Dünya öyle garip, öyle çıkarlı bir yer ki, bazı insanlar, hatta insanların büyük kısmı dünyaya dair “özleri” düşünmek yerine sonradan olma ve olamama durumundaki çıkarlarla daha fazla ilgileniyor. Güç, para ve bunlara sahip olmak için muhakkak gereken hırs. İktidarlar geldi aklınıza değil mi?

İktidarlar, üzerinde yaşadığımız ve mevcut şartlar altında yaşayabileceğimiz tek yer olan Dünya adlı gezegene kök salmış en büyük kötülüklerdir. En tehlikeli insanlar iktidarda olanlar, daha tehlikelileri de iktidar olamama riski altındaki mevcut iktidarlardır.

Bu iktidarlar, milyonlarca türden yalnızca biri olan insan türünün, yaşaması gerektiği gibi yaşamasına, öz savunma hakkına, hak aramasına ve milyonlarca türden sadece biri gibi naif davranmasına da engel. Yani, sen gel milyonlarca türün karşısına dikil ve hepiniz benim için yaratıldınız, de. Bu, sadece yaşadığımız hayatı anlamsızlaştırıyor.

Latuff Demokrasi Erdoğan

Öfkeli iktidarların anlamsız davranışları dosdoğru ve zararsız yaşamayı engellediği gibi birçok insanın yaşama hakkını da elinden alıyor. Bunu daha açık söylemek gerektiğinde kullanacağım kelime ise katletmek. İktidarlar mevzu bahis hırsları nedeniyle pek çok insanı acımasızca katlediyor. Zaten “insani katletmek” gibi bir davranış yok. İktidarların katlettiği kişiler, genellikle muhalif duygulara sahip veya zararların yeni yeni farkına varan muhalif olma potansiyeli taşıyanlar. Bu duruma düşmek için insan olmak tek şart değil; bir hayvan olmak da sömürülmek için yeterli bir sebep, bir dere olup akarken de önüne set çekilecek ve bir orman olup göğe uzanırken boynun kesilecek. Canlı hayatın iktidarları cani, alçak ve hırsın dibine batmış olduğu sürece ne yazık ki ne ormana, ne dereye, ne de bir muhalife hayat var bu dünya üzerinde.

İktidarlar milliyetsizdir. İktidarların polisleri de milliyetsizdir. Dolayısıyla iktidarın polisinin şiddetinin de herhangi bir milliyeti yok. İktidarlar ile polisler arasında hiçbir fark yok. Tüm iktidarlar para ve koltuk için tüm milli duygular ile tüm özgürlük fikirlerini hiçe sayabilir. İktidarların kuklası konumundaki polisler de bu şartlar altında kayıtsız şartsız iktidarların emirlerini yerine getirmekle görevli. Emir komuta şemasındaki emre itaatsiz bireyler ise yargılanmakta. Ancak bu yargılanma süreci pek tabii muhalif görüş sahibi olmaya da engel değil. Çünkü halk ölmek pahasına muhalif olabiliyorsa ve polis bu ihtimali gözetemeyecek kadar cesaretsizse arada büyük bir sıkıntı olduğu apaçık görülüyor. Ya özgürlük ya ölüm demek biraz karakter gerektiriyor.

Bir orman uğrunda, Rémi hep 21 yaşında

Fransa’da bir ekoloji mücadelesinin hep 21 yaşında kalacak direnişçisi: Rémi Fraisse. Fransa’nın güneyindeki Sivens baraj inşaatına karşı yapılan eylemler sırasında polisin Rémi’yi katletmesinin üzerinden tam bir yıl geçti.

 ENTRE DEUX ET TROIS MILLE PERSONNES ONT PARTICIPE A LA MARCHE BLANCHE ORGANISEE CET APRES MIDI SUR LE SITE DU BARRAGE DE SIVENS EN MEMOIRE DE REMI FRAYSSE MORT LORS D AFFRONTEMENTS ENTRE LES ZADISTES ET LES FORCES DE L ORDRE DES GLANDS DES FLEURS DES ARBRES ONT ETE SYMBOLIQUEMENT PLANTE ALBI 141102 Walk in memory ofFrench eco-protester Remi Fraisse killed by police GRENADE at protest against dam, (MaxPPP TagID: maxnewsworldthree609512.jpg) [Photo via MaxPPP]
(Fotoğraf: Jean-Marie Lamboley)
26 Ekim 2014 günü cansız bedenine ulaşılan Rémi, polis tarafından öldürülmeden hemen önce, o eşsiz ormanı yok etmeye yetecek baraj inşaatına karşı bir duruş sergiliyordu. Bu muhalif duruşu onun canına mâl oldu. Ancak onunla aynı barikatta konumlanan arkadaşları mücadeleden vazgeçmedi, Fransa’da ekoloji mücadelesi sürüyor. Rémi’nin polisin attığı gaz fişeği ile katledilmesinin hemen ardından, Fransa’da eylemlere müdahale eden kolluk kuvvetlerinin “saldırı amaçlı el bombası” olarak adlandırılan gaz bombalarını kullanması yasaklandı; etkisi daha az olan gaz bombalarının kullanılmasına ise kısıtlamalar getirildi.

15’inde bir fidan Berkin Elvan

Bir başka polis kurbanı ise Berkin Elvan. Berkin henüz 14 yaşındayken başına isabet eden gaz fişeği nedeniyle hayatına bir sene kadar komada devam etti. Berkin 15 yaşında hayata 16 kiloyla veda etti. Berkin’in katili de Rémi’nin katiliyle arkadaş. Aynı iktidarların, aynı polisleri. Gün gelip de karşı karşıya bile gelseler, polis polistir, iktidar da iktidar. Hiçbirisi bir diğerinden iyi olamayacak ne yazık ki. İktidarlar var oldukça katliamlar sürecek, polisler terfi aldıkça öldürdükleri insan başına iktidarlar da devam edecek koltuk kapma yarışına.

(Çizim: Halil İncesu)
(Çizim: Halil İncesu)

Devletlerin polisleri halkın evlatlarını, ekolojinin parçalarıyla iç içe koyup lime lime öldürürken iktidarlar daha çok ve gittikçe daha da çok kazanıyorlar. Kazandıkça çirkefleşen iktidarlar bir süre sonra doymamaya başlıyor. Evlatlarını ve soluk almalarını sağlayan ormanlarını yitiren halk “Ne istiyorsanız alın gidin de bizi artık rahat bırakın, fakir olalım, sefil olalım, ama gidin ne olur artık gidin!” diyor, yalvarıyor halk neredeyse. Ancak öyle bir aç gözlü, öyle bir hırslı iktidarla karşı karşıyayız ki, gitmiyorlar.

Heybelerinde çalıntı hayatlarla çok yakından tanıdığımız iktidarlar

Gitmeyen iktidarlar bitmeyen çalıntı hayatlar. Çalınan canlar o denli çok ki bir ölüp bin diriliyor o gençler. Sayıları yüzleri çoktan aştı devlet dersinde ölen çocukların… Ya adına dijital anıt yapılan “katili erkek” kadınlar? İşte hepimizin tek bir katili var: İktidarlar!

Heybelerinde çalıntı hayatlarla, sinir uçlarımıza elektrik vererek adeta, baş ucumuzda, burnumuzun dibinde, gözümüzün önünde dikiliyorlar. 

Bir Berkin, bir Rémi değil, iktidarın yavrusu polis namlusunda hayatını bırakanlar. Ethem Sarısülük var mesela, Türkiye’nin başkenti Ankara’nın en orta yerinde bir polisin adeta bir bilgisayar oyununda gibi davranarak çekip vurduğu sonra da o pervasız açıklamayı yaptığı: “Çektim sıktım üç tane”

(Çizim: Levent Sahir Akhun)
(Çizim: Levent Sahir Akhun)

Ahmet Atakan var. Ceylan var, Ceylan Önkol, parça parça annesinin eteklerinde. Uğur Kaymaz var, güzel gözlü çocuklarım, mis kokulu kardeşlerim. Canım arkadaşlarım öldürüldüler. Hepsi bir veya daha çok polisin kurbanı. Ali İsmail Korkmaz var “Vurmayın, öldüm”, vurdular, öldürdüler, Ali’m İsmail’im, korkmadı geride kalanlar ve hâlâ savaşıyorlar. Ne mutlu gerçekten yurtsever olanlara, ne mutlu; ormanını, deresini, yavrusunu üç kuruşa satmayanlara.

Karşımızdakiler her ne kadar yenilmez çelik ordular gibi gözükse de göğümüze çektikleri camdan platformu bir kere çatlattık, çatlak bir kere oluştu mu giderek büyür ve onu inşa edenlerin üzerine yıkılır. Ana akım medyası, polisi, uşakları ve yalakalarına karşı; yemyeşil ormanlarla, akan giden derelerle, tek bir safta Güneş ile Ay ile, kurt ile kuzu ile, sen ve ben ile daha güzel günlere…