Türkiye’de 1960ların sonlarına doğru ortaya çıkmış olan arabesk, Türkiye’de müziğin konumlanışına bakmak ve toplumsal sorunların bireylerdeki etkisini anlamak açısından ve özellikle bireylerin problemlerini anlamak açısından oldukça önemli bir müzik türüdür. Fransızcadan Türkçeye geçen arabesk sözcüğünün anlamı ise “Arap tarzı“dır. Burada özellikle Arap tarzı müzik olarak ele alınması arabeskin bir Arap müziği olduğunu göstermekten ziyade Arap ezgilerinden ve Arap müziğine özgü usullerden etkilenen bir Türk müziğini işaret etmektedir.

Arabesk, genel olarak umutsuz aşkları, kişilerin günlük dertlerini, umutsuzluğunu ve başarısızlığını konu edinmektedir. Bununla beraber ortaya çıktığı dönemde, Türk kentlerinin çevresinde oluşan bütün bir göçmen kültürünü betimleyen bir anlam da kazanmıştır. (Özbek, 2003, s.168) )

Kazandığı bu anlamda özellikle köyden çalışmak için kente gelen işçilerin, göçten sonra köyde bırakılana – aile, çocuk, anne, baba veya sevgili- karşı duyulan özlemi, göç sonrasında karşılaşılan kendinden daha modern bir yaşantı sürdüren ve bu yaşantı da farklı mesleklerden gelirlerini elde eden kişilerin yaşantılarını görmesi ve hızlı modernleşme ile ortaya çıkmış olan farklı yaşantıları dile getiren bir müzik türü olması oldukça etkilidir.

Arabesk müziğin özellikle belirli sınıf sorunlarına ışık tutmasından ziyade önemli bir özelliği de ataerkil sistem içerisinde yer bulması ve bu sistemin biraz da olsa güçlenmesine katkıda bulunmasıdır. Arabesk, genel olarak bir geçiş dönemi ürünü olarak görülse de bir ürün olmaktan ziyade bu geçişi etkileyen önemli bir unsur olarak da ele alınmalıdır. Özellikle yoksul kent işçisi ve yoksul kent ailesini etkileyen bir müzik olmaktan ziyade modern bir hayat içerisinde modern hayatla yeni yeni tanışmaya başlamış olan insanların bunalımlarını anlatması açısından da dönemde oldukça etkili bir müzik türü olmuştur.

Arabesk, ortaya çıktığı dönemde bir müzik türünü, sahnedeki gösteriyi ifade etmenin yanında bütünleştirici olarak bir kültürü de işaret ediyordu. Bu yüzden arabeske bir müzik türü olarak yaklaşmanın yanı sıra bir kültür olarak yaklaşmak daha doğru olacaktır. Birleştirici etkisinin ortaya çıkması genel olarak kent etrafında ortaya çıkması ve genel olarak bir göç sonrası etkinliği karşılaşılanı ifade edişi ile örtüşmektedir.

Arabeskin ortaya çıktığı dönemde birçok önemli isimin de ortaya çıkışı gözlemlenmiştir. Örneğin Orhan Gencebay arabeski daha çok kent civarında yaşayan ve çalışmak için kente göçmüş ve moderniteyle karşılaşmış kişilerin sorunlarına da değindiği için genel olarak bu kültür içerisinde bir ağabey niteliği taşımaktadır. Arabeskin parlak dönemi ortaya çıkışından on yıl sonra gerçekleşmiştir. Bu dönemde birçok kadın ve erkek sanatçı bu türdeki şarkılarını piyasaya sürmüş ve arabesk müzik çeşitlilik kazanmıştır.

Müzik genel olarak toplumla iç içe olanla ve toplumsal olanı bize farklı bir tarzda gösterdiği için her müzik türü farklı türden insanlara hitap etmiştir. Arabesk de ortaya çıktığı ilk dönemde genel olarak kent dışına, işçilere, modern hayatla karşılaşan bireylere hitap eden bir müzik türüyken bu ortaya çıktıktan kısa bir süre sonra kent içine de girmeyi başarmış ve dönemle, sistemle alakalı birçok konuyu da içine çekerek popüler bir kültür haline gelmiştir. İlk zamanlar da genellikle belirtilen sorunları konu edinse de daha sonraki dönemlerde kent içerisinde yaşayan kadınların, erkek egemen sistem içerisindeki sorunlarına, gençlik sorunlarını da görme biçimi olarak karşımıza çıkmaktadır.

Bu dönemde özellikle erkek egemen sistem içerisinde yaşayan kadınların sorunları özellikle üzerinde durulması gereken bir şeydir. Çünkü bu dönem içerisinde arabeski üretme aracı olarak kadınlar büyük bir önem taşırken yine erkek egemen bir sistem olan arabesk tarafından sömürülen ve görülmeyenler de kadınlardır. Bu sistem içerinde var olan ve birçok müziğin ortaya çıkmasını sağlayan kadınlardan hazırlanan seçkiler ve döneme damga vuran müzikleri de yazının devamında dinleyebilirsiniz.

Bergen – Sen affetsen

Orhan Gencebay- Batsın bu dünya

Ferdi Tayfur- Bir sabahçı kahvesi

Neşe Karaböcek- Yağmur Ağlıyor

Gülden Karaböcek- Kırılsın Ellerim

Kaynak: Popüler Kültür ve Orhan Gencebay Arabeski, İletişim Yayınları, İstanbul, 1991., Türkiye’de Arabesk Müzik Kültürü ve TRT Sansür Kararlarının Etkisi: “Sen Benim İçimde Bir Korkulu Rüya..” ÇAĞATAY ŞAHİN 1