Türk Dil Kurumu tarafından “Kişinin bir takım aşamalara bağlı olarak gösterdiği ansal ya da eylemsel etkinliklerinin olumlu ürünü, bir işi istenilen biçimde bitirmek, istediğini bulmak.” olarak açıklanan başarı kimilerine göre pek bir önem arz etmezken diğer yandan kimilerine göre hayatın idamesi açısından en keskin nokta olarak görülüyor.

Bireysel hırslar, ebeveyn baskıları, sosyal çevre etkisi, bireyin yaşı gibi önemli faktörlere bağlı olarak başarılı olmak herkesin arzusu. Peki ya başarı tanımda bahsedildiği kadar dar bir kalıp mı? “Bir işi istenilen biçimde bitirmek.”

Çeşitli araştırmalar gösteriyor ki toplumda başarının karşılığı çok daha fazla. Öyle ki gençler ve çocuklar dahi başarıyı hayatlarından daha önemli görebiliyor.

Vatan Gazetesi’nin haberine göre 805 lise öğrencisiyle yapılan bir çalışmada öğrencilerin %23’ü intihar düşüncesine sahipken %2.5’i daha önce intihar girişiminde bulunmuş. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerinde 2002’de 15-24 yaş arası intihar oranı %24 iken 2013’te bu oran %32’ye yükselmeyi “başarmış”.
TÜİK 2016 verileri ise intihar eden kadınların %18’lik gibi büyük bir diliminin 15-19 yaş arasında olduğunu gözler önüne seriyor.

Sınav stresine dayanamayanlar, sınav sonucunu yeterli bulmayanlar, atanamayanlar yahut sınava geç kalanlar… Tazecik yaşamlar.

Aamir Khan’ın 3 İdiots filmindeki o unutulmaz replik izleyen herkesin aklında yeniden canlanıyordur:

“-Hayır baba. Kardeşim intihar etmedi o bir cinayete kurban gitti.”