Ana SayfaKültür & SanatKitapArda Erel: “Kendimi sınırlandırmayı hiç sevmiyorum!”

Arda Erel: “Kendimi sınırlandırmayı hiç sevmiyorum!”

-

Sosyal medya, onu sözleriyle tanıdı ve kısa bir sürede tüm sözleri çok beğenildi. “Senin İçin” ve “Arayış” kitaplarından sonra hedeflerine doğru koşan genç bir isimle beraberiz: Arda Erel! Genç yaşına rağmen birçok projesi var ve hayatında umutsuzluğa yer yok. Yeni kitabı “Kendine İyi Bak” kitabında da aslında engellerin kimseyi yıldıramayacağını, herkesin hayatına yeni bir sayfa açıp yoluna devam etmesi gerektiğini vurguluyor. Arda ile “Kendine İyi Bak” kitabını ve kariyer hedeflerini konuşuyoruz.

“Hayatımda birçok dönüm noktası var.”

Arda Erel kendini 3 kelimede ya da 3 cümlede nasıl tanımlar?

Pozitif, Çalışkan ve Dürüst kelimelerini kendim için söyleyebilirim.

Hayatta herkesin dönüm noktaları vardır ve eminin senin de birçok tane var. Sözlerinin kitaba dönmesinde Aşkım Kapışmak’ın da desteği vardı sanırım.

Hayatımda birçok dönüm noktası var. Yaşadığım ilişki sonrası geçirdiğim zor dönem bir dönüm noktası. Çünkü bu zor dönem sonrası yazdığım sözlerle internet ortamına geçiyorum. Aşkım hoca ile tanışmadan önce; sözlerin internette bir şekilde beğenilmesi, bir kitleye ulaşması ve bunların hiçbir şekilde pr desteği olmadan gelişmesi büyük bir dönüm noktası. Daha sonrasında Aşkım Hoca ile tanışmamız ve onun beni İnkılap Yayınevi ile tanıştırması bunu daha ileriye taşıyan bir gelişme oldu. Aslında kendimi yazar olarak görmüyorum, hobi olarak yaptığım bir şey.

“Yazar” kelimesi yerine başka bir şey kullanmayı düşünüyor musun? Çünkü 3 tane kitabın var ve bu yazarlık sonuçta…

O konuda da ekipçe çok tartıştık. Çünkü bir şeye konumlanmanız gerekiyor. Bir dönem “Fenomen yazar” dendi, ama sosyal medya fenomenliği de ayrı bir kulvar oldu. Çünkü 3 kitabın dışında şarkı sözleri de yazmaya başladım mesela. Ürünlerim ve hedeflerim fazla olduğu için sosyal medya fenomenliğinden dışta görüyorum kendimi. Yazarlığa daha yakınım sonuç itibariyle.

“Sözleri ilk yazmaya başladığımda, herkes beni 30 yaşında zannediyordu.”

Özgün olmak her zaman belki de aynı alandaki bir insanı parlatıyor, sözlerinin aforizmalarının bu kadar favori olmasını buna bağlayabilir misin?

Onun da etkisi vardır tabi. Sosyal medyada tabi ki çok söz paylaşan sayfa var. Bir de tabi ben ismimle ortada olduğum için, ismiyle internet dünyasında sözlerini paylaşan insan olmamasının da etkisi var. Ben paylaşımlarıma kişisel marka olarak başladığım için, insanlar beni ismimle fark etti. Mesela ben, bu akşam bile bir söz koyduğumda da okutabiliyorum, kitabımın olması dışında. Fikirlerimi paylaşmada kullanıyorum sosyal medyayı.

Sözlerini ilk olarak “Arda Erel” ismiyle mi paylaşmaya başlamıştın?

Bir 6 yıl kadar önce “Bir Dakika” ismiyle yazmaya başlamıştım sözleri. Sadece ağzımın göründüğü bir fotoğraf vardı ve insanlar bu sözleri yazanın kim olduğunu merak ediyordu. Hatta beni 30 yaşında falan zannediyorlardı. (Gülüyor) Ki hala öyle yanılmalar var.

Kitaplarını birer kişisel gelişim kitabı mı, psikoloji mi yoksa sözler bütünü olarak mı değerlendiriyorsun?

Ben biraz deneme tarzında yaratım yapıyorum. Kişisel gelişim kategorisinde yer alıyor aslında, pazarlamada sürecinde de o kategoride kullanılıyor. O sürece ben pek dahil olmasam da, ben deneme türünde yazınlar ürettiğimi düşünüyorum. Psikoloji diyenlerde var, ama psikolojiye ait bir bilgi donanımım yok. O yüzden psikolojiye dahil değil.

“Kendine İyi Bak” biraz daha kişisel gelişime yakın bence, çükü insanları geçmişi arkalarında bırakıp, geleceğe doğru adım atmaları için bir motivasyon da veriyorsun bence…

Biraz anda kalmanın, biraz da kendini sevme denen klişenin derinliklerinde çok daha fazla şeyin olduğunu anlatmaya çalışıyorum. Daha önce, kendine iyi bakmanın kolay bir şey olduğunu ve ben de kendimi sevmiş olduğumu zannediyordum. Sonra baktım gördüm ki, kendini tanımak ve sevmek bambaşka bir serüven.

“İnsanın bir uğraşının olması, onu umutsuzlukan çıkarıp hedefine motive edebilir.”

Bir insan hayalini gerçekleştiremeyecek kadar umutsuzsa, onu ne motive etmelidir? Mesela bu kitap edebilir mi?

Edebilir tabi ki. Çünkü ben de bu kitabı mutsuzluk ve umutsuzluklarımdan çıkardıklarımla yazdım bu kitabı. Ben de umutsuz kalıp ‘kötü bir hayatım olacak, mutsuz olacağım hep’ de diyebilirdim. Ama bir şeylerle uğraştım. İnsanın bir uğraşının ve meşguliyetinin olması, onu umutsuzluktan çıkarıp, hedefine motive edebilir diye düşünüyorum.

“Kendine İyi Bak” kitabında; karşısına engel çıkan insanların yılmadan, yeni bir sayfayla yollarına devam etmeleriyle ilgili sözlerle ilerliyorsun. Kendine güvensiz insanlar çok mu sence hayatta?

Kendine güveni olmayan insan çok var bence. Zaten hiç kimse yüzde yüz özgüvenli kimse olamaz diye düşünüyorum. Ama her özgüven de aynı değil. Örneğin; yazı yazma özgüveniyle sahneye çıkma özgüveni ya da bir ilişkideki özgüven, bir değil mesela.

“Kendine İyi Bak” ile ilgili nasıl geri dönüşler alıyorsun?

Çok güzel dönüşler aldım. Instagram hikaye bölümünde çok paylaşımlar alıyorum ve bu beni çok mutu ediyor. Çok fazla olduğu için bazen göremediklerim de oluyor. Ama her güzel dönüşün farkındayım. Ünlülerden de paylaşımlar aldım, birçoğuna kitabı hediye de ettik.

En çok mutlu olduğun ya da o insanın hayatında bir farklılık yarattığın geri dönüş oldu mu?

Çok fazla geliyor tabi. Ama yakın zamanda şöyle enteresan bir gelişme oldu. 48 yaşında bir adam yayınevini arayıp, “Arda benim hayatımı değiştirdi. Lütfen onunla görüşmek istiyorum.” demiş. Bunu benden çok fazla zaman yaşamış bir insan ve baba söylüyor. Sözlerin altında yatan yaşanmışlıkları dinlemeyi isteyen çok insan var. Hepsine bire bir dönmem çok zor oluyor, ama elimden geldiğince dönüş yapmaya çalışıyorum.



“Çizimlerin, hayal gücünü ve üretkenliği beslediğini düşünüyorum.”

Bazı sözlerin altındaki çizimler, sözlerle bağlantılı şekilde mi?

O çizimlerin birçoğunu, telif haklarını satın alarak kitaba koyduk. Ben her zaman aynı şeyi yapmak isteyen biri değilim. Bir şey yaptıysam, bir öncekinden farkı olsun istiyorum. İlk iki kitabımda bulunmayan illüstrasyon fikri bana çok sıcak geldi. O çizimlerin, insanın hayal gücünü ve üretkenliğini beslediğini düşünüyorum. Bence kitaba ayrı bir hava getirdi ve güzel de oldu.

Sözlerinden etkilendiğin bir düşünür veya sevdiğin bir yazar var mı?

Belli başlı bir yazar aklımda çok kalmıyor, ama kitap okumayı her zaman seviyorum. Ama mesela; Zülfü Livaneli ve Orhan Pamuk’un ne zaman yeni bir kitabı çıksa hemen gider alırım. Klasikleri okumaya bayılırım. Her dönemin kendi bakış açılarını yansıtan eserlerini takip ederim. Popüler kültür de çıktığı zaman okumaya çalışıyorum.


Bugüne kadar seni etkilemiş bir film oldu mu? Sözlerini içererek bir film teklifi gelse ne düşünürsün?

Olabilir tabi ki, bunlar oturulur konuşulur. Ama benim film konusunda farklı hayallerim de var. Yazdığım senaryolar da var, ama yazımı süren bir romanım var. Onun hikayesi bana film tadında geliyor. Onu filmleştirmek gibi bir düşüncem var. Tabi romanın çıkışına da bağlı bu durum…

Bundan sonra söz yazarı olarak mı devam etmek istiyorsun, yoksa akında olan hikayeler varsa onları ortaya çıkarmayı düşünüyor musun? Kariyer planında yeni hedeflerin var mı?

Kendimi sınırlandırmayı hiç sevmiyorum, o yüzden her şeyi denemek istiyorum. Bir şeyler yazmaya tabi ki devam ediyorum, edeceğim de. Şu an okulum da devam ediyor. Reklamcılık okuyorum ve orada şirket kurmayla ilgili düşüncelerim de var. Belki bir oyunculuk deneyimi bile yaşayabilirim. Her şeyde profesyonel olamam tabi ki de, ama deneyip yapıp yapamadığımı test etmek istiyorum. Yazdığım birkaç şarkı sözü var, bu ara onları hayata geçirmeyi düşünüyoruz. İyi bir iş birliği olursa, o da yakın zamanda gerçekleşecek.

Arda Erel, Ankara Podium Avm’de hayranlarıyla buluştu…

SON YAZILAR

Dünyanın Öteki Yüzü: Genç yazardan alışılmışın dışında hayaller kur(dur)an öyküler

EdebiyatHaber’de gerçekleştirdiği Yazarın Odası söyleşileriyle tanıdığımız Meltem Dağcı’nın ilk öykü kitabı Dünyanın Öteki Yüzü, İthaki Yayınları’ndan çıktı. Yetmiş yaşına geldiğinde ölüm şeklini seçme özgürlüğüne kavuşan kadınlar,...

Belgeselci Ben Fogle ile vahşi yaşam ve belgesel serisi üzerine söyleşi

Adını ilk kez Castaway isimli televizyon programında duyuran ve şu anda Vahşi Yaşama Dönüş (Return to the Wild) adlı programı sunan Ben Fogle, dünyanın dört...

Yeryüzüne Dayanabilmek…

Düşünüyorum da acaba neden yazıyoruz?  Hele ki günümüzde hiç kimsenin doğru dürüst okumadığını bilirken... O halde sadece kendimizi tatmin etmek için mi yazıyoruz? Yoksa bu, karşı...

Hayalleri yarım kalmadı sadece korktular ama susmadılar…

Farkında olduğum şey sadece buydu; bir sistem tutturulmuş ve o sistemin onları koruduğuna inanan birkaç fanatiğin zaman içerisindeki kontrolsüz baskısının sonuçlarını izliyorum şu dünyada aklımı...
Deniz Ali Tatar
Deniz Ali Tatarhttps://www.youtube.com/channel/UClHTrBzgdhbCKCM5L0zI4jQ
Lise yıllarında başlayan sinema tutkum, üniversitede Radyo, Televizyon ve Sinema okumamla devam etti. Okul döneminde de kısa film, belgesel ve klip çalışmaları gerçekleştirdim. Yapımcılığını ve sunduğum "6. SEANS" adlı sinema programım, 3 sezon boyunca Tv6 kanalında yayınlandıktan sonra, 2 yıl YouTube kanalımda devam etti. Programda yönetmen ve oyuncularla röportajlar yaparken film festivallerini, galaları ve çeşitli kültür sanat etkinliklerini takip ettim. YouTube kanalımda Bir DALİ Muhabbet ve On Matinesi adlı programlarımla çalışmalarım devam etmekte. Gaia Dergi'de; Ankara'daki kültür-sanat etkinliklerini takip ediyorum. Aynı zamanda vizyona giren filmleri ve film festivallerini haberleştirip takip ediyorum / iletişim: [email protected]

ÇOK OKUNANLAR

95,278BeğenenlerBeğen
17,593TakipçilerTakip Et
22,156TakipçilerTakip Et
243AboneAbone Ol