Ana SayfaYeşilEko MimariBu ofisin çalışanları çalışma odalarını kent bostanlarına çeviriyor

Bu ofisin çalışanları çalışma odalarını kent bostanlarına çeviriyor

-

Asırlardır Japon kültüründe doğaya verilen değer Japonya’nın şehirleşirken doğaya en az zararı verme ihtiyacını açığa çıkartmıştır. 126 milyonluk bir popülasyonu çok dar bir alanda barındırması sebebiyle Japonya, dünyanın en sıkışık biçimli şehirleşmiş ülkelerinden biri konumunda. Çok fazla insan ve çok az alan olması, tarım alanlarına da fazla bir yayılma imkânı bırakmıyor.

Bu durumu düzeltme amacı güdenler tarafındansa yeni ve yaratıcı fikirler ortaya atılıyor. Böylece ellerinde bulunan “şehirsel” alanların her bir köşesini kullanma ihtiyacı duyuyorlar.

Genelde yaşamların monotonlaştığı ve hayallerin yok olduğu yerler olarak görülen ofisler, şimdilerde daha yaşam dolu yerler haline dönüşmeye başladı.

Ofislere yapılan eklemelerle, çalışma alanları daha organik ve doğal arkadaşlıklarla dolu yeşil alanlara dönüşüyor.

İnsan kaynakları ve taşeron çalışan alanlarında uzmanlaşmış Japonya merkezli Pasona firması, şimdilerde doğala dönme hedefinde. Şirketin Tokyo’daki genel merkez çalışanları, çalışma alanlarını sadece iş arkadaşlarıyla değil aynı zamanda yüzlerce metrekarelik yeşil alanla da paylaşıyorlar.

Good Magazine’in haberine göre, bu alışılmışın dışında duran çalışma alanı fikri mimar Yoshimi Kono tarafından öne sürülmüş. Binanın dış cephesinin büyük bir bölümü yeşillendirilerek yaşayan bir duvara dönüştürüldü. İç kısımlarda toplantı masalarının üzerinden sarmaşıklar sarkıyor. Balkon bölümünde çiçekler ve meyve ağaçları kendilerine yeni bir yaşam alanı buluyorlar. Lobide ise küçük çaplı bir çeltik tarlası var.

Görsel açıdan haylli tahrik edici gözükmesinin yanında bu ofis binası aynı zamanda etkili bir kentsel çiftlik projesi. Yüzde 100 organik 200’den fazla meyve ve sebze türü yetiştiriliyor.

Proje ekolojik bilinçli bir yenilik. Aynı zamanda da Japonya’nın tarım alanı kısıtlamalarının kabullenilmesi durumunda. Çalışma alanlarını yeşillendirme düşüncesi, klostrofobik etki yaratan ofislerin daha yaşanabilir yerlere dönüşmesine bunun yanında da kentsel tarım yapılabilmesine imkân sağlayacak. Böylece ofis binaları daha renkli ve yaşam dolu yerler haline dönüşebilecekler.

Kaynak: Plaid Zebra

SON YAZILAR

Modern çağın jeolojik heykelleri: Dünyanın 70 çölünden doğan bir mimari arşiv

Apple Park’ın zeytin ağaçları arasında, dünyanın yetmiş farklı çölünden toplanan kumlarla üretilmiş dört yüzü aşkın cam sütun yükseliyor. Katie Paterson ve Zeller & Moye tasarımı "Mirage", malzemeyi jeolojik bir hafıza kartına dönüştürürken, sınırları eriten küresel bir iş birliğini simgeliyor.

Cephede enerji hasadı: Mimariyi canlı bir organizmaya dönüştürme manifestosu

Modern mimaride akıllı bina kavramı dijitalleşme ile anılırken, Hamburg’daki BIQ House bu zekayı biyolojiden alıyor. Dünyanın ilk biyoreaktif cepheli yapısı, cam panellerin içinde yaşayan mikro-alglerle hem enerji üretiyor hem de binaya dinamik bir gölge sağlıyor. Statik beton bloklardan, yaşayan organizmalara geçişin hikayesi.

Doğa kendi evini inşa ediyor: Karbon negatif bir yapı bloğu olarak “Kenevir Betonu”

İngiltere'deki Flat House, kenevir tarlasından doğan duvarlarıyla mimaride devrim yaratıyor. Karbon negatif, prefabrik ve nefes alan kenevir betonu (hempcrete) teknolojisini inceledik.

Bir sandalyeyi yetiştirmek: Nucleo’nun Terra projesi üzerinden ekolojik tasarımın yeni dili

Endüstriyel üretimin hakim olduğu bir çağda, tasarımın doğayla ilişkisi çoğu zaman "malzeme seçimi" düzeyinde kalır. Oysa bazı projeler, bu ilişkinin yalnızca yüzeysel bir tercih değil,...
Konuk Yazar
Konuk Yazar
Siz de Gaia Dergi'de yazılarınızın çıkmasını istiyorsanız [email protected] üzerinden iletişime geçebilirsiniz.

ÇOK OKUNANLAR

95,278BeğenenlerBeğen
17,593TakipçilerTakip Et
22,156TakipçilerTakip Et
243AboneAbone Ol