Animizm, diğer adı ile canlıcılık, ilkel devirde yaşayan insanların tüm doğa olayları, nesneler ve canlıların bir ruhu olduğuna inanan en eski dinlerden biridir. Animistler, doğadaki canlı cansız tüm varlıkları kendileri ile bir tutar; bu nedenle tüm doğa varlıklarına saygı duyarlar.

Animizm kura­mını antropolog Edward Burnett Tylor geliştirmiştir. Tylor, animizmi bütün dinlerin temeli kabul eder.

İnsanlığın ilkel devirden bu yana bilişsel gelişimi, çevresinde anlamlandıramadığı olayları yorumlayabilmesine; yorumladıkça da bunların ruhlarla bağlantılı olmadığına inanmasına sebep olmuştur. Artık rüyada yediği bir nesneyi gerçekte yemediğini ya da gök gürültüsünün sebebinin kötü ruhları kızdırması olmadığını kavramaya başlamıştır.

İlkel devirden günümüze insanlar, anlama/yorumlama ve öğrenme biçiminde hem nitelik hem de içerik açısından giderek yetkinleşmiştir.

İnsanlar, kendilerini diğer canlılardan farklı kılan bu özelliklerini keşfettikçe kendini diğer canlılardan farklı bir yerde konumlandırmaya başlamıştır. Böylece canlıların evrimini tetikleyen ekolojik, biyolojik, fizyolojik etkilere bir yenisi eklenmiştir; insan. İnsanın etkisi ile yapay seçilim hayatımıza girmiştir.

Yapay seçilim, bir canlının, başka bir canlıyı, çıkarları ve istekleri dahilindeki bir özelliğinden ötürü sürekli kayırarak ve aynı popülasyon dahilindeki bazı bireylerin zayıf özelliklerinden dolayı üremesine engel olarak, doğada meydana gelen seçilimi yapay yollarla tekrar etmesidir.

 Poem by Mary Lynn. Illustrated by veganmisanthrope

Tarım devriminden bu yana büyük hayvan türlerinin yüzde 90’ı insanların çeşitli amaç ve çıkarları doğrultusunda evcilleştirilmiştir. İnsanların kendi beklentileri doğrultusunda müdahalede bulundukları hayvanlar, hayvan endüstrisi başta olmak üzere yıllardır sosyal ve fiziksel birçok acıya mahkum bırakılmıştır.

İnsanların arzuları doğrultusunda diğer tüm canlılar üzerindeki bu etkileri, insana fayda ve hoşnutluğu ön planda tutan hümanist anlayışın da başlangıcı olmuştur. Hümanizm, insan varlığını tek ve en yüksek değer kaynağı olarak görmüş ve insanı tanrılaştırmıştır.

Peki tanrının tanımı nedir?

Evrenin ve her şeyin yaratıcısı, koruyucusu, yöneticisi olduğuna ve birliğine inanılan yüce varlık.

Bu bakış açısı, insan dışındaki tüm hayvanlara yapılan sömürüyü meşrulaştırmaktadır.

Yerdeki taştan gökyüzündeki buluta, küçük bir böcekten devasa bir mamuta kadar her varlığın kendisi ile benzer ruhu taşıdığına inanan; bu nedenle çevresi ile bütünleşmiş şekilde yaşayan ilk insandan, tüm canlıların kendisi için var olduğunu düşünen, yönetici, egoist insana evrimimizi göz önüne aldığımızda masumiyetimizi kaybettiğimizi söylemek çok da yanlış olmayacaktır.

Ancak doğadan kendimizi bu kadar soyutlayıp tanrılaştırırken unuttuğumuz fizyolojik bir gerçek var: Tüm canlılar insansız yaşayabilir ama insanlar diğer canlılar olmadan varlıklarını sürdüremezler.

Başlık görseli