Kitabın yazarı Ferenc Molnar Budapeşte’de doğmuş, hukuk eğitimi almasına rağmen gazeteciliğe geçmiş ve Birinci Dünya Savaşı’nda savaş muhabirliği yapmış bir yazardır. Molnar’ın çok sayıda öyküsü ve romanı olmasına rağmen; yazarın, başyapıtı olarak kabul edilen ve yazarın tüm dünyada tanınmasına sebep olan kitabı; Pal Sokağı Çocukları’dır.

Bu kitapla Molnar, yoksul yaşantıları ve çocuk kalbinin nasıl işlediğini, çarpıcı bir dil ve duygusal bir anlatımla okuyucuyla buluşturmuştur. Molnar’ın bu ölümsüz eseri ile Pal sokağı çocukları tüm dünyada tanınmıştır. İyiliğin ve dürüstlüğün ölümsüzlüğünü kanıtlayan bir dünya klasiği olan Pal Sokağı Çocukları, 20. yüzyıl Macar edebiyatının en önemli üç eserinden biri seçildi. 2007 yılında kitabın birinci baskısının 100. yıldönümünde de kitabın kahramanı Nemecsek’in bir heykeli Budapeşte’ye dikildi ve Pal Sokağı Çocukları için büyük önem taşıyan arsa, aslına uygun bir şekilde inşaa edildi. Bugün Macar çocukların gurur kaynağı olan Boka, Nemecsek ve diğerleri aslında çocukluğun her yerde ne kadar saf ve ne kadar masum yaşandığının birer kanıtı.

Kitap, Pal Sokağı Çocuklarının okul çıkışında bilya oynadıkları ve macun derneği toplantılarını yaptıkları arsa üzerinde geçiyor. Bir tarafta yoksul Pal Sokağı Çocukları diğer tarafta onların rakipleri olan varlıklı Kızıl Gömlekliler, iki taraf arasındaki mücadelenin asıl sebebi, eski bir odun deposu olan arsa. Bu iki grup birbirlerine savaş ilan ediyorlar ama savaşın ne olduğunu bilmeden. Takım liderleri komutan edasında savaş stratejileri oluştutuyor. Takım üyeleri de onların kurallarından çıkmamaya özen gösteriyorlar. Küçücük bedenlerin istedikleri tek şey arsa dedikleri eski bir odun deposunda çocukluklarını yaşamak aslında. Hırs nedir öfke nedir tam olarak bilmeden mücadele ediyor iki taraf da.  

Kitapta önemli kırılma noktaları var; ki bunlardan bana göre bir tanesi kitabın kahramanı Nemecsek’in  gerçekten bir kahramanlık sergileyerek,  Kızıl Gömleklilerin arsasına gizlice girip, bir ağaç dalında onların toplantılarını dinlerken; “Pal Sokağı Çocuklarının arasında tek bir cesur çocuk yok.” sözünü duyup; – Olmaz olur mu hiç! “ diyerek, kendini riske attığı ancak Pal Sokağı çocuklarına sahip çıktığı anlar ve akabinde yaşanan olaylar. Diğer bir kırılma noktası ise; Nemecsek’in terzi olan babasının ölüm döşeğindeki oğlunun ceneza masraflarını karşılamak için gece boyu elindeki işi yetiştirmeye devam etmesi. Yazar,  burada bir babanın çaresizlik duygusu altındaki mücadelesine yer veriyor. Okuyucunun bu çaresizliği sorgulamasını istiyor.

Kitap, ortaokul düzeyinde okutulsa da çocukluğun saf ve temiz duygularını özleyen yetişkinlerin de okuyabileceği bir başyapıt. Akıcı bir dil ve üslupla kaleme alınmış, tekrar tekrar dönüp okunabilir.

Kitaptan geriye ne kaldı diye soracak olursanız? Nemecsek’in mücadelesi, Boka’nın adil bir lider olarak diğer çocukların gözünde kazandığı saygınlık, Kızıl Gömlekliler liderinin karşı tarafta olmasına rağmen Nemecsek hastalandığında onun için gerçekten endişelenmesi ve terzi babanın yürek burkan çaresizliği. Evet kitaptaki iyi niyet, saf ve temiz duygular; Dünyanın bütün çocuklarının Pal Sokağında olduklarının kanıtıdır aslında.