Temiz su olmadan yaşamak… Söylemesi kolay, ama hayal etmesi o kadar zor ki. Evinizde su kesintisi olduğunda bile yaşadığınız sıkıntı ve bıkkınlığı düşünün. Ne kadar çekilmez değil mi? Elinizi ve yüzünüzü yıkamak isteyip de hiç su bulamadığınızı düşünün; giysilerini yıkamadan tekrar tekrar giymek durumunda olduğunuzu da, veya temiz tuvalete erişiminiz olmadığını, hatta ve hatta yiyeceklerinizi yıkayamadığınızı… Stres verici ve üzücü, hayal kırıklığı yaratıcı değil mi?

İnsanın başına gelmeden empati kurması belki gerçekten çok zor. Fakat bazı gerçekler için çok uzağa gitmeye gerek yok: 2000 yılı verilerine göre Türkiye’deki hanelerin yüzde 31’i sağlıklı tuvaleti yok. Temiz içme suyu olmayanlar ise yüzde 26. Yüzdeler az gibi görünebilir, fakat onlar bu sorunlarla birinci elden yüzleşen kişiler.

Çocukların hayatta kalma oranı ve sağlık durumları büyük oranda su kaynaklarına erişimleri ile doğru orantılı. Her yıl, beş yaşın altında iki milyon çocuk sağlıklı su kullanamadığı için hastalıklara kapılıp hayatını kaybediyor. Bu hastalıklar genelde ishal ve türevleri, bağırsak kurtları ve çeşitli göz ve deri hastalıkları olabiliyor. Tabii yetersiz su, yetersiz beslenmeyi de beraberinde getirdiği için bu çocukların sağlıklı beslenme şansı oldukça azalıyor. UNICEF, su edinme işinin yüzde 71’inin kadın ve kız çocuklarının yükü olduğunu ve temiz suya erişememenin en çok kız çocuklarını etkilediğini belirtiyor.

Temiz su ve çocuk
Çocukların hayatta kalma oranı ve sağlık durumları büyük oranda su kaynaklarına erişimleri ile doğru orantılı. Her yıl, beş yaşın altında iki milyon çocuk sağlıklı su kullanamadığı için hastalıklara kapılıp hayatını kaybediyor. (Kaynak: middleeastmonitor.com)

Görüldüğü gibi çocukların çevresel hakları aslında onların en temel yaşam haklarıyla geniş çapta örtüşmekte. Geçen hafta çocukların barınma hakkından bahsetmiştik, yazıya buradan ulaşabilirsiniz.

Temiz su erişimi ve kullanımı

Her çocuğun temiz su hakkı vardır:

Su miktarı ve kalitesi: Kirli içme suyu sayısız hastalığa neden olabilir. Fakat, nasıl su olduğunun yanı sıra “ne kadar su” olduğunun sorgulanması da gerekir. Yeme, içme ve en basit seviyede hijyen için bir kişinin ihtiyacı günlük 30-40 litre arasında değişkenlik gösterir. Çok az miktarlarda su maalesef bunları karşılamak için yeterli değildir.

Suya erişim: Temiz su kaynaklarına olan uzaklık ve buralara erişimin zorluğu, suyun fiyatı, su edinmek için girilen uzun kuyruklar ve suyun ne zaman sağlanacağının belirsizliği gibi sorunlar çocukların suya erişimdeki en büyük engeller. Bu durumlarda yiyeceklerin, çatal kaşık gibi mutfak gereçlerinin, yiyecek saklanan ve pişirilen alanların temiz tutulması oldukça zorlaşır.

Temiz su ve çocuk 2
Eğer su, barınma alanına veya evlere borular ile dolaşım yoluyla sağlanamıyorsa depolarda biriktiriliyor. Ama bu depolar kirlenme risklerine oldukça açık durumda olabiliyor. (Fotoğraf Kaynağı: childcareworldwide.org)

Hijyenik olmayan su depoları: Eğer su, barınma alanına veya evlere borular ile dolaşım yoluyla sağlanamıyorsa depolarda biriktiriliyor. Ama bu depolar kirlenme risklerine oldukça açık durumda olabiliyor.

Hijyen sorunlarına bağlı hastalıklar: Bu hastalıklar en çok çocukları etkiliyor. Çünkü çocuklar bağışıklık sistemi bakımından daha güçsüz konumdalar. Ama aynı zamanda harekete ve oyuna ihtiyaçları var ve hijyene dikkat etme eğilimleri az. Dışkı temasından dolayı ishal benzeri hastalıklar geçirme riskleri de yükselebiliyor.

Organik atıkların yok edilmesi: Dışkılarının sağlıklı yöntemlerle insan temasından uzaklaştırılması ve yok edilmesi hijyen ve sağlık bakımından oldukça önemli. Düzgün bir lağım sisteminin olması çok defalar el yıkamadan bile daha efektif hijyen sağlayabilir. Ama dünyada yüzde 60 kadar evin temiz bir tuvalet sistemleri bulunmuyor. Uygun tuvaletin bulunmaması da çocuklar için psikolojik açıdan nahoş ve korkutucu olabiliyor. Buna rağmen birçok çocuk ihtiyaçlarını sokaklarda, açık alanlarda ve hatta açık lağımlarda gidermek zorunda kalıyor.

Hastalıkların yayılması çocukların hep bir arada olduğu zamanlarda daha hızlıdır. Okullar veya bakım evlerinde yetersiz tuvalet ve el yıkamak ünitelerinin olması riski oldukça artırabilir. Bu tarz alanlarda yaşam devam ederken karşılaşılabilen en büyük sorunlardan biri de yetersiz alt yapıdan dolayı lağım çukurlarında biriktirilen atıkların tıkanıklık yapmasıdır. Tıkanıklık nedeniyle de biriken gider veya yağmur suları da daha sonra sele neden olabilir ve atık maddenin sel suları ile yayılımı hızlanır. Selin oluştuğu alanlar genelde kaçak yerleşim yerlerinde, dik yamaçlara kurulmuş alanlarda ve uygun olmayan arazilerde görülebilir. Tıpkı zincirleme bir reaksiyon gibi, bununla birlikte sivrisinek, kemirgen hayvanlar ve sinekler gibi zararlı haşerelerin üremesi hızlanır.

Bu yüzyılda bile hâlâ maalesef her çocuğumuzu en değerli varlıklarımız olarak yetiştirmekten aciz kalıyoruz. Sayılar ve istatistikler iyiye gitse de, o sayılarla ifade edilenler gerçek çocuklar ve eşit ve insanca bir hayat yaşamaktan çok uzaklar. “Tuzu kuru” olduğumuzu bir kez daha hatırlayıp belki de çevremizde çocuklar için neler yapabiliriz bir defa daha düşünmek gerekir.

 

Kaynak: Çocuk Vakfı Sayısal Çocuk Uyarı Raporu/2000

www.unicef.org.tr/basinmerkezidetay.aspx?id=2447

www.unicef.org.tr/basinmerkezidetay.aspx?id=2302