Fotoğrafçılık ve bu işle ilgili yaratıcı işler üretmek için değişik mekânlara ve farklı ezgiler içeren havalara ihtiyaç duyulur. Genelde bu iş için ne kadar ilginç mekân varsa çözülür ve oralarda çekimler yapılır. Ne kadar farklı havası olan mekân varsa hepsi keşfedilir. Peki, hep hareket halinde olsaydınız ve değişik mekânlar ayağınıza gelseydi, nasıl olurdu?

Fotoğrafçı Paul Alsop, Yeni Zelanda’da yaşıyor ve yeni şeyler bulmak için çabalıyor. Wet Plate (Islak Levha) tekniğini kullanarak fotoğraflar çeken fotoğrafçı, hiçbir internet alışverişi yapmadan el işi ve becerisiyle malzemelerini kendisi üretti. Alsop, fotoğrafçılık konusunda hep yaratıcı fikirler bulmaya çalıştı.

Alsop’un tek problemi, bu teknikle çekilen fotoğrafları karanlık oda adı verilen fotoğraf odalarında basmasıydı. Karanlık odayı oluşturmak için başta evinin garajını kullanan fotoğrafçı; daha sonrasında evini satınca, kendisine bir karavan edinip arabayla yoluna devam etmek istedi. Fakat bu sefer, Wet Plate tekniğini bir kenara koymak zorunda kaldı.

Fotoğrafçılığın harika yanlarından biri de makineyi her yere götürüp nefes kesen anları durdurmak ve saklamaktır; fakat Wet Plate tekniğinde bu durum söz konusu değildir. Bu teknik; fotoğrafı ıslak bir zemine işler ve o zemine yapıştırır. Islak levhayı hemen karanlık odaya alıp fotoğrafı kurutmak gerekir. Eğer karanlık oda olmazsa ıslak levha fazla ışık alarak fotoğrafı yok eder. Fakat Alsop, buna bir çözüm buldu ve mobil bir karanlık oda oluşturdu.

paul-alsop-rubylith1

Paul Alsop, 1970’lerden kalma bir karavan bulup içini karanlık oda olacak şekilde modifiye etti. Bu karavanı edinmeden önce de hidroponik bir çadır kullandı fakat bu çadır, bu teknik için oldukça küçük kaldı. Şimdi ise gittiği her yere kendisiyle gelen bir karanlık odası mevcut.

Alsop, beş hafta süren çalışmalarından sonra, karanlık odayı oluşturmak için kasalara yerleştirdiği ışıklara kırmızı filtre taktı. Bu projenin ismi Rubylith oldu ve bu isim aynı zamanda karavana da ismini verdi.

paul-alsop-rubylith3

Wet Plate tekniği, yapılması ve işlenmesi bakımından hiç de kolay bir teknik değildir. 1851 yılında icat edilen bu teknik, fotoğrafçılık tekniklerinin üçüncü formudur ve dijital fotoğrafçılık tekniklerinden çok çok uzakta ve eski bir tekniktir. Islak bir plaka üzerine işlenen fotoğraf, klavuzuna göre adım adım ilerler; önce kolodyum çözeltisi ilave edilir ve ardından çözünebilir iyodür cam plakaya dökülür. Fotoğraf ışıkta çekildikten hemen sonra, cam plaka gümüş nitrata batırılır. Fotoğraf yuvasından çıkarılır ve özel bir geliştirici olan malzemeyle kaplanır. Tüm bu sürecin ise 15 dakika gibi kısa bir süre içerisinde gerçekleşmesi gerekir.

paul-alsop-rubylith4

Alsop, dijital fotoğrafçılığın hızlı ve erişilebilir olmasından dolayı; daha az tercih edilen ve daha kıymetli olan bu yöntemi seçmiş. Fotoğrafçı, kendi sitesinde ise şöyle demektedir: “Her yerde birçok görüntüyü kolay bir şekilde yakalayabildiğimiz dünyada; ıslak levha sizi yavaşlatır, kontrol kısıtlamaları ise sizi serbest bırakır ve fotoğraf size ‘fiziksel ve nesnel’ bir dokunuş sunar.”

paul-alsop-rubylith5

 

paul-alsop-rubylith6

paul-alsop-rubylith7

Kaynak: The Plaid Zebra