Günlerden 25 Mart 2015 idi. Vanessa Benelli Mosell, S. Rachmaninov‘un “Piyano Concerto No. 2” eserini icra edecekti Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası Salonu’nda. Bir hocam demişti ki “…öldükten sonra müzik olacak isek ben mahler 8 olacağım.” Ben de; eğer öldükten sonra müzik olacaksak, ki zaten müziğiz, bunun için ölmemize gerek olmadığını belirterek, Rachmaninov Piyano Concerto No.2 olacağımı söylemiştim. Çok heyecanlıydım konsere giderken, Ankara’ya yerleşeli henüz 3 ay kadar olmuştu ve ben Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası Salonuna ilk defa bir konser için gidiyordum. Üstelik Rachmaninov icra edilecekti.

Bilmediğim yollardan hızlı hızlı konser yerine doğru ilerlerken bir cami inşasının önünden geçtiğimi fark ettim ki; zaten fark edilmeyecek cinsten değildi, devasa meydana kondurulmuş kütle ve hafiften bir mide bulantısı hissettim. Arkadaşıma bunun neyin nesi olduğunu; ılımlı yapıların arasına, parkın karşısına, kocaman bir yığının nasıl yapılabileceğini söylenerek ilerlerken mütevazı bir şekilde girişi yoldan içeri çekilmiş bir yapıyı gördüm ve başımı hafif yukarı kaldırdım. Çağdaş mimarlık derslerimize konu olan Erken Cumhuriyet Dönemi yapısı İller Bankası’yla yüz yüze ilk kez bu şekilde tanıştık. Hayranlığımı nasıl dile getireceğimi bilemediğim bir anda sabit olduğum yere çakıldım ve yapıyı seyre daldım. Düzenli tekrardan oluşan sade, sıralı giyotin pencerelerin, taşların uzun plaklar halinde yerleştirildiği cepheye kusursuz bir uyumla yerleştirilmesi, önündeki dalları cepheye uzanan koca ağaçla, açılmış sade panjurların son derece doğal buluşması o kadar naif, o kadar samimiydi ki; arkadaşıma Ankara’ya geldiğimden beri en etkilendiğim yapıyla o an tanıştığımı söyledim.

İller Bankası 2

Yüksek lisans tezini Seyfi Arkan üzerine yazan mimar arkadaşım, yapıyla ilgili detaylı bir bilgi aktarımında bulundu ve ben aklımda İller Bankası, Rachmaninov dinlemeye gidiyordum. Salona oturduğumda konserin başlamasını bekledim ve Mosell esere giriş yaptığında o günkü enfes iki buluşma nedeniyle evrene teşekkür ettim. Sonrasında eğer iyi bir müzisyen olsaydım yapılara müzik yapardım diye geçirdim içimden. Piyano konçertosu ve İller Bankası birbirine çok yakışmıştı çünkü o gün zihnimde.

Güzel şeyler kısa mı sürerdi gerçekten? Yaklaşık 1 ay sonra o günkü huzurumdan hiç eser kalmadı. Çünkü T.C. Ankara Büyükşehir Belediye Meclisi’nin “…Konu üzerinde yapılan görüşmelerden sonra; Kültür ve Tabiat Varlıkları Dairesince sunulan Ulus Tarihi Kent Merkezi Kentsel Sit Alanı 1/5000 ölçekli koruma amaçlı nazım imar planı kapsamında; 6953 ada 11 ve 13 parsellerde yer alan tüm tescilsiz yapıların kaldırılması, 12 parselde yer alan tescilli yapının korunarak tescilsiz tüm yapı müştemilatın yıkılması, 10 parselde yer alan tescilli İller Bankası binasının tescil kaydının kaldırılıp, binanın yıkılmasını takiben Hergelen Meydanı Çevre Düzenlemesi ve Cami Proje alanına katılmasını içeren düzenlemenin yapılması…” diye devam eden kararını okumuştum.

Seyfi Arkan
Seyfi Arkan

Mimarlar Odası Ankara Şubesi, yukarıdaki karara istinaden yapının korunmasına yönelik dava açtı ve ilerleyen süreçte İller Bankası önünde yapının korunmasının gerekliliğine ilişkin basın açıklaması ile eylem çağrısı yaptı. Tüm eylem çağrılarını dikkate aldım. Ve bu sayede yapının içini de çok kısa görme şansım oldu. Yapının üst kotundan yanına inşa edilen devasa cami avlusuna açılan kapısına gittim ve dışarı baktığımda kendimi “kızımı üvey babasının tacizlerine karşı korumam gereken anne” gibi hissettim. Cami o kadar üslupsuz ve usulsüz geliyordu ki yapının ve benim üzerime… Bir an önce İller Bankası’nın elinden tutup korumaya almalı camiyi de tek celsede boşamalıydım.

İller Bankası, “Atatürk Mimarı” olarak tanınan ve birçok projesini yarışmada ödül alması sonucu gerçekleştiren, yerellikle modernizmi buluşturan, Modern Mimarlıkla birlikte Türk Mimarlığı’nın gelişmesine tasarımlarıyla yeni kapılar açan, Erken Cumhuriyet Dönemi mimarı Seyfi Arkan yapısıdır. Dönemine, sanatçısına ve kendisine karşı yapılan her türlü saldırıya karşı korunmalıdır.