Gençlik Soyolojisine Bir Bakış: Altkültür ve Neo-Kabile Kavramları 

Hacettepe Üniversitesi Sosyoloji bölümü akademisyenlerinden olan Aylin Görgün Baran’ın bir makalesinde ele aldığı gibi gençlik konusunda oluşturulan kuramlar, biyolojik, psikolojik ve sosyolojik olarak kategorize edilebilir. (Baran, 2013, s.12) Biyolojik kuramlar gençlerin fiziksel ve cinsel gelişmelerini baz almaktadır. Psikolojik kuramlarsa bireylerin bilişsel ve duygusal özelliklerine odaklanmakta kişilik gelişimlerini anlamaya çalışmaktadır. Sosyolojik kuramlarsa bakış açılarına ve kullandıkları yöntemlere göre yapısal işlevsel, yapısal çatışmacı, sembolik etkileşimci, ve alt kültür kuramı olarak sınıflandırılabilmektedir. Yapısal işlevselciler değişimi istenmeyen bir şey olarak görmektedir çünkü kurumlarda olacak her değişim domino etkisi yaratarak diğerlerin değişmesine neden olacak dolayısıyla, toplumsal yapı zarar görecektir. Bu bakış açısıyla gençliğe bakan araştırmacı bu geçiş döneminde onu toplumun uyumlu bir parçası olmasında ve toplumsal rolleri kazanmasında işlevsel bir sürecin içinde görmektedir. Yapısal çatışmacılar ise gençliği toplumsalın ayrılmaz bir parçası olarak görerek onun bu dönemde karşılaştığı sorunları toplumdaki güç, iktidar, emek ve sınıf eşitsizlikleriyle bağlantılı olarak ele almaktadır. Sembolik etkileşimcilik açısından ele alınan gençlik kuramlarının çıkış noktasını toplumsal ilişkiler oluşturmaktadır. Bu kurama göre gençlerin benliği diğer bireylerle etkileşime geçerek onların toplumsal rollerini algılamasıyla gelişmektedir. Son olarak altkültür kuramına göreyse her toplumda egemen olan kültür içinde gençlerin kendilerini farklı bir biçimde ifade etme amacıyla geliştirdikleri farklı norm ve değerlere göre davrandıkları alt kültürler söz konusudur. (Baran, 2013, s.15) 

Altkültür, bir kültür içerisinde ama onlardan farklı olarak kendini ortak kültürel normlarla ifade eden, benzer değerlere göre hareket eden, benzer giyim tarzına, ortak ritüellere sahip olan farklılaşmış insan gruplarını ifade etmektedir. Altkültür hakim olanın baskıcı değer ve yargılarına karşı örgütlü isyankar bir duruş olabileceği gibi, tekdüzeliğe karşı oldukça apolitik olarak gözüken, dağınık bir örgütlenmeye sahip kendine yeni bir dil oluşturan ama bu dille büyük cümleler kurmayan insan gruplarını ifade edebilmektedir. Akranlar, çocukluk ve yetişkinlik arası arafta kaldıkları süreçte farklı düzey ve şekillerde altkültür oluşturmaya hayatlarının diğer dönemlerinde olduklarından daha yatkındır. Çünkü, biyolojik olarak vücutlarındaki hızlı gelişmeler fizyolojik gerginlik yaratırken başta aile ve okul olmak üzere toplumun kurumlarının onlardan beklentileri günden güne artmakta, konulmak istedikleri toplumsal kalıp onlara dar gelmektedir. Ortak sorunlar ve sorumluluklar altında kalan bireyler benzer ifade şekilleri geliştirerek bu zorlu süreçle başa çıkma stratejileri geliştirmeye uğraşmaktadırlar. Araştırmacı Tezcan’ın çalışmasında bahsettiği üzere Mike Brake, gençlik alt kültürlerini  saygın gençlik, suçlu gençlik, kültürel asiller ve siyasi olarak militan gençlik olmak üzere dört gruba ayırmaktadır. (Tezcan, 1997, s.171) Saygın gençlik, sapma olarak gördükleri diğer alt kültürlere dahil olmayı reddederek onlar tarafından uyumlular ya da düz gençlik olarak anılırlar. Suçlu gençlik, her türlü suça yatkın ya da sabıkalı gençleri nitelemektedir.  Kültürel asiller, orta sınıf alışkanlıklarına sahip olan sanatla sanatçılardan daha taraftar şekilde ilgilenen bohemliğe yatkın gençlerdir. Son olarak siyasi olarak militan gençlik, radikal politik gruplar içerisinde yer alan, çevreciler, pasifistler, komünistler gibi gençlik grupları nitelemektedir. Dünyada gerek giysileriyle, gerek kendilerine özgü dilleriyle gerekse genel olarak görüldükleri mekanlarla özdeşleşmiş pek çok gençlik altkültürü vardır. Bunlardan birisi olan Teddy Boys, İngiltere’de ekonomik statülerini kaybetmiş ailelerinin aksine kendilerini “elit” olarak göstermek isteyen daha çok şık kıyafetler giyerek geçmişe özlem duyan pahalı mekanlarda takılan gençledir.1975 sonrasında çıkan akımlardan olan Heavy Metal, Punk ve Rockabilly olarak isimlendirilen gruplar daha çok dinlediklerini müziklerle farklılaşırlar ve ahlaki değerleri özellikle cinselliği aşağılamaları yönüyle diğer gruplardan ayırt edilmektedirler. 1950 sonrası Uzakdoğu felsefesinden etkilenen Beatnikler’in sayısının çoğalmasıyla ortaya çıkan Hippiler ise bir döneme damga vurmuş, dönemin tüm siyasi hareketliliğine adeta bir karşı duruş ortaya koyan rengarenk kıyafetler, uyuşturucu ve müzik tarzlarıyla özdeşleşmiş gençlik grubudur. Hippilerle birlikte gençlik altkültürleri 1970’lerde genellikle daha kapalı topluluklara dönüşerek mevcut muhalifliklerini kaybetmeye başlamışlardır. (Tezcan, 1997, s.172) Günümüzdeki gençlik altkültürleri ise apolitik kimliklerini koruyarak dönemin ruhuyla bağlantılı olarak tüketim alışkanlıklarıyla farklılaşmaktadırlar. Altkültür gruplandırması, kesin sınırlara bağlı kalınarak yapılmasına rağmen modernizmle birlikte merkez sarsılmış, sosyal ilişkilerin giderek değişken ve uçucu bir karakter edinmiş ve bu nedenler dolayısıyla tanımlamalar da eski kararlılığını koruyamaz hale gelmişlerdir. Çünkü değişen dünyada eskinin aksine bireyler bulundukları ortamın gereklerine ve diğer bireylerin beklentilerine göre değişen rol ve kimlikleri üstlenmektedirler. Belki de bu nedenle altkültür yerine  Fransız sosyolog  Michel Maffesoli’nin adlandırmasıyla neo-kabileler terimini kullanmak daha işlevsel ve ana uygun olacaktır. Neo-kabile, yirminci yüzyılın ikinci yarısında ortaya çıkmış farklı bir yakınlıkla birleşmiş insanları ve gençlik başkaldırısının başlıca akımlarını niteleyen bir terimdir. (Iovene, 2014, p.5) Bu düşünce sistemi, tarihin döngüselliği fikrine dayanarak değişimin bizi ilksele götürdüğü, bu nedenle şehir denilen bu balta girmemiş ormanda yeni kabileler oluşturduğumuzu ileri sürmektedir.  Her birey günümüzde taktıkları değişik maskelerle birden çok kabilenin üyesidir ve bu üyelik onları sosyolojik olarak tanımlanamaz hale getirirken, onlar için bu kabilelerin parçası olmak bir sosyal sınıfın ya da segmentin parçası olmaktan daha önemli bir hale gelmektedir. (Cova ve Cova, 2001, s.4) Bu konuda tüketim kilit bir role sahiptir. Çünkü bu dönemde tüketim, kimlikleri tanımlamanın bir yöntemi haline gelmiştir: insanlar tüketim yoluyla ortaklaşabilmekte ya da ana akımdan farklılaşabilmektedir. Tüketilen mallar sadece bir meta olmaktan çıkmış; kazandıkları simgesel anlamlarla birer gösteren olmuştur. Bireyler tüketim ritüelinin insan ilişkilerinde pratik edildiği bu dönemde giderek yalnızlaşsa da yine tüketerek tanımladıkları sınırları flu kabilelerde geçici bir süre de olsa birleşmektedirler. Bu birleşme, coğrafi olarak dağınık, ortak bir amaçtan ve politik zıtlıklardan uzak, ana akıma paralel bir noktada konumlanan bir karaktere sahiptir. Bunlara rağmen neo-kabileler üyelerinin davranışlarını, tutumlarını ve yaşayış biçimlerini, altkültür kadar olmasa da, önemli şekilde etkileyebilmektedir. Bu yeni cemaatleşme şekli gençlerin bu akışkan dünyada kendilerine bir ses edinebilmeleri için referans oluşturduğundan gençlik sosyolojisi için de önemli bir tanımlamadır. Altkültürle benzer nedenlerle ortaya çıkmasına rağmen kararsız yapısı onu farklılaştırmaktadır. Dünyada 2000’lerin başından itibaren yaygınlaşan “Hipsterlar” da bu neo-kabilelerden birisidir. Bu araştırmanın konusu “Hipster” gençlerden dini kimliğiyle farklılaşmış gençlik altkültürü olan ve kendilerini oldukça benzer bir şekilde tanımlayan “Mipster” gençlerdir.

         Hipster’dan Mipster’a 

Hipster, “The Hipster Handbook” adlı kitabın tanımlamasına göre havalı (cool) saydıkları zevklere, sosyal tutumlara ve fikirlere sahip olan kişilere verilen bir isimdir. (Lanham, 2003, s.8) Havalı olanın tanımı onlar tarafından yapılmakta ve ana akımın paralel bir noktasında durmalarına rağmen onlardan kentsel mekanda kendi kültürel çevreleriyle yeni oluşturdukları  görünüşleriyle, ritüelleriyle, kullandıkları dil ve benzer alışkanlıklarıyla ayrılmaktadırlar. Hipster kelimesi orjinal olarak 1940’lar ve 1950’lerde jazz müzik meraklısı  Beat Kuşağı için kullanılmasına rağmen giderek anlamı küçültücü olacak bir şekilde değişmiş; 90’larda havalı olan yerine havalı olmayı isteyen kişiler için kullanılmaya başlanmıştır. (Tolstad, 2006,s.5-6) İki binli yılların başında popüler kültürde yerini alan, kültürel elit, yapmacık tavırlara sahip kimse, özenti olduğunun farkında olmayan biri gibi ithamlara maruz bırakılan bir gençlik neo-kabilesi haline gelmiştir. (Hill, 2015, s.46) Bununla birlikte, geçici bir akım olduğu varsayılıyor olsa da  bugünlerde hala dünyanın pek çok şehir merkezinde Hipster tanımlamalarına uyan bireylere rastlamak mümkündür.

Mipster ise ana çıkış noktası Hipsterlık ve Hipsterların yaşayış şekilleri olmasıyla birlikte onlardan dini inanışlarına yaptıkları vurgu açısından ayrılmaktadırlar. Gummibaum, M Kuşağı olarak da bilinen Mipsterlar, aslında Müslüman Hipsterlardır. Müslümanlığın modern kent yaşamında bulunma talebi olarak da yorumlanabilecek bu kabile kültürü, hipsterlarla moda anlayışları, konuştukları dil, gittikleri kafeler, alışveriş alışkanlıkları, oldukları yaş aralığı gibi pek çok açıdan benzerlik göstermektedir. Giydikleri dar pantolonlar, tüm düğmeleri kapalı gömlekler, tulumlar, kalın çerçeveli gözlükler, mokasen ayakkabılar, kravatlar, papyonlar, hipsterlıkla özdeşleşmiş sakal şekliyle giyim konusunda ortaklaşmaktadırlar. Geleneksel kapanma şeklinde oldukça farklı bir şekilde kullandıkları türban ve dini inançları sebebiyle yaptırmadıkları dövmeler ise hipsterlardan onları farklılaştıran en önemli özellikleridir. Genellikle Amerika ve Avrupa’nın büyük kent merkezlerinde görünen bu iki yeni kent kabilesi genellikle soylulaştırma geçirmiş kentsel alanlarda ya da benzer butik iş yerlerinin bulunduğu mahallelerde bulunan yeni nesil küçük kahvecilerde buluşmaktadır. Hipsterlar gibi mipsterlar da bir gençlik akımı olarak 16-24 yaş arası bireylerden oluşmaktadır. Sosyal medyayı etkin şekilde kullanarak çektikleri fotoğraflarla, yaptıkları diğer paylaşımlarla kendi aralarında bir ortaklık oluşturacak şekilde uçucu kültürlerini yeniden üretmektedirler. İlk olarak 2012 yılında kullanılan Mipster terimi, Amerika’da başkanlık seçimleri sonrası “Müslüman karşıtı” olarak bilinen bir politikacının seçilmesi sonucu isimleri daha sık gündeme gelmeye başlamıştır. Layla Shaikley, Riz Ahmed, Hasan Minhaj, Reza Aslan, Tariq Ramadan, Omid Safi bazı ünlü Mipsterlardandır.

Layla Shaikley, oldukça iyi bir üniversitede mimari eğitimi almış, bir dönem NASA’da çalışmış, kendini Mipster olarak tanımlayan Amerika’da yaşayan oldukça başarılı bir kadındır. Kendi sitesinde Mipsterlık üzerine yazdığı bir yazısında, hiçbir zaman toplumun ona sunduğu İslami giyim kodlarına boyun eğmediğini ifade eden genç kadın, Amerikan ana akımını hedeflemesine rağmen onun İslam’ı anlamadığını belirtmektedir. (Shaikley, 2014, p.1,8) Ana akım, “normal”, “batılı”, “modern” ve “Amerikan” olanı belirlemektedir ve bu sınıflamalara giremeyen Müslümanlar özellikle 11 Eylül’de yaşanan terör saldırısının ardından pek çok basmakalıp düşünceyle baş etmek durumunda kalmıştır. Bu, Amerika ve Avrupa’da yaşayan Müslümanlar özellikle çoklu kimliklerinin yeni farkına varan gençler için oldukça zorlu bir durumdur. Genellikle medya aracılığıyla oluşturulan sözde Müslüman kimliği yanlı, ön yargılı, genelleyici, dışlayıcı olması ve nefret söylemlerine yer vermesi bireylerin herhangi bir Müslüman kimliğine ait sembolleri taşıyan insanı gördüklerinde önceden medya organlarından edindikleri bilgileri referans alarak olumsuz bir bakış açısıyla hareket etmelerine neden olmaktadır. Oysa modern, eğitimli ve batılı olma talebiyle ana akıma benzer kodları kullanarak oluşturulan imajlar bunu kırmaya yönelik bir talep; mevcut duruma bir karşı duruştur. Yine de karşı kültür oluşturduğunu söyleyemeyeceğimiz kadar zayıf, olumlayıcı, özenti, geçici olan bu akım, mevcut sistemi bu yolla yeniden üretmektedir.

Türkiye’de Mipsterlık kavramı oldukça az ses getirmiştir. Sosyal medyayı etkin bir şekilde kullandıklarını ifade ettiğimiz neo-kabilenin, ülke içinden bu etiketle yapılan paylaşımlarına bakmamız bu açıdan işlevseldir. Mipster etiketiyle yapılan paylaşımlarda Amerika başta gelirken diğer Avrupa ülkeleri onu takip etmekte Türkiye gibi “Batı”nın doğusunda kalan ülkelerden yapılanların sayısı daha az görünmektedir. Tüm yeniliklerin, modaların bu kadar hızlı yayıldığı bir dönemde bunun nedeni ancak politik ve sosyal açıdan açıklanabilir. Her şeyden önce bu neo-kabilenin oluşumunun temelinde agresif ve şiddete meyilli olmayan mevcut sisteme bir karşı duruş yatmaktadır. Türkiye’ de ise bu karşı duruş en açık anlamıyla gerekli değildir. Müslüman’ın kentte temsil edilmesinde giyime yönelik karşılaşılan ön yargılarla ilgili başta kapanma yöntemi olmak üzere pek çok değişiklik çoktan yapılmıştır. Türkiye’de Müslüman kimliği elbette ki homojen bir yapıya sahip değildir. Oransal olarak ülke içinde diğer “batılı” ülkelere  nazaran daha çok Müslüman’ın olması, onların medya aracılığıyla ana akımda adaletli ve çoğunlukla yargısız temsili varlıklarını ortaya koymaları için bir strateji geliştirmelerine çoğunlukla neden bırakmamaktadır.

SONUÇ

Gençlik dönemi gerek biyolojik, psikolojik açıdan gerek sosyal, politik ve ekonomik açılardan oldukça zor bir süreçtir. Bu süreci inceleyen araştırmacılar konuya yönelik pek çok farklı bakış açısı geliştirmişlerdir. Altkültür kuramı gençliği ve gençlik örgütlenmelerini anlayabilmek açısından oldukça önemlidir ama değişen dünyaya bazen yanıtsız bazense yetersiz kalmaktadır. Geliştirilmeye açık ve disiplinlerarası bir kavram olarak neo-kabile aslında gençlik sosyolojisi açısından altkültürün güncel bir yorumudur. Bu yorumla tüketim kültürünün hakim olduğu bir dünyada gençliğin geçici, tüketim odaklı, apolitik  bir şekilde cemaatleşmesi daha anlaşılabilir hale geldiği düşünülmektedir. Mipsterlar Hipsterların alt başlığı olarak ortaya çıkmış din, moda ve kent odaklı yeni bir gençlik neo-kabilesidir. Onları Hipsterlardan ayıran temel özellikleri dini kimliklerine yaptıkları vurgudur. Daha çok Amerika merkezli olsa da Avrupa’da da temsillerine rastlanmaktadır. Mipsterların çoğunluğu Müslüman olan Türkiye gibi ülkelerde sayıları göreli olarak azdır. Bunun nedeni bu araştırmada çoğunlukla politik olarak ülke siyasetinde, medyada ve sokakta daha “özgür” bir şekilde temsil edilebilir olmaları olarak yorumlanmıştır. Yine de bu konuda daha anlamlı sonuçlar elde edilebilmesi için kendisini Mipster olarak tanımlayan gençlerle niteliksel bir çalışma yapılması gerekmektedir. Böylesine bir araştırmayla elde edilecek sonuçlar, sadece gençlik sosyolojisi açısından değil diğer psikolojik , sosyolojik, ekonomik ve politik araştırmalar için ilham verici ve aydınlatıcı olacaktır.

KAYNAKÇA

Baran, A. G. (2013). Genç ve Gençlik: Sosyolojik Bir Bakış,  Gençlik Araştırmaları Dergisi, 1.1, 6-25

Cova, V. Ve Cova, B.(2001). Tribal Marketing: The Tribalisation Of Society And Its Impact On The Conduct Of Marketing, 

http://www.livingbrands.co.uk/Assests/Articles/Tribal%20marketing.pdf, (12 Nisan 2018)

Hill, W. (2015), A hipster history: Towards a post-critical aesthetic, Critical Studies in Fashion & Beauty, 6.1, 45–60

Iovene, F. (2014).    Sociologist: Descartes Created The Crisis Of Modernity, And ‘Urban Tribes’ Will Fix It http://www.businessinsider.com/afp-urban-tribes-thriving-in-modern-society-2014-10?IR=T  (10 Nisan 2018)

Lanham, R. (2003): The Hipster Handbook. New York: Anchor Books.

Shaikley, L. (2014). The Surprising Lessons of the ‘Muslim Hipsters’ Backlash, http://www.laylashaikley.com (11 Nisan 2018)

Tezcan, M. (1997). Gençlik Soyolojisi ve Antropolojisi Araştırmaları, Ankara: Ankara Üniversitesi Basımevi

Tolstad, İngrid. (2006). Hey Hipster! You Are a Hipster!: An Examination İnto The Negotiation Of Cool İdentities, Yüksek Lisans Tezi, Norveç: Sosyal Antropoloji Enstitüsü