Muazzez İlmiye Çığ “Sümer tabletlerinde ‘Bu gençlik nereye gidiyor?’ diye gördüğümden beri gençleri sorgulamıyorum…” diyor.

Bu fotoğraf anneannemin de büyüdüğü annesinin evinde çekildi. Ev önce satılmış, sonra depremde yıkılmış, ardından yarı harabeye dönen haliyle sahipleri tarafından depo olarak kullanılmaya başlanmış. Evin yanından geçerken sahiplerine rastlayıp ailecek misafir olduk, onların depoları bizimse anneannemin doğduğu yer olan kıymeti göreceli evi gezdik, annemin küçükken eriklerini yediği ağaçtan erik yedik.

Köyde gezmeye çıkarken anneannem giydiklerimize laf etti ve asırlardır süregelen “bu gençlik nereye gidiyor” temalı üst jenerasyon yetişkin söylenmesi böylece tekrar hayat buldu. Bu gerçeklik üzerine Seneca ya da Sokrates’e ait anneannemsel söylemeler de mevcut.

Öyle ki asırlar önce aşağıdaki satırları Sokrates’e yazdıran

“Gençliğimiz artık lüksten, zenginlikten hoşlanıyor. Görgü kurallarına hiç uymuyorlar. Otoriteye karşı aşağılayıcı, küçümser bir tavırları var ve ileri yaştakilere, büyüklerine hiç saygıları yok. Anne, babalarına karşı çıkıyor, ters düşüyor, büyüklerin önünde gevezelik ediyor, hızlı hızlı görgüsüz biçimde atıştırıyor ve öğretmenlerini ezmeye çalışıyor, onlara zorbalık ediyorlar.” 

ya da Seneca’ya “Genç erkeklerimiz son derece tembeller. Yeteneklerini kullanmıyor, işlemiyorlar. Onurlu ve saygın bir biçimde gece gündüz emek verecekleri, çalışacakları tek bir uğraş, meslek yok. Uyuşukluk, bitkinlik, isteksizlik ve bunlardan daha da kötüsü, kötüye karşı ilgi duyma gönüllerinde yer etmiş, kanlarına girmiş. Şarkı söyleyip dans ediyor, kadınsı davranıyor ve kıvırcık olsun diye saçlarını sarıyor, kadınların konuşurken kullandıkları küçük oyunları, cambazlıkları öğreniyorlar. Kadınlar kadar güçsüzler ve hiç yakışmayan, uymayan süsler takıp takıştırıyorlar. Güçten, azimden ve enerjiden yoksun, doğuştan sahip oldukları kazanımlara, çeşitli yeteneklerine yaşamları süresince hiçbir katkıda bulunmuyor, ardından da kendilerine sunulmuş nimetlerden yakınıp duruyorlar.” dedirten zaman tanımayan bir genç nesil yargılayıcılığımız mevcut. 

Bir diğer mevzu ise bayramdaki büyük ziyaretleri ve bitmeyen “okul bitti mi, işe girdin mi, evleniyor musun, biri var mı?” soruları. 

Aslında bu sorular “üzerine araştırma yapılıp tanımı yapılmış yetişkin kavramını” nın sonu gelmez toplum ağzından çıkan bir dışavurumu. Sosyolog Tom Smith’in 2003 yılında 1398 denekle yaptığı araştırma sonucu insanların yetişkinliğe geçişi “okul başarısı, para kazanmak, aileye destek olmak, evlenmek ve çocuk yapmak” ile tanımladığı sonucuna varılmış. 

Peki yetişkinliğe geçiş ne zaman tamamlanır? Araştırmaya göre ortalama yetişkinliğe geçiş yaşı 26. 

Üniversite okumayan grup 20 yaşından önce okulu bitirip takribi birkaç yıl içinde yetişkinlik kavramının gereği okul, iş, evlilik ve çocuk sahibi olma adımlarını tamamlarken gelir durumu daha yüksek insan grubunun okulu bitirdikten sonra eğitimlere ve kişisel gelişime devam edip bu süreyi 10 yıl kadar uzattığı tespit edilmiş ve toplum gözündeki yetişkinlik tanımının gerekliklerini ancak 30’lu yaşlarda tamamladığı görülmüş.

Yetişkinlik nedirin toplum üzerinden okumasının da yer aldığı bu araştırma kafamızdaki bazı boşlukları, önceki jenerasyonlarla ya da diğer insanlarla kendi yetişkinlik başlangıç dönemimiz arasındaki makası ve nedendir bilinmez ısrarla bize böyle sorular soruyorları da biraz anlamlandırır nitelikte.

Kişisel tarih demişken benden size ilgili kitap önerisi ise “Vamık Volkan – Hayvan Katili” olsun, keyifli bayram sonrası dinlenmeler dilerim.