Okuma süresi: 2 dakika

NASA kapsamındaki SETI (Dünya Dışı Akıllı Yaşam Arama) Projesi’nde çalışan fizikçi Jerry R. Ehman, bir sabah radyo teleskobunun topladığı verilerin dökümünü incelerken, birkaç gün öncesinin, yani 15 Ağustos 1977 tarihinin kayıtlarında yer alan 72 saniyelik bir radyo sinyalinin dökümü ile heyecandan havalara uçtu.

Sinyal, dünya dışı bir gezegenden gönderilmesi beklenilen bir sinyalin göstermesi beklenilen bütün kriterlere birebir uymaktaydı. Ehman, o heyecanla eline kırmızı kalemini aldı ve sinyalin etrafına bir daire çizip “Wow!” yazdı. O günden sonra kaynağı bulunamayan ve gizemini 38 yıldır koruyan radyo sinyali Wow sinyali olarak anılmaya başlanıldı.

Sinyal, herhangi bir pulsardan veya kuasardan gelebilecek doğal radyo yayılımlarına benzemiyordu. İncelendiğinde Wow sinyali yapay bir yayının göstermesi beklenilen özellikleri gösteriyordu. Ölçümlerin yapıldığı Big Ear teleskobu, 50 ayrı radyo kanalı kullanan bir alıcıya sahipti; ama Wow sinyali, sadece bir tek frekansın alıcısından duyulabiliyordu ve üzerinde diğer radyo kanallarından kaynaklanan hiç bir gürültü bulunmuyordu. Eğer ki doğal bir yayın olsaydı, mesela bir pulsardan kaynaklanan, diğer bütün frekanslardan da veri kaydedilmesi gerekiyordu. Sinyal, yapay bir kaynaktan yayılması olası bir şekilde dar ve yoğunlaştırılmış bir profil çiziyordu.

Ayrıca 72 saniye içerisinde, sinyal inişler ve çıkışlar gösteriyordu. Gökyüzünü tarayan teleskop, sinyalin kaynağına yaklaşırken radyo dalgasının yoğunluğunun artması; uzaklaşırken de azalması bekleniyordu. Yay takımyıldızı doğrultusundan gelen Wow sinyali de aynen bu özelliği gösteriyordu, yani uzayda bir noktadan geliyordu ve geldiği nokta sıcak-soğuk oynarken olduğu gibi frekans yoğunluğuna göre belirlenebiliyordu. Bu durum, sinyalin herhangi bir bilgisayar hatasından kaynaklanma olasılığını, tamamen olmasa da büyük ölçüde ortadan kaldırmaktaydı.

Fizikçiler daha sonra sinyalin uydulardan kaynaklanma olasılığını da değerlendirdiler. Bu mümkündü; fakat sinyalin daha sonrasında bir daha hiç duyulmaması, bu ihtimali de neredeyse ortadan kaldırdı. 1977’den beri sinyalin tekrarını gökyüzünde sürekli aradılar, eğer sinyal yörüngesinde gezinen bir uyduya ait olsaydı, aynı sinyalin tekrar alınması beklenirdi.

Uzaylıları arayacaksak adres Yay takımyıldızları gibi görünüyor

Ehman’ın konuşmalarında, sinyalin dünya dışı akıllı varlıklardan geldiğine dair şüphesi hâlâ sezilmekteydi: “Tekrar tekrar 50 sefer bakmamıza rağmen, sinyali bir daha alamadık. Bazı görüşler, sinyalin dünyadan yayılmış bir dalganın, uzaydaki toz ve çöplerden geri yansıması olduğunu ileri sürüyor.” Daha sonraları Ehman bu şüpheciliğinden vazgeçti. Çünkü; sinyalin frekansı (1420Mhz), gezegen dışı sinyallerle karışmaması için Dünya’da kullanılması yasaklanmış “korunmuş tayf” içerisinde yer alıyordu.

Üzerinden 38 sene geçmesine rağmen Wow sinyali gizemini hâlâ koruyor. Sinyali gönderen uzaylılar mı? Bilinmiyor. Bilim insanlarının göz önünde bulundurmadıkları olasılıklar hâlâ olabilir. Her ne kadar 77 yılında kayda alınmış tek seferlik bir sinyal üzerinde, geriye dönük bir araştırma yapmak zor olsa da, gelişen teknoloji ve bilimin ışığında, bilim insanları hâlâ Wow sinyaline bir açıklık getirmeye çalışıyor. Sinyal bize uzaylıların varlığını kanıtlamasa da, onları aramamız gereken yerin Yay takımyıldızı doğrultusu olabileceği konusunda ipuçları veriyor.

Geçtiğimiz yıllarda National Geographic ve Arecibo Gözlemevi, Yay takımyıldızı doğrultusunda dijital bir mesaj gönderdi. Mesajın içerisinde, insanların #ChasingUFOs altına yazdığı Twitter iletileri ve Stephen Colbert, Jorge Gracia, ve 2011 kainat güzeli Leila Lopes’in videoları bulunuyordu. Komedyen olan Stephen Colbert videosunda, “Selamlar, akıllı yaşam formları! Ben Stephen Colbert ve sizlere bütün insanlar adına bir mesaj ulaştırmak adına konuşuyorum. Biz hiç lezzetli değiliz, etimiz biraz karttır ve dişlerinizin arasında kalabiliriz. Bir iş görüşmesinde bu sizi gerçekten utandırabilir. Eğer ki gerçekten lezzetli bir şeyler yemek istiyorsanız, şu yakınlardaki Yengeç Nebulası’na gidin. Giderken de yanınızda bir yemek önlüğü götürün. Ciddiyim, onların hepsini yiyebilirsiniz” şeklinde uzaylılara muzip bir seslenişte bulundu.

Son olarak, uzaylılar gerçekten varsa, umarım onları görecek kadar yaşarım. Eminim çok iyi anlaşırız. Bilim insanları artık radyo sinyallerinden ziyade, belli ışık sinyallerine ve UV dalgalarına da bakarak onları arıyor. Dünya benzeri bu kadar çok gezegenin bulunduğu Samanyolu Galaksisi’nde, bizden başka medeniyetlerin var olduğunu düşünmek çok da uçuk bir hayal olmasa gerek. Belki de daha uzak galaksilerde… Bekleyip göreceğiz.

Kaynak: Universetoday, Space