Değiştirilmiş Karbon ya da orijinal adıyla Altered Carbon, Laeta Kalogridis yapımcılığında 2 Şubat’ta Netflix’te yayınlanmaya başladı.

Richard K. Morgan’nın aynı isimdeki 28 Şubat 2002 çıkan Philip K. Dick Ödülü kitabından uyarlanmış ve ilk sezonu on bölüm olacak şekilde çekilmiş ve ortala bir saat süren drama, bilimkurgu ve gerilim türünde bir dizi. Şimdi, biraz içeriye girelim. Fena bir dünya tasviri var.

Konu gelecekte bedenlerin değiştirilebildiği, hafızanın bir disk biçiminde bedenden bedene taşındığı bir dünyayı işliyor. Derin anlamlarına sonra değineceğiz ama önce elma şekerinin dışını biraz yalayalım çünkü çok tatlı! Şeker sağlığa zararlı demeyin sevgili beden taşıyan dostlarım, içsel hazlarımız için giriştiğimiz küçük ego hareketleri de bu dizinin bir konusu.

Dizinin geçtiği dünya Cyber Punk olarak bilinen, benimde bir parçamın ara ara gidip yaşadığı sonra “hişt! Bu kadar yeter, haydi geri gel” dediğim bir yer. Mor/Pembe ışıkların hakim olduğu, neon renklerle doldurulmuş desenlerin olaya verdiği his bir başka. Bedenler sık sık değiştirildiği için ölüm kavramına çok farklı bir yere gelmiş ve oldukça zengin olan ve kurguyu başlatıcı Bancroft şirketlerinin sahibi Laurens Bancroft’un ifadesiyle “Tanrıya ihtiyacın” olmadığı bir hale gelmiş dizi. Bedenleri birer organik ürün gibi o andaki şuur’un konakladığı bir mekan fikri, oldukça güzel bir bilgi. İNK’da da buna benzer bilgiler var, Richard abimiz neo-spritiüalizm çalışıyor sanırım. Beden bu kadar sık ve satın alınabilir bir şekilde değiştirildiğinden yazar “Din” kavramını da unutmamış ve neo-katoliklere de yer vermiş. Neo-katolikler beden öldüğünde başka bir beden almaya karşılar. Gelecek denen o şuur halinde bile “Cennet” kavramı yaratılmış. CyberPunk senaryolarda genellikle gördüğümüz bedensel hazların oldukça farklı ifadeleri ve uyuşturucu çeşitliliği burada da var tabi ki. Uyuşturucular sanal gerçeklik yaratıyor ve genellikle en hızlı emilimin olduğu gözden alınıyor.

Egoların gelişmiş olması ve insanların uygarlık olarak gelişmişliğinin görünen ifadesi olan teknoloji, sevgi/cinsellik gibi kavramları da ziyaret ediyor. BDSM kafasında yaşadığınız uç bir deneyim sırasında partneriniz öldüğünde, parasını verip daha iyisini alıp, kaldığınız yerden en son anıyla, en son farkındalık ve şuur haliyle işinize geri dönebiliyorsunuz. Bu kadar sık beden değiştirildiği ve bedenin sınırlı imkanlarında sadece fiziksel kalan zevk/hedonizm ve egosal kısır döngülerde Din kavramının old school, eski kafada kalması ilginç geldi bana. Biraz daha çeşitli din ve bedensiz yaşam anlayışına yer verilebilirdi.

Hayvansal bedenin düzenli ve mekanik döngüleri  kırıldığında, varlığın elde ettiği genişleme daha manevi ve anlayış genişlemesinin olduğu bir hal olması gerekmiyor mu? Beden anlamsız, al sat vur öldür, değiştir, kısa boylu al, pembe al, sarı al eee sonra? Yine gel bedensel hazlardan medet um. Doğum/Yaşam döngüsü ya da uzak doğudaki tabirle samsara döngüsünü kırmak için uğraşmak liyakat kazanmak varken hala bedensel/fiziksel seviyede hazların pekiştirilmesi kısır döngünün ve insanlığın açmazının tam bir kesiti olmuş dizide.

Şuur’un komple aktarılması kurgusal olmuş, şimdilerde de buna benzer organik/inorganik arasında veri aktarılması gibi çalışmalar yapılıyor ama sistemin sahiplerinin yerine geçme kafası başka bir hal.

Dizi sadece dışsal kalmamış ama içeriye yönelik çokta fazla vurgu yapmamış, izleyici kendi derinliğine göre tadı alıyor ve değer farkı/kıyas bilgisi elde ediyor. Bu anlamda yeni izlenimler alabiliyorsunuz, bir çeşit ifade zenginliği veriyor izleyiciye.

Cyber Punklarda açıklık/hazların hemen erişilebilir olma hali ve hemen her şekilde satın alınabilir olma hali ve bunun çoğu iradesi zayıf varlıklar için başka bir gerçekliğe kaçma imkanı vermesi, mevcut toplumumuza da farklı ilhamlar olmamasını  diliyorum.

Diziyi izlemek gerek. Ghost in Shell gibi derin bir manası olmasa da güzel bir yaklaşımı var. Linkleri aşağıda bulabilirsiniz.

imdb.com | | netflix.com | | altered-carbon.wikia.com | | İNK |