“Aynı ırmağa girdiğimizde, girmeyiz, biziz, değiliz” Heraklitos‘un bu sözleri “Bizi” biz olma durumu üzerine yazılmış şahane bir eser olan Zamyatin’in 1920’lerde yayınladığı insan davranışları üzerine arketipsel göndermeli eseri olan “Biz’e” yaklaştırıyor mu? Bakalım yaklaştırıyor mu? French Presslere basın, kalkıyoruz!

Greklerden Rusyaya doğru gittik geldik bir an’da. Zaten bir an’ değil mi olay? Eintein abimiz sağ olsun, (ki şu anda kendisi National Geographic’te hayat buldu, iki boyutlu olarak görsek de) geçmiş ve gelecek şimdi’nin içindedir dedi Biz‘e. Peki, kozmosun kaydını tuttuğu ya da bize tutuyormuş gibi geldiği, beyin hücreleri varlıklarımızın da etkisiyle idrak etmeye çalıştığımız “geçmiş” denilen şey ne? Başlangıç olduğu an son da oldu diyen bilgelerin algısını ne yapacağız? Heraklitos, kırık taşlarda biraz inisiyatik konuşuyor, kendini belli ediyor. Mesela Logos’tan bahsediyor, Bir’in yasası diyor. Baba almış demi gelmiş Yunan diyarına. Dönelim Gorki tayfasına.

Ütopya albenisinin (bu albeni sizin için yer de olabilir gökyüzü de olabilir, içinde cennetleri (?) de anlatabilirsiniz ya da yeri, egoyu, alma arzusunun olduğu bir şeyi de anlatabiliriz (Normannın Gor eserleri mesela)) tam tersi nitelikte bu eser insan doğasındaki özgür iradenin, kişilerin kendi realitelerine göre algılamalarını ortadan kaldırıp, tamamen öngörülür bir sistem içinde akmasını isteyen ve bunu kısmende başaran toplumdaki ilişkileri konu alıyor.

Toplumda yaşayanlar mevcut konumlarına göre numaralandırılıyorlar, isimlerden ziyade. Benliklerin ya da biricik, özel, değerli olduğunuzu hissettiren benlikler açısından güzel bir ıslah yönetimi gibi gözükse de, bireyin ışığını söndürmek için dizayn edilmiş. Ego olmasaydı meyve olgunlaşır mıydı? Nayno, önce olgunlaşmayı istemesi lazım, suyu, mineralleri şahane aromaları alması lazım. Daha sonra da olgunlaşınca yukarıdan birilerinin gelip toplaması lazım.

Şu anda insanlık ailesi olarak toplanma aşamasına girdik. Topladığımızı “ışığı” hasada gelecekler ve biz de son ıslah aşamasındayız. Öyle ya da böyle, ıstırapla yaklaşıyoruz zaten bu tarafa doğru. Distopya’da diğer bir konu, belli bir alan içinde çevrilmiş olması ve bu alanın dışında yaşayan insanların olması. Oradakiler özgür tercihlerine göre “yabani” olarak yaşarken, duvarların içindekiler “medeni” olarak yaşıyorlar. Güzel bir gönderme daha bizimle, kişinin arabasının olması, evinin olması mı onu medeni yapıyor ya da kişi başına düşen geliri mi? Duygularımızı samimi olarak ifade edebiliyor muyuz? Alma arzumuzun derinliğini görebiliyor muyuz? Verirken nelere dikkat ediyoruz? Tamda burada, sistem kişinin göreceli alma/verme dengesinde kalmadan otomatik bir üleştirme yapmış. Üleştirilen konulardan birisi de mekanik cinsellik. Haftanın belli zamanlarında belli kişiler kurayla ya da belli bir matematiksel döngüyle bir araya geliyorlar ve “çiftleşiyorlar“.

Hikâye tam da burada alevleniyor zaten çünkü, aralarında duygular başlıyor. Cinsellik ve duygu oluşması acaba bizim izlenimlerimizi doğru yere düşürmediğimizden mi oluşuyor? Birisi eğer mekanik olursa hareket merkezinin işi diğeri ise duygusal merkezin işleri. Bu konuda objektif gözlemlerim yok, gelen izlenimlerin de nereye düştüğünü entelektüel olarak söyleyebiliyorum şimdilik ki, onunda Biz‘e pek bir faydası yok.

Mekanik ve çoğunlukta otomatik olarak yaşayan kişiler uykudaki kişiler olarak tanımlanır ve bu uykununda bitmesi gerekir, gerçek olana biraz da olsun yaklaşmak istersek. Bu gereklilik kişinin kendi içinde hissettiği bir şey, kişinin varlığı ve planlar zaten günlük mekanları yaratıyor neyi alması gerekiyorsa. Her ne kadar uykuda da olsak içerde bir yerlerde günde 10 dakika da olsa uyanık kalmaya çalışan bir parçamız var. Gözlerin arkasındaki demir parmaklıklardan bakar senin yaptığın mekanik olaylara, özdeşleşmelerine bakar, kendini düşürdüğün duruma bakar, ne kadar unuttuğuna bakar.

Zamyatin Biz’den çıktık yine kendimize geldik, yol dışardan içeri sanırım. Daha sonrada içerden dışarı, dostlara doğru, bir başkasına doğru gidiyor. Kitapla ilgili söylenecek bir çok var tabiki, bir girişgah yapmak istedim, aşağıdaki linklerde bulabilirsiniz.

Zamyatin BizGor Dünyası Kırık Taşlara Bakmak İsteyen
Okuma müziği önerisi: Gian Marco La Serra – End