Okuma süresi: 3 dakika

Mezopotamya Ekoloji Hareketi (MEH) çatışma sonrası tahribat raporunu kamuoyu ile paylaştı. Raporun ayrıntıları oldukça trajik.

MEH aktivistleri, STK ve gönüllü toplam 85 bireyin katılımıyla saha gurupları oluşturarak sürdürdüğü araştırmada, konuyla ilgili hazırlanmış açık uçlu soruların sokağa çıkma yasağından etkilenen kişilere sorulması için 800 aile ile yüz yüze görüştü.

MEH, tahribat raporunu açıklamadan önce şu ifadeleri kullandı:

“Bu kentlerde çeyrek milyon (270 bin) sivil insanın en temel hakları olan barınma, beslenme, eğitim, sağlık ve en temel hak olan yaşam hakkı devlet tarafından sokağa çıkma yasağı getirilerek elinden alınmıştır. Çocuklar da bu kentlerin nüfusunun yarısını (135 bin) oluşturmaktadır. Her gün kadınlar, gençler, çocuklar ve yaşlılar, masum siviller demeden insanlar öldürülmektedir. Çatışmalı süreç boyunca tanklar, toplar ve ağır silahların kullanıldığı kentlerde insanlık tarihinin ortak mirası olan Sur içinde ki tarihi ve kültürel yapılar yakılıp, yıkılıp tahrip edilmektedir. Bu şiddet ortamının tanığı ve sanığı 100’e yakın çocuk katledilmiştir. Bu çocukların yaşam boyu unutamayacakları psikolojik travmalar vicdani olarak bardağı taşımaya yeterli sebeptir. Ablukaya alma, sokağa çıkma yasakları ve toplum üzerinde oluşturulan şiddet öncelikli baskılar, can, mal, tarihsel ve kültürel yapı tahribatlarını beraberinde getirmiştir.”

Doğudaki savaşın getirdikleri: Acı, ölüm, tahribat
Fotoğraf: DHA

24 Ekim-10 Kasım 2015 tarihleri arasında; Amed’te Sur, Bismil Mardin’de Nusaybin, Dargeçit Hakkari’de Yüksekova, Şemdinli, Şırnak, Cizre, Silopi, Beytülşebap, Van’da Süphan, Yeni Mahalle, Karşıyaka, Hacıbekir, Edremit bölgelerinde yapılan çalışmaya göre, yaşanan savaş ortamından hayvanlar, çocuklar ve doğa da dahil olmak üzere tüm ekoloji zarar görmüş durumda.

Rapordan satır başları şöyle:

  • Hayvanlar ve tarım alanları büyük zarar görmüş, tarım ile uğraşanlar sokağa çıkma yasakları nedeniyle dışarı çıkamadıkları için tarlalarına gidememiş, hasat yapamadıkları için de ürünlerini alamamışlardır. 
  • Patlamalarda etrafa dağılan şarapnel parçaları hayvanlara isabet etmiş, kullanılan gaz ve mermiler ile pek çok hayvan hayatını kaybetmiştir. 
  • Sokağa çıkma yasakları nedeniyle evinin bahçesine bile inemeyen insanların bahçelerinde yaşayan hayvanlar bakımsızlık nedeniyle zarar gördüğü görülmüştür. 
  • Bombalar orman yangınlarının çıkmasına da sebep olarak ormanda yaşayan pek çok canlı türünün de ölmesine neden olmuştur.
  • Diyarbakır Sur’da günlük hayatın bir parçası olarak bilinen güvercin beslemek eylemi de sokağa çıkma yasakları nedeniyle gerçekleştirilememiş, bu alanda uygulanan sokağa çıkma yasağından sonra gerek şarapnellerden, gaz bombalarından kaynaklı gerekse de güvenlik güçlerinin bilerek hedef alması sonucunda birçok güvercin ölmüştür. Güvenlik güçlerinin bazı yerlerde sahipsiz kalan güvercinleri elleriyle öldürdüklerini gördüklerini dile getirmişlerdir.
  • Sokağa çıkma yasağı olan yerlerde temiz su şebeke boruları ile pis su boruları patlamış, temiz su ile pis su birbirine karışmış, içme suyu konusunda çok büyük sıkıntılar yaşadıklarını belirtmişlerdir.
  • Sokağa çıkma yasaklarının olduğu yerlerde elektrik ve su kesintileri yaşanmıştır. İçme suyuna erişim sıkıntısı çeken halk, bazı bölgelerde bahçelerinde daha önce açılmış, içme suyu olarak kullanımının uygun olduğunu bilmedikleri kuyulardan su kullanmak zorunda kaldıklarını söylemişlerdir.
  • Bazı yerlerde de elde edilen tarım ürünlerinin ve içilen suyun tadında değişiklik olduğunu söyleyen birçok kişiye rastlanmıştır. Bu bölgelerde yoğun olarak kullanılan gaz ve askeri mühimmatların besinlerde ve içme suyundaki tat değişikliğine neden olduğunu belirtilmişlerdir. Tüketilen su ve gıdaların tatlarının dayanılmaz olduğunu, bu nedenle yediklerini anında tekrar çıkaranların olduğunu belirtmişlerdir.
  • Yaşanan çatışmalar ve kullanılan mühimmatlardan kaynaklı koah, nefes darlığı ve benzeri hastalıklar çok fazla ortaya çıkmış; Dargeçit, Nusaybin, Yüksekova’da ve Cizre’de çocuklarda ateşli hastalıkların görüldüğü belirtilmiştir.
  • Güvenlik güçleri sokaklarda biriken çöpleri almaya gelen belediyeye ait çöp toplama kamyonlarının girişini engelledikleri için sağlıksız bir ortam oluştuğu görülmüştür.
  • Sokağa çıkma yasağından dolayı bazı aileler geçici olarak bazıları ise kalıcı olarak mahalleleri terk etmek zorunda kalmışlardır.
  • Bu dönemde, özellikle çocukların çok ciddi korkular yaşadıklarını belirtmişlerdir. Çocuklar, oluşan patlamalar ve polis araçlarından yapılan sürekli anonslardan kaynaklı seslere karşı kaygı ve korku, ağlama, uyumama vb. davranışların oluştuğunu dile getirmişlerdir.
  • Bazı aileler, çocuklarının dışarıya çıkmasını engellemek için belli sabit yerlere bağlamak zorunda kaldıklarını belirtmişlerdir. Çatışma esnasında kullanılan askeri mühimmatların atıkları, sonra çocuklar tarafından toplanarak bir oyun malzemesi olarak kullanıldığı görülmüştür. Bu durumun ileriki dönemlerde çocukların ruhsal sağlığında olumsuz etkilerinin olacağı belirtilmiştir.
  • Tüm saldırgan politikalar, ekosistemde ciddi tahribatlara yol açtığı gibi; insanların temel yaşam hakkı olan, temiz ve yaşanılabilir bir çevrede yaşama, eğitim, sağlık, beslenme ihtiyaçlarını karşılama ve güvenlik içinde yaşama hakları gasp edilmiştir.

Ekolojistlerin raporu ve sonuçları apaçık ortada. Utanç verici. Doğudaki savaşın kazananı yok. Olmayacak. Savaşlar kazanımla sonuçlanmaz. Eğer kazanım istiyorsak savaşa değil barışa alkış tutmanın zamanı geldi, geçiyor. Ölenler, tahribatın etki alanında olanlar gelecekteki vicdan azabınız olacaklar. Lütfen artık savaşa engel olmak için bir şeyler yapın. Hepimiz, savaşa engel olmak için bir şeyler yapmak zorundayız!