Sevmenin iki hali

Sevmek fiilinin çekimlerinde bir farklılık var mıdır acaba? İnsan severken mi yoksa sevilirken mi daha çok mutlu olur? Sanki ikisi de aynıymış gibi görünmekte. İkisinin de sözlüklerdeki anlamı çok yakın. Fakat gerçekler bambaşka. İkisi de acı çekmeye o kadar elverişli ki insan ayırt edemiyor sevmek ile sevilmek arasındaki farkı. Bir zamanlar, sevmek ya da sevilmek tarafında bulunmazken, her şeyin tozpembe olduğunu düşünürdüm. Ne olacak ikisi de aşkın en güzel tarafı şeklinde fikir yürütürdüm. Fikirlerim fiilin taraflarından birisi olunca değişti. Aydınlanma yaşadım.

Sevmek ve sevilmek aynı değildi. Her ne kadar kökleri bakımından aynı olsalar da anlam ve verdikleri acı bakımından birbirinden çokça farklıdır. Bunun böyle olması neden kaynaklanıyordu? Üzerinde düşündükçe fiili köklerine ayırdıkça, uzaktan bakınca işlere bakış açım ferahladı. Fiil aldığı ekler ve özne nesne ilişkisi bakımından farklılaşıyordu. İnsan sevmek fiiline bulaştığı zaman özne bilfiil kendiniz oluyordunuz. Yüklem doğrudan size sirayet etmekteydi. Fiilden kaynaklanan acıyı en çok siz çekerdiniz. Gözleri en çok hülyalanan yine siz olurdunuz. Ve maalesef mecnunluk mertebesine de siz ulaşırdınız. Sevmek içinde yoğun acı, acının kenarında gözyaşı, gözyaşının içinde de garip bir huzur barındırırdı.

Sevilmekte ise işler bir anda değişmeye başlardı. Özne durumunda olan siz, nasıl olduğunu anlamadan nesne durumuna düşerdi. Artık sorumluluk ve özgürlük denilen illet sizin omuzlarınızda değildi. Oyunun içinde figüran olmaktan başka bir işleviniz kalmazdı sevilirken. Acı çeken başkası olurken gönlü hoş edilen yine siz olurdu. Buna bir türlü aklım ermiyor. Fakat düşünüce ve fiili köklerine ayırınca durumun farkına daha çok varabildim.

Farklı Ekler Farklı Anlamlar

Sevmek fiilinde, insan severken yüklem etken halde bulunur. Sevilirken ise durum bir anda edilgen hale gelir. Severken işler öznenin elinde olurken sevilirken elden çıkar. Sevmek daha zordur bu yüzden, sevmek acıdır. Sevmek her şeye rağmen mutludur. Ve sevmek aynı zamanda yüktür, iplere asılmaktır. İki kişiyi sırtında, tek kalpte taşımaktır. Sevilmek bu yüzden nankörce görünüyor gözüme. Bu yazıda karşılık aramaktan vazgeçtim. Sevmek ve sevilmek karşılıksızdır. Zaten işler karşılıklı olduğu zaman ortaya başkalaşma çıkar. Başkalaşır her şey. Kendiliklerinden ayrılırlar. Bambaşka bir hale bürünürler. Bu yüzden değinmem karşılıksız fiiller üzerine…

Sevilmek en kolayı sevmek arasında. Hiçbir taşın altına konmaz eliniz sevilirken. Sadece ve sadece var olmanız kâfidir. Sevilmeye… Acı çekmezsiniz, yorulmazsınız; koşmazsınız, ağlamazsınız sevilirken. Bütün gece nesneyi düşünmezsiniz cümlenin ögeleri arasında. Siz zaten düşünülensinizdir. Sevilmek ne hoş…

Acı Biberli Sevmek

Bu dünyada mutlu olan çiftler nasıl mutlu oldu? Fiilin karşılıksız halini nasıl yendiler? Nasıl birlikte özne olabildiler? Yüklemi nasıl işteş hale getirdiler? Bilmiyorum hiç karşılıklı sevmek olmadı hayatımda. Ama fikrim şu ki sevmek sevilmekten daha güzel. Çok daha… Fazla duygu var içinde. Aşk bu zaten. Tek taraflı. Fakat magazin programlarında bahsi geçen ve aşkın tanımına uymayan aşklardan değil bu. Bu Kafka’nın ölüm döşeğinde Milena’ya duyduğu aşktan. Bu Kolera Günlerinde kulaklarda uğuldayan aşktan. Genç Werther’e acı çektiren aşktan. Lütfen bu ayırımı iyi yapalım.

Zararlı bir şey bu aşk. Düşünce sistemini zehirliyor. İnsanı alıkoyuyor. Aşk zararlı bir fiil. Akli melekeleri yitirtiyor insanda. Mantıklı düşünemez hale getiriyor. Bile bile lades olmak deyimi açıklığa kavuşuyor. Uçurumdan hür iradeyle atlamak meşru görünüyor. Ve hala ‘seni seviyorum’ Tıpkı celladına âşık bir mahkûm gibi. Yaşama âşık ölüm gibi. Hep seni seviyorum…