İnsan hakları kavramı bugün artık neredeyse çerez gibi kullanılıyor. Altında yatan fikir çok sade ve basit bir temele dayanıyor; insanca, eşit ve özgür yaşamak. Ama bu kadar fazla kullanıyor olsak da çoğumuzun aklından çocukların da birer birey olduğu geçmiyor.

Öyle ki, bugün çok ağır şartlar altında yaşamaya çalışan binlerce çocuk olmasına rağmen durum böyle. Dünya üzerinde o kadar çok çocuk hakkı ihlali oluyor ki, artık normal gelmeye başlıyor bize. Peki, durumun mühimmiyetini anlamak için ne yapmak lazım? Bunu düşüne düşüne çocukların çevre hakları ile ilgili naif bir araştırma yapmak istedim. Ortaya çıkan resim hep benzer; çocukların barınma, beslenme, temiz su, güvenli çevre vb ihtiyaçları var. Ben de bunları ayrı ayrı başlıklarda hatırlayalım istedim.

“Save the Children” adlı kuruluşun İsveç ofisinin hazırladığı bir rapora göre, çocukların hakları doğrultusunda ihtiyaçları birkaç başlığa ayrılmış: barınma, temiz suya erişim, çevresel etkiler ve eğitim öğretim kurumlarına erişim.

Önce barınma ile başlayalım

Her çocuğun barınma hakkı vardır:

Çocuklarım Çevre Hakları: Her Çocuğun Barınma Hakkı Vardır
Harmanlı, Bulgaristan’daki mülteci kampında yaşayan Suriye’li mülteci çocuklar, soğuk çadırlarında ısınma imkanı olmamasından ötürü sokakta yaktıkları ateşin etrafında ısınmaya çalışıyorlar. (21 Kasım 2013 © AP Photo/Valentina Petrova)

Güvenli bir ortam: Çocuğun güven sağlayan bir evinin olması kritiktir diyor raporda. Tanıdık bir çevre, olağan bir gündelik yaşam çocukların özgüven gelişimleri için çok önemli değişkenler. Evsizlik durumlarında veya sık sık yer değiştirme zorunluluğu olduğunda, çocuklar kaygı bozuklukları, davranış problemleri, uyku düzensizlikleri veya agresiflik gibi sıkıntılar çekebiliyorlar.

Yeterli korunma ve uzun süreli barınma: Barınma hakkının sürekliliği çok büyük önem taşıyor. Çünkü, çocuğun kendine ait temiz bir yatağının olması, örneğin, ve bunu kaybetme kaygısı olmaması çocuğun tüm hayatını etkileyen faktörlerden. Bu durumun korunması, yoksulluğun olumsuz etkilerini aza indirebilir nitelikte. Yani bir çocuk için herhangi bir ev bulmak yeterli değil, bu evin sürekli olduğundan emin olmalıyız.

Uygun maliyet: Barınma için uygun maliyet ülkeden ülkeye göre değişkenlik gösterebilir. Raporda Afrika, Asya ve Latin Amerika gibi ülkelerde düşük gelirle yaşayan ailelerin genel alım güçleri çok düşük olduğundan kaçak evlerde yaşadıklarından bahsedilmiş. Bu yasa dışı yerleşim yerleri ise çocukların gelişimi için korkunç yerler olabilir. Örneğin, dik yamaçlar, kirlenmiş bölgeler veya iş imkanları ve hizmetlerden uzak alanlar olabilir. Türkiye’de de asgari ücret ve ev kiralarının karşılaştırılması yapılırsa çok farklı bir tablo çıkamıyor maalesef karşımıza.

Teknik alt yapı: Sadece barınacak bir yerin olması yeterli değil, bu evin su kullanımı, elektrik, lağım gideri vb. gibi birçok teknik alt yapısının bulunması gerekiyor. Tabi ki bunlar olmadığında, su kullanımı çok mümkün olmuyor ve çocuklar sağlık sorunları riski ile karşı karşıya kalıyor.

Bunlar sağlanmazsa neler olur?

Yasa dışı yerleşim durumunda sık sık yer değiştirme kaçınılmaz olabilir. İnsanlar bulundukları yerlerden başka yerlere gönderilebilirler. Bunun bilincinde olarak ise teknik alt yapı sağlayacak masraflara girişmek istemezler. Evlerinden zorla gönderilen ve evleri yıkılan aileler destekçi sosyal çevrelerini kaybeder ve ailelerin devamlılığı risk altına girmiş olur. Çocuklar okuldan uzak kalmak zorunda kalır ve hatta uzun süreli travmatik bir tecrübe yaşamış olurlar. Riskler tahliye edilmekle bitmiyor; doğal afetleri de düşünmek gerekiyor. Düzgün inşa edilmemiş ve yetersiz bir yapıya sahip evler sel basması, toprak kayması, deprem ve kuvvetli rüzgarlar gibi doğal afetlere de dayanıklı olamıyor.

Çocuklarım Çevre Hakları: Her Çocuğun Barınma Hakkı Vardır

Yetersiz bir barınma ortamında sadece tahliye riski yok, sağlık riski de var. Çeşitli haşerelerin bulunması ve bunlardan geçen hastalıklar büyük bir problem. Temizliğe uygun olmayan zeminler özellikle emekleyen bebekler için çok büyük tehlike arz ediyor. Ayrıca yetersiz temiz hava, küf ve tozlanma solunum rahatsızlıklarına neden olarak en çok çocukları etkiliyor.

Bütün bu somut etkilerin yanı sıra, istikrarlı bir barınma ortamının yokluğu, çocuklara psikolojik açıdan birçok zarar verebiliyor. Özellikle çocuğun kendine verdiği değeri etkileyerek benlik gelişiminde olumsuz etkiler bırakabiliyor. Ayrıca, toplumdan soyutlanma ve dışlanma gibi riskler çocukları tehdit ediyor.

Kaynak: Save The Children