Güzelliğiyle ülkemizin cennet köşelerinden biri olan Dersim’in doğası, Munzur, Pülümür ve Peri Vadileri üzerinde yapılacak olan baraj ve HES projeleri tarafından yok edilme tehlikesiyle karşı karşıya.

43’ü bölgeye özgü, yani endemik olan 1815 bitki türünü yok olma tehlikesine sokan projeler, Alevilerin kutsal ziyaret mekanları ve bereketli tarım toprakları için de bir yıkım anlamına geliyor. Baraj ve HES projelerinin yanı sıra maden arama ve işletme alanında 145 şirkete verilecek yetki, Dersim doğası için adeta bir ölüm fermanı anlamına geliyor.

Dicle Haber Ajansı’ndan Yasin Kobulan’ın haberine göre; Dersim, son yıllarda peş peşe hayata geçirilen ve süreklilik kazanan baraj ve HES projeleri sebebiyle tam bir doğa katliamı yaşıyor. Pülümür ve Munzur Vadisi üzerinde faaliyete geçen 6 HES projesi, Dersim’de şimdiden endemik türlerin ve diğer canlıların yok olmaya başlamasına ve iklim değişikliği etkilerinin artmasına sebep olmuş bile.

Dünya’daki en önemli bitki sıcak noktalarından biri olan, yani bitki çeşitliliği açısından zenginliği yüksek olan Munzur Vadisi, 1971 yılında UNESCO tarafından “Milli Park” ilan edilmişti. Bu durum bile doğaya verilecek zararın önüne geçmeye yetmedi.

Dersim 1

42 bin hektar alan kaplayan Munzur Vadisi, resmi rakamlara göre, 1518 bitki türüne ev sahipliği yapıyor. Üstelik bu türlerden 43’ü Dünya’da Dersim’den başka hiç bir yerde bulunmuyor. Günümüzde hala devam eden biyoçeşitlilik araştırmalarına göre Dersim’de bulunan bitki türlerinin henüz hepsi sayıma alınmamış durumda. Listeye girmemiş başka türlerin de olması oldukça mümkün.

Bitki türlerinin yok olmasına sebep olabilecek projelerin yaratacağı tehlike sadece bununla da sınırlı kalmıyor. Doğal bitki örtüsü üzerinde yaratılacak tahribatın yanı sıra küçük bir orandaki tarım alanları ve Alevilerin kutsal mekanları arasında yer alan ziyaretler de yine bu projelerden zarar görebilir.

Dersim’de yapılacak olan bazı baraj projeleri ise şunlar:

Munzur Vadisi baraj projeleri;

* Mercan HES- (İşletmede)
* Akyayık Barajı ve HES- (Süreç devam ediyor)
* Konaktepe Barajı ve HES 1- (Süreç devam ediyor)
* Konaktepe Barajı ve HES 1 – (Süreç devam ediyor)
* Kaletepe Barajı ve HES – (Süreç devam ediyor)
* Bozkaya Barajı ve HES – (Süreç devam ediyor)
* Pülümür Barajı ve HES – (İptal kararı alındı)
* Uzunçayır Barajı ve HES – (İşletmede)

Peri Suyu baraj projeleri;

* Tatar Barajı ve HES – (İşletmede)
* Seyrantepe Barajı ve HES – (İşletmede)
* Pembelik Barajı ve HES – (Yapımı devam ediyor)

Diğer baraj projeleri;

* Haskar regülatörü ve HES- (Süreç devam ediyor)
* Dinar HES – (İşletmede)
* Pülümür Regülatörü ve HES – (İptal kararı verildi)
* Gökçeköy Regülatörü ve HES – (Süreç devam ediyor)
* Armağan Regülatörü ve HES – (Süreç devam ediyor)
* Abdalan Regülatörü ve HES – (Süreç devam ediyor)
* Tagar HES- (Süreç devam ediyor)
* Derman HES – (Süreç devam ediyor)
* İnköy Regülatörü ve HES – (Süreç devam ediyor)
* Hakis Regülatörü ve HES – (İptal)
* Mutu Regülatörü ve HES -(EPDK iptal etti)

Dersim doğasını tehdit eden tek unsur barajlar değil. Yer üstü güzelliklerinin dışında yeraltı zenginlikleri de sermayenin hedefinde. Yüzölçümü olarak değerlendirdiğinde kentteki madencilik faaliyetleri coğrafyanın yüzde 15-20’sine denk geliyor.

Yürütülen madencilik faaliyetlerinde söz konusu olacak yeni tehdit; altın, bakır ve gümüş gibi madenlerin çıkarılmasında kullanılacak siyanür. Günümüzde zararları bilinmesine rağmen siyanürlü altın araması yapılmaya devam ediliyor. Dünyada çıkarılan altının yüzde 82’si siyanürle aranmakta.

Siyanür hidrosiyanik asit ve bu asitten türeyen metal tuzlarından oluşan siyanür, yüksek yoğunluğa sahip olduğundan dolayı karıştığı toprak ve sulardan temizlenmesi neredeyse imkansız oluyor. Karıştığı toprak ve sulardan meyve ve sebzelere, oradan da insan vücuduna geçen bu kimyasal madde, ölümlerin yanı sıra birçok hastalığa da sebep olabiliyor.

Siyanürün yaratacağı olası zararların önüne geçmek için şirketlerce kurulan arıtma tesislerinde, kükürt dioksit ile siyanürün işlendiği ve zararının azaltıldığı söylenilse de, bu yöntem bilim insanlarına göre, siyanürün sadece başka zararlı bileşiklere dönüşmesine sebep oluyor.

Şimdiye kadar 100 şirkete “maden arama”, 45 şirkete ise “maden işletme” ruhsatının verildiği Dersim’de, henüz faaliyetlerine tam anlamıyla başlamayan bu şirketlerin maden arama ve işleme çalışmalarına başlamaları halinde HES ve barajlarla başlanan doğa yıkımı hızlandırılacak.

Ovacık İlçesine bağlı Cevizlidere Köyü, Sin Köyü ve Mamlis üçgeninde bulunan 80 bin hektarlık alanda yürütülen madencilik faaliyetlerinde sondaj çalışmalarına başlandı. Ovacık-Hozat Karayolu üzerinde bulunan Kararaoğlan-Balikan Köyü’nde ise altın, molibden ve bakır çıkarmaya yönelik madencilik faaliyetleri sürüyor.

 

Mahkemeden emsal karar

Dersim’de şu ana kadar 145 madencilik projesi mevcut. Dersim Valiliği, Nisan 2014’te, Pertek İlçesinde bulunan Koçpınar Köyü’ndeki Mermer Ocağı Projesi için Elamer Madencilik Şirketi‘ne “ÇED gerekli değildir” kararı vermişti. Bunun üzerine Elazığ 2. İdare Mahkemesi’nde, Avukat Barış Yıldırım tarafından açılan davada mahkeme, valiliğin “ÇED gerekli değildir” kararını durdurdu. Bu kararın diğer maden şirketleri için de emsal karar teşkil etmesi bekleniyor.

Munzur Dağları

Munzur Vadisi Milli Parkı’nın “Birinci Dereceden Doğal Sit Alanı” ilan edilmesi amacıyla başvurularda bulunduklarını ifade eden Dersim Kültürel ve Doğal Miras Koruma Girişimi Sözcüsü Av. Barış Yıldırım, Munzur Vadisi içerisinde yapımı planlanan büyük barajlardan biri olan Konaktepe Barajı ve HES I-II’nin durdurulması ve iptal edilmesi için hukuksal mücadele başlattıklarını kaydetti. Yıldırım, Pülümür Vadisi üzerinde inşa edilen baraj ve HES projeleri için de hukuksal girişimlerinin devam ettiğini aktardı.

Yapılacak olan barajlarla Dersim coğrafyasının dört bir yanının barajlarla çevrileceğini ifade eden Yıldırım, hukuksal ve demokratik mücadelenin birlikte yürütülmesi durumunda bu politikaların boşa çıkarılacağını ve herkesin bu projelere karşı birlikte hareket etmesi gerektiğini ifade etti. Yıldırım, Alevi inancının doğayı kutsal saydığını ve Alevilik ile doğanın iç içe yaşandığını ifade ederek, bu baraj projeleri ile bir yandan da Alevilik inancına saygısızlık edildiğini kaydetti.

Kaynak: DİHA