellikle iklim değişikliği söz konusuyken, herkesin hakkında endişelenmesi gereken bir yerdir” şeklinde belirtiyor.

Kongo Havzası aynı zamanda, bonobo maymunu, orman filleri ve Kongo tavus kuşuna da ev sahipliği yapar ve burası olmazsa onlar da yok olur. Bergin, insanlığın doğumuna ev sahipliği yapmış ve medeniyetin beşiği olan Afrika kıtasında, doğayı kurtarmayı amaçlayan bir dizi yenilikçi çalışma başlatmış.

Gelecek yıllarda Afrika Yaban Hayatı Vakfı, kıtanın ücra yerlerine, doğal hayatı koruma ve geliştirme açısından eğitici olacak 15 ilkokul açacak. Açılacak okulların yeri, doğayı koruma açısından stratejik noktalardan seçilmiş. Okulların eşsiz ve estetik bir mimariyle inşa edilmesi ve konaklama açısından da rahat kılınması planlanıyor ki, Afrika’nın en iyi öğretmenleri burada çalışmak için can atsınlar.

Vakıf sadece doğa koruma okullarını açmakla kalmayacak, üstelik okulların bulunduğu bölge halkıyla da topraklarının bir kısmını koruma alanı ilan etmeleri ve oralarda avlanmanın, ağaç kesmenin ve izinsiz yapılaşmanın kesinlikle yasak edilmesi konusunda anlaşma yapacak.

Bergin; “Bu çok güzel bir pazarlık olacak, bu bölgelerdeki insanlar toprak açısından çok zenginler; fakat maddi açıdan da bir o kadar fakirler. Onlara okul açmaları için gereken yardımı yapıyoruz, karşılığında da topraklarının bir kısmını koruma alanı olması için alıyoruz” şeklinde konuştu.

Çalılıklardaki eğitim

Bergin, Afrika’da iş eğitime geldiğinde bütün kaynakların ilk önce okullara, daha sonra civardaki kasabalara kullanıldığını belirtiyor. Kasabalara uzak olan çalılık arazilerde yaşayan çocukların ise, göreceli olarak dezavantajlı olduklarını ekliyor. Doğayı korumak için gidilmesi ve yardım edilmesi gereken noktaların da tam olarak çalılık araziler olduğunu belirtiyor. Bergin bir konuşmasında; “Çocuklar iyi bir eğitime ulaşma şansı bulamadıklarında, doğal kaynakları tüketerek yaşamaları gereken bir hayatla lanetleniyorlar. Modern ekonomiye katılabilecekleri bir iş eğitimi almadıkları takdirde, avcılık ve kerestecilikten başka yapacak bir şeyleri kalmıyor” demişti.

Bergin, Afrika’da iş eğitime geldiğinde bütün kaynakların ilk önce okullara, daha sonra civardaki kasabalara kullanıldığını belirtiyor. Kasabalara uzak olan çalılık arazilerde yaşayan çocukların ise, göreceli olarak dezavantajlı olduklarını ekliyor. Doğayı korumak için gidilmesi ve yardım edilmesi gereken noktaların da tam olarak çalılık araziler olduğunu belirtiyor.
Bergin, Afrika’da iş eğitime geldiğinde bütün kaynakların ilk önce okullara, daha sonra civardaki kasabalara kullanıldığını belirtiyor. Kasabalara uzak olan çalılık arazilerde yaşayan çocukların ise, göreceli olarak dezavantajlı olduklarını ekliyor. Doğayı korumak için gidilmesi ve yardım edilmesi gereken noktaların da tam olarak çalılık araziler olduğunu belirtiyor.

Sürdürülebilir okullar

Okul inşaları Kongo Demoktarik Cumhuriyeti’nin ücra bir köyü olan Ilima’da çoktan başladı bile. Köy, iki koruma alanının arasında bulunan ekolojik koridorun tam ortasında. Bergin; “Afrika’nın pek çok ücra köşesinde çalışıyoruz; ama işi güzel yapan da bu” şeklinde açıklama yaptı. Bahsedilen yere gitmek iki gün boyunca motorlu kano seyahati yapmakla, üzerine de beş saat motorsiklet sürmekle mümkün oluyor. Bu da demek oluyor ki, bölgeye inşaat malzemesi götürmek oldukça zor.

Mimarlık firması MASS Design Group, okulların inşasında Afrika Yaban Hayatı Vakfı ile beraber çalışıyor. Ilima için kullandıkları malzemeler edinilmesi ve taşınması kolay olanlarından seçilmiş. Proje yöneticisi Andrew Brose; “Okul bir gün tamir gerektirirse, yerliler çimento ve çelik gibi taşınması zor malzemelere mecbur kalmayacaklar” şeklinde konuştu.

Ilima İlkokulu
Ilima İlkokulu

MASS Design bunu mümkün kılmak için çevredeki doğal yapı malzemelerini araştırdı ve en uygun olanlarını bir araya getirdi. MASS Design icra kurulu başkanı Michael Murphy, bölgedeki yerel inşalara baktıklarında zaten kullanılan malzemenin iklime uygun ve sürdürülebilir olduğunu farkettiklerini söyledi, dolayısıyla da yerel halktan kopya çektiklerini itiraf etti. Yerel halk, yağmur yağdığında kafalarındaki bilgilerle, atalarından öğrendikleri şekilde yapılar inşa edebiliyor.

Binalar temel olarak, çamur tuğlalar ve yerel çalı çırpıdan yapılıyor. Brose ve ekibi en dayanıklı tuğlaları üretebilmek için değişik toprakları, civardaki palm yağı ile karıştırıp denemeler yapmış.

Yağmur ormanları ikliminde bina yapmak demek, yüksek ısı ve yoğun yağışlara dayanıklı bir şey ortaya koymak demek. Binanın duvarını çatıya kadar örmek yerine üçte birini açık bırakarak serin bir tasarım yaratmışlar. Binaya ekledikleri yağmur olukları da, su ihtiyacını doğal yollarla karşılamak için iyi bir fikir olmuş.

Murphy’ye göre okul, yaptıkları en sürdürülebilir binalardan biri.

“Modern ekonomi”ye bir geçiş kapısı

Bergin gibi, Murphy de okul projesini kıta için gerçekten çok önemli buluyor ve ekliyor; “Bu proje öyle gelgeç bir proje olmaktan çok öte, daha iyi bir inşa kültürü oluşturmak için sistematik bir değişimin başlangıcı, heyecanımız da bu yüzden.”

Murphy’ye göre MASS Design tarafından bina yapmak konusunda eğitilen yerel halk, gelecek yıllarda yüzlerce yeni okul yapabilecek. Afrika’daki nüfus her geçen gün artış gösteriyor ve ilerleyen zamanlarda ucuza mal edilebilen yerel okullara çok ihtiyaç olacak gibi duruyor.

Kaynak: CNN English
Başlık Görseli: The Huffington Post