Goodreads okurlarına göre 2018’in en iyi korku kitaplarından biri olarak gösterilen Craven Malikanesi, USA Today Bestseller yazarı Darcy Coates’in kaleminden çıkmış. Bizler de Leyla Esen’in çevirisini, Çınar Yayınları etiketiyle okuyoruz. Okumak ifadesi yetersiz kalabilir, çünkü en azından kendi adıma Craven Malikane’sini bir gecede yuttuğumu söyleyebilirim. Kesinlikle sürükleyici ve arada sırada kitabın üzerinden bulunduğum odaya göz atmama sebep olacak kadar da ürperticiydi.

Kitabın ana karakteri Daniel, kitabı çaresizlik ve umutsuzluk ile açıyor. İş bulmak için bütün çabaları sonuçsuz kalmış, bazen kazanabildiği az bir miktar parayla geçinmeye çalışıyor. Kuzeninin yanında küçük ve pis bir evde kalıyorken, kira ödediği halde istenmeyen biri gibi hissediyor. Hayatını değiştirmek için elinden bir şey gelmediğini görüyoruz ve elindekilerden vazgeçmesi de sokakta yaşadığı kötü günlerine dönebileceği anlamına geliyor. Daniel’ın içinde bulunduğu durumun karanlığı bir korku kitabına yakışır ölçüde. O yüzden, bir gün eline bir zarf ulaştığında ve Bren adındaki birinin Craven Malikanesi’nde bahçıvan olarak çalışmasını istediğini söylediğinde bu fırsata nasıl atladığını anlayabiliriz.

Craven Malikanesi çoğu korku eserindeki gibi bir malikane, bakımsız ve ıssız. Daniel’ı işe alan kişi, bu kişinin kendisi de pek gizemli, ona muhtemelen hayatı pahasına uyması gereken kurallar bırakıyor: Mülke yabancıların girmesi yasaktır, kuleye girmeyin, gece yarısından şafağa kadar bahçıvan evinden ayrılmayın, perdelerinizi çekin, kapıyı kilitli tutun, (kapının) çalındığını duyarsanız cevap vermeyin. Gün boyunca çalışan ve yorulan Daniel, dinlenmek ve uyumak için evine gittiğinde her şeyin yolunda olduğunu düşünüyor, ta ki gece yarısından bir süre sonra bir şey kapıyı tıklatmaya başlayana kadar. Buradan itibaren okuyucunun sinirleri bozulmaya başlayabilir, çünkü korku eserlerinden alışkın olduğumuz üzere Daniel’ın merakına yenilip kapıyı açacağına eminiz. Ama Craven Malikanesi’nin onu diğer korku eserlerinden ayıran yönü işte burada karşınıza çıkıyor: Daniel, bütün gece boyunca ne kadar tıklatılırsa tıklatılsın ne kapıyı ne pencereyi açıyor, ne de kendisini tutamayıp camdan bakmaya karar veriyor.

Daniel’ın sağduyulu bir karakter olması, elbette gerilimi azaltmıyor. Aksine, her korku filmi izlediğimizde “Aman bodruma inme, kapıyı açma, terk edilmiş hayaletli evlere girme!” diye içimizden geçirirken, bu kez aklı başında hareket edenlerin nasıl bir korku serüveni yaşayacağını görüyoruz. Bu durum, benim için beklenmedikti ve hiç tahmin edemediğim bir şekilde tüyler ürperticiydi. Daniel’ın sıra dışı bir karakter olmasını ve kurgudaki yerini, şekil-değiştirenleri, hayaletleri, en çok da kitabın sonunu sevdim. Başından sonuna kadar şaşırtıcıydı. Bitirdikten sonra bütün gece üzerinde düşünebilir ve uykusuz kalabilirsiniz, çünkü uykunuzu açacak kadar canlandırıcı bir kitap Craven Malikânesi. Tavsiye ediyorum, gece okuyun!