Eski Uruguay devlet başkanı Jose Mujica, yönetimi döneminde ülke genelinde keneviri yasallaştırmasıyla gündeme gelmişti. Ancak 80’ine merdiven dayamış “Pepe”de yasallaştırdığı kenevirden daha fazlası var gibi görünüyor.

Mujica, diğer devlet başkanları ile karşılaştırıldığında fazla bilinmeyen ve alışılmışın dışında bir yaşama sahip. Seçildiği dönemde, devletin kendisine sağladığı konutta yaşamak yerine eşinin mütevazı çiftlik evinde yaşamını devam ettirdi. 2012 yılında BBC’de çıkan bir haberde yaşadığı ev, “çamaşır yığınları ve yaban otlarıyla kuşatılmış, iki polis memuru ve üç bacaklı bir köpeğin koruduğu külüstür çiftlik evi (!)” tanımlamasıyla geçiyor. Mujica ise aynı yıl içerisinde devletin kendisine sağladığı konutu evsizler için bir barınma merkezine dönüştürdüğünü açıkladı.

Geçen yıl ise Mujica Birleşmiş Milletler genel toplantısında, materyalist ve tüketici yaşam tarzına karşı çıkan bir açıklamada bulundu. Açıklamada şu cümle dikkatleri çekiyordu: “Görünüşe göre sadece ve sadece tüketmek için doğuyoruz. Tüketeceğimiz başka bir şey kalmadığında ise hüsrana uğrayıp kendimizi yoksulluk hissi içerisinde buluyoruz. Bu durum da bizi kendimizden ötekileştiriyor.”

Eğer Mujica’nın yaşadığı ev size onun yaşam tarzına dair yeterli kanıtı sunmuyorsa gelin bir de bunları okuyun. Mujica maaşının sadece yüzde 10’u ile yaşıyor. Geri kalanını ise hayır kurumlarına ve yoksullara bağışlıyor. Kullandığı makam aracı ise, şöförlüğünü kendisinin yaptığı 1979 model Volkswagen kaplumbağası ki o araç 2010 yılında kişisel servetini beyan ettiği tek şey. Yaşadığı ev, üzerinde bulunan arazi ve tek traktörleri ise eşine ait.

Batılı yaşam tarzındaki birçok bireyin kendisini, “dünyanın en fakir devlet başkanı” mahlasıyla tanımlamasına karşılık verdiğinde ise Mujica aynen şu kelimeleri sarf ediyor: “Ben fakir bir devlet başkanı değilim. Asıl fakirlik, hayatı yaşamak için birçok şeye ihtiyaç duymaktır.”

Yapılan anketlere göre, Urugay halkının büyük bir çoğunluğu Mujica’nın çok farklı bir yönetici olacağının farkındaydı. Mujica 60’lı ve 70’li yıllarda bankaları ve yiyecek stoklarını sürekli soyup elde ettiklerini yoksullara dağıtan Marksist “Tupamaros” gerilla grubunun ve Ulusal Kurtuluş Hareketi‘nin (Movimiento de Liberación Nacional) bir üyesiydi. Zamane basını ise onlardan “Robin Hood”lar adıyla bahsediyordu.

Mujica, ülkede dikta rejiminin olduğu “gerillalık” yıllarında altı defa vuruldu, dört defa hapse girdi, iki defa hapisten kaçtı ve toplamda 14 yıl hapis yattı. Hapis yattığı zamanın iki yılını ise tecrit altında ve akıl sağlığını korumak için kurbağa ve böceklerle konuşarak geçirdi.

Pepe 80’lerin ortasında hapisten çıktıktan sonra gerilla yaşamını yavaş yavaş bırakıp politikaya yöneldi. Önce 1994 yılında parlamentoya seçildi. Ardından 2005-2008 yılları arasında Tarım Bakanlığı yaptı. 2009 yılında genel seçimler döneminde karşısında çoğunluğu genç nesilden oluşan daha da yoksullaşmış bir seçmen kitlesi bulunuyordu. Aşırı sol eğilimli akılcı konuşmaları ve genellikle komşu ülkelerin durumuna karşı sergilediği aşağılayıcı tutumu seçim kampanyası sırasında seçmeni olan bu genç kuşağa ilham kaynağı ve yol gösterici oldu. 2010 yılına gelindiğinde ise devlet başkanlığını kazandı.

Adaletli politik tutumunu yönetimi döneminde de birçok defa gösterdi. Uruguay devletinde kenevirin üretimini ve dağıtımını yasallaştırarak ülkedeki uyuşturucu mafyalarının sonunu getirdi. Kürtajı ve eşcinsel evlilikleri yasal hale getirdi.

Günümüzde 80’ine merdiven dayadığı için kanunlar doğrultusunda Mujica politik hayatını bitirmek zorunda. Emeklilik planları ise çiçek yetiştirmek ve gençlere sürdürülebilir bir hayatın eğitimi vermek. Tam da bu derece kuvvetli etki yapmış bir adama yakışır düşünceler.

Kaynak: Plaid Zebra