Adımlarımızı sayacağız. Telefonumuza uygulamalar yükleyeceğiz. Birileri bizi takip edecek, Hindistan’dan yukarıya (?) uydu yollayacağız. Büyük göz ve çift başlı kartal yolumuza yoldaş olacak. Peki öyleyse, “Sıçrayan Midilli Hanı’na” girmeye hazır mısın dostum?

Ağzına bir parça ekmek ve biraz da şarap verip seni şu sıralara alalım. Bol sembolik göndermeler de bizim olsun. Geçenlerde izlediğim Bad Batch‘de (Ki izlemenizi tavsiye ederim, biraz istismar sineması gibi gelebilir ama oyuncular iyi vermiş atmosferi; mutlu son da var, ekmek de var. Şimdi eriller bana sesleniyorlardır “Abi boşuna izletme, konusu olsun, aksiyon olsun.” diye. Sesinizi duyuyorum dostlar ama bu Zombie Strippers değil, peşin söyleyeyim. Yine de biraz Gölge çalışması yapabilirsiniz. Biraz Jung okuyun dostlar, çavuşu da rahat bırakın. Hava sıcak.) konu yine çöl ve insanın bu dünya okulundaki işleri.

“Derdi dünya olanın, dünya kadar derdi olur.” diyen Yunus Abi, dergahına eğri odun getirmemek için gösterdiği içsel iradeyi, biz şu sözüyle devam ettirelim: “Hak bizim olsun Gâfil ne bilsin – Hak’kı seven var”. Bu en dik çıkıştır belki, senin halin hal olmuştur Pir Sultan‘ın dediği gibi. Çünkü bir sonraki şiirde ya da soruda “Beni bu dünyaya neden getirdin?” diyor. Azam Ali de şahane söylemiştir onu. Neyse, soru burada.

Ya niçin getirdin dost dost

Dünyaya beni beni dost beni beni

Soru bu. Niçin getirdiğini soruyor. Peki dostlar, gelen kim? Ya da ne? Bu nasıl bir şey? Neler var heybenizde bu gelme/getirme ile ilgili? Ortada organik bir beden var, bir de varlık var. Onun arkasında da madde dünyasıyla direkt alakası olmayan Ruh var*. Ruh’un ihtiyaçları hakkında herhangi bir bilgimiz yok; ruh, varlık aracılığıyla buradaki işlerini yapıyor. Varlığa bir araç lazım; koklaması, dokunması ne oluyor burada? demesi için. Büyük büyük nedensellik ve diğer alt alt nedensellik için anlamaya ve dönüşmeye devam ediyoruz, “yol” fikri ile. Bu hızlı entelektüel geçişten sonra silkelenelim ve sohbetimize geri dönelim.

Vahiy 22:12-13’te İsa “Vereceğim ödüller yanımdadır. Herkese yaptığının karşılığını vereceğim. 13 Alfa ve Omega, birinci ve sonuncu, başlangıç ve son Ben’im.” der.

Evet dostlar, dönüş böyle bir şey işte. “Başlangıç ve Son“, neden yaratıldığımızın cevaplarını buralardan da bulabiliriz. Rab, ödüllerim yanımdadır diyerek neyi kastetmiştir acaba? Yapılanların bir karşılığının olması bizim için üst iradeyi kabul etmenin başlangıcı mıdır yoksa ? Kendimizi bir bütün olarak gördüğümüz ve ego zenginliğinin başlangıcı olan zamana dayalı bu geçişler neyi gösteriyor bize?

Görünmeyen Babil Kulesi‘nin zararlarını hissetmedik mi daha?  Başlangıç ve Son’un aynı anda aynı yerde olması, bizim için haritanın sağındaki sürekli kuzeyi ya da yukarıyı gösteren pusulanın yönü gibidir, oldukça da kıymetlidir. Bu tarz değerli taşları toplayın dostlar, biriktirin. Daha sonrası başka bir şey için takas edersiniz.

Elinde bir parça Ruby olan var mı? Horidic Cube‘te birleştireceğim de. Diabloculara selam olsun.

Dipnot

* Ruh-madde endirekt ilişkisi; ‘ruh’lar ile kâinat cevherleri arasında sonsuz bir erişilmezlik bulunduğundan, kâinatların hiçbiriyle doğrudan ilişki kuramayan ruhların ‘tekâmül’ ihtiyaçlarını bulundukları davranışların, bu kudret sayesinde, sanki bir aynadan yansıtılıyormuş gibi, madde cevherine tesirler hâlinde yansıtılması ve ‘madde’nin bunlara göstereceği reaksiyonların da aynı kanaldan ruhlara yansıtılması şeklinde dolaylı yoldan sağlanan ilişkidir.

Şiirin devamı için tıklayınız.

Müzik: 1, 2