5 Nisan Salı akşamı TRT Ankara Radyosu Refik Ahmet Sevengil Stüdyosu’nda, besteci Can Aksel Akın’ın Aziz Nesin’e adadığı senfonisinin Dünya Prömiyeri yapıldı. Hacettepe Üniversitesi Senfoni Orkestrası’nın seslendirdiği, “Özgür”, “Yaşar” ve Saygun Filarmoni Korosu’nun seslendirdiği “Sivas Acısı” bölümlerinden oluşan senfoninin pek tonal olmayan havası, rahatsız etmekten çok rahatlatıyor.

16 Nisan akşamı, Ankara bir Dünya prömiyerine daha ev sahipliği yaptı. Opera Sahnesinde sahnelenen, müziklerini Meksikalı iki çağdaş besteci Jose Pablo Moncayo ve Arturo Marquez ile birlikte Can Aksel Akın’ın da yazdığı Frida. Ankara Devlet Opera ve Balesi Modern Dans Topluluğu’nun sergilediği ve Frida Kahlo’nun hayatından kesitler sunan 2 perdelik bu gösteri, Frida’nın aşklarını, fiziksel ve ruhsal acılarını seyirciye tüm gerçekliğiyle taşıyor.

Can Aksel Akın ile yeni senfonisi ve Frida hakında biraz söyleştik*:

Senfoninizi biraz anlatır mısınız?

Aslında senfoninin ortaya çıkışı çok uzun bir zamana yayılıyor. Madımak yaşandığı zaman henüz konservatuara yeni girmek üzereydim. Bazı şeylerin hakkının verilerek yapılması gerektiğini düşünüyorum, o yüzden bir senfoni yazmak için bu kadar bekledim. Belirli bir senfoni geleneği vardır. Mozart, Beethoven, Brahms… Ben bu geleneğin devamı olarak görüyorum bestelediğim senfoniyi. Daha çok Mahler’den etkilendim diyebilirim.

Eser 3 bölümden oluşuyor. Birinci bölüm “Özgür”, ikinci bölüm “Yaşar”, üçüncü bölüm “Sivas Acısı”. Birinci bölüm ağır, ikinci bölüm tempolu bir bölüm. Üçüncü bölümü ise bir ağıt temposunda giden bir bölüm olarak ifade edebilirim. Özgür, birkaç yıl önce Bursa Devlet Senfoni Orkestrası tarafından çalındı. Küba Devrimi için, Küba halkına ithafen bestelenmişti. Dolayısıyla birinci bölümün farklı bir amaç için yazıldığını ama yine de bu senfoninin bir parçası olduğunu belirtmem gerekiyor.

Dinleyenlerin tepkisi nasıl oldu? Hiç eleştiri aldınız mı?

Elbette eleştiriler aldım ancak bu eleştiriler hep yapıcı oldu. Henüz olumsuz tepkiler almadım. Konserden sonra bir gün, bir ortamda Eren Aysan ile karşılaştık, kendisi de eseri dinlemiş. Biliyorsunuz Behçet Aysan da ne yazık ki Madımak’ta hayatını kaybeden aydınlarımızdan biriydi. Eren Aysan’dan eserim için güzel sözler duymak mutlu ediciydi.

Hayalim elbette eserin daha geniş kitleye ulaşması. Asla unutulmaması gereken bir trajedi bu. Aydınlanma yolunda insanların mücadelesini yüceltmek ve devam ettirmek hepimizin görevi. Sanatın sadece entelektüel bir oyun olarak görülmemesi gerektiğini düşünüyorum.

Neden Sivas Acısı? Neden Aziz Nesin?

Müziğin toplumdan ayrı olmadığını düşünüyorum. Bu nedenle Türkiye halkının çok değerli yazarı Aziz Nesin’i senfonimde anmak istedim. Aynı zamanda benim çocukluğum açısından da önemli birisi Aziz Nesin. Babam ve annem ile dostlukları vardı.

Sivas Acısı’nı seçmemin sebebi Aziz Nesin’in hayatından yola çıkarak oldu. Ölmeden önceki en trajik olaydı sanırım. Madımak, Türkiye halkının yaşadığı en kötü olaylardan biriydi.

Aziz Nesin’i sadece Sivas’la değil, toplumun aydınlanması için yaptığı onca şeyle, gerçekleri insanların yüzüne vuran haliyle, kurduğu vakıfla anıyorum. Tüm bu uğraşlarının, üzerine düşünülmesi gereken unutulmaması gereken konular olduğunu düşünüyorum.

Frida’da iki ayrı besteci ile birlikte sizin de eserleriniz seslendirildi. Neler söylemek istersiniz?

Açılış, Ön Oyun, bir vals, kaza sahnesi, kâbus sahnesi ve birkaç sahne daha bana aitti. Çalışmalar çok yoğundu. Güzel bir süreçti. Çok dinamik, genç bir ekip. Çok başarılılar, orkestramız da öyle.

can-akin-fridaYeni bir eser üzerinde çalışıyor musunuz?

Kesinlikle. Aynı anda birden çok eser üzerinde çalışıyorum aslında.

1 Mayıs’ı geride bırakmışken, sanat ve emek üzerine bir şeyler söylemek ister misiniz? Türkiye’de sanat emekçileri emeklerinin karşılığını görebiliyor mu?

Bu çok derin ve önemli bir konu. Ne yazık ki Türkiye’de sanata saygı ve sevgi konusunda çok ciddi açıklar söz konusu. Sanata sevgi ve saygı gösterilmediği için sanatçılara da gösterilmiyor. Sanatçı toplumu aydınlatan, söylenilmeyeni/söylenemeyeni söylenir kılan ve toplumu ileriye taşımaya çalışan, saygıyı sevgiyi toplumla paylaşandır.

Türkiye sanata saygı veren bir topluma ulaşırsa çok daha güzel bir yaşam süreceğimizi düşünüyorum. Birbirinin acısından acıyı hissedebilen bir toplum olabileceğimizi düşünüyorum.

Şu ana baktığımızda toplum içerisindeki gruplaşmanın ne yazık ki üzücü bir boyutu olduğunu görüyoruz. Bir besteci olarak ben de bu duruma çok üzülüyorum. Eserlerimde bu konuya da değinmeye çalışıyorum, toplumsal konuların yansıtılması, insanların yüzüne birer ayna tutulması benim için önemli.

1 Mayıs’a gelecek olursak. Nasıl kutlandığını gördük. Üzücü…

Sanatın sansürlenmesini, konserlerin iptalini, tüm bu yasakları nasıl değerlendiriyorsunuz

Elbette her türlü sansüre karşıyım. Sanatın yeri aydınlanmanın yanıdır.

Ülkemizde sanatın varlığını gösterebilmesi zor. İnsanların sanata ihtiyacı olmadığını düşünüyorlar. Toplumsal yapı içerisinde sanata, müziğe yeterince önem verilmiyor. Sanatçıya önem verilmiyor, zaten bahsettik. Genç sanatçıların durumlarını biliyorsunuz, bir diğer çok önemli konu. Son yıllarda sanatçıların da tıpkı öğretmenlerde olduğu gibi atanmalarının yapılmaması, sezon bitiminde işten atılmaları vesaire. Bütün bunlar sanata karşı yapılan bir saygısızlık aslında.

Sansürün kesinlikle engellenmesi, sanatçıların söyleyecekleri şeylerde özgür bırakılmaları gerekiyor. Bu çeşitli dönemlerde denendi. Özellikle İkinci Dünya Savaşı sergilerde. Naziler Almanya’ya her aşamada hâkimdiler. Onların bile diktatörlüğü bittiğinde sansürledikleri her şey tekrar gün yüzüne çıktı. Bizde de böyle olacaktır umarım.

can-aksel-akinfotograf-onur-ozmenGeleceğin genç bestecilerine söyleyeceğiniz bir şeyler var mı?

İçinde büyüdükleri coğrafyayı asla unutmasınlar. Kültürlerinden kopmasınlar. Ancak sanatçının sadece yerel olmaması gerekir. Toplumla bütünleşik olmaları gerekir ancak, dünya kültürlerini de çok iyi bilmeliler. Birden çok dile hâkim olmalılar, Türkçe ne yazık ki sanat ve bilim dili değil.

Can Aksel Akın fotoğrafları Onur Özmen tarafından çekilmiştir.

*Bu röportaj 3 Mayıs 2016 tarihinde yapıldı.