Melissa Albert’ın fantastik ve ürpertici kitabı Efsunlu Koru, Çınar Yayınları ile okuyucuyla buluştu. M. Boran Evren’in çevirisini yaptığı kitap New York Times Bestseller’ı ve beğenileri toplamaya devam ediyor. Kristen Cashore kendisini bütün ürperticiliği ile içine çektiğini ve sürprizleriyle hazırlıksız yakaladığını söylemiş. Karen McManus kitabı baş döndürücü, büyülü ve hünerli bulduğunu, Albert’a şapka çıkardığını belirtiyor. Hem Cashore’a hem McManus’a yürekten katılıyorum; Efsunlu Koru ürpertici, baş döndürücü, büyülü, hünerli, okuyucuyu içine çekiyor ve sürprizleriyle şaşırtıyor. Ama tam olarak benim yaşadıklarımı ve düşündüklerimi anlatan Jennifer Niven: “Efsunlu Koru beni bütün gece uyutmadı. Işıkları açtım, yatağıma uzandım ve örtüleri üzerime çekip sayfaların arasındaki o karanlık ve büyülü dünyaya dalarak kendimi tamamen kaybettim. Yıllardır okuduğum en iyi kitaplardan biri.”. Kesinlikle, Efsunlu Koru son zamanlarda en severek okuduğum kitaplardan biri oldu.

Melissa Albert, The Hazel Wood (Efsunlu Koru) ile birlikte.

On yedi yaşındaki Alice ve annesinin hayatı yollarda ve kötü talihten kaçarak geçmiş. Bir gün karanlık peri masallarıyla ünlü ve Efsunlu Koru adlı gizemli yerde yaşayan anneannesinin ölüm haberini alırlar, artık kötü talihin peşlerini bırakacağını umarken, Alice’in annesi kaçırılır. Alice, anneannesinin hayranlarından birini yanına alarak annesini bulmak için Efsunlu Koru’ya doğru yola çıkar. Yolda hem kendi kimliğini keşfedecek hem de peri masallarının kitap sayfalarından fazlası olduğunu görecek.

Alice ve annesinin hayatı yolda ve parça parça geçiyor. Alice bütün kitap boyunca, yollarda olduklarını ve kötü talihin peşlerini bir türlü bırakmadığını söylüyor. Hayatları ile ilgili birkaç anıdan başka bilgi vermiyor, genelde okuduğu kitapları ya da izlediği filmleri hatırlıyor. Alice karakterinin geçmişine ve bugüne bakışını en iyi bu şekilde anlatılırdı. Hatırlamak istemedikleri var, bu yüzden hatırlamak istediklerini ve düşüncelerini paylaşıyor. Karşımızdaki karakter ve onun anlatışı işte en fazla bu kadar uyumlu olabilir.

Anlatımı fazlasıyla tatmin edici, bir pürüz dışında. Kitapla ilgili tek sorun, kötü talihle ilgili bilgi vermemesi. Alice ve annesi sürekli yolda olmalarını gerektirecek ne yaşıyorlar? Nasıl bir talihten kaçıyorlar? Tam olarak nasıl bir kötü talihten bahsediyoruz? Kötü talihten sürekli bahsetmesi ama kötü talihin ne olduğunu söylememesi rahatsız edici. Annesinin kadın olduğu için bazı işlere alınmaması, giysilerinin özenli olmamasından ötürü insanların yargılaması mı kötü talih? Toplumsal sorunlara duyarlı olmaya çalışarak, az da olsa hepsine laf dokundurmaya fırsat buluyor ama peşlerini bırakmayan kötü talihin ne olduğunu söylemiyor. Cinsiyet eşitsizliği veya maddi zorluklar peri masallarına özgü bir kötü talih değil çünkü.

Kitabın en güçlü yanı masalları ve bazı karakterleri. Masallar -hiç şüphesiz- çok güzeller. Karanlık ve etkileyici. Masaldaki karakterler, harika! İki-kere-katledilen Katherine, Üç-kere-Alice, Jenny ve Gece Kadınları o kadar akılda kalıcı ve ürpertici ki, tek başlarına öne çıkıyorlar. Alice’in anneannesi de öyle. Onunla neredeyse hiç tanışmadığımız halde otoritesini, insanı büyüleyen bir enerjisi olduğunu, çekiciliğini, kurnazlığını, karanlık bir yönü olduğunu sezebiliyoruz. Önce onu etkileyici bir kadın olarak görüyor, sonra karanlık yönünü keşfediyoruz. Albert karakterlerini özenle yazmış, her biri bir diğerinden şaşırtıcı ve güçlü.

Bazı karakterlerin güçlü olduğunu söylüyorum, çünkü diğer karakterlerle güçlü olanların aynı kitapta yer almasına hayret ettim. Albert, masal karakterlerini oluştururken üstün bir beceri gösteriyor, ama bütün becerisi sayılı masal karakterlerine gitmiş gibi, diğer karakterleri sıkıcı. Bunu bilerek yapmış olabilir, masal olmayanın tekdüzeliğini verip bunun karşısında hayranlık uyandıracak masal karakterleri yaratmak istemiştir. Belki de, tekdüzeliği biraz fazla kaçırmıştır. Kitap için kilit kişilerden biri olmasına rağmen dikkat dağıtacak kadar özensiz bir Ellery Finch var ki, hikayeden çıkması için sabırsızlıkla bekledim. Ellery Finch hiçbir dikkat çekici yönü olmayan, sayfayı çevirince ismi unutulan, kurgudaki sorunları çözmek için yaratılmış gibi. Zaten Alice’in kendi yolcuğunun başladığı yerde Ellery Finch beklenmedik bir şekilde ortadan kalkıyor, söz konusu Ellery Finch olduğu için bunu da sayfayı çevirince unutuyoruz.

Özetle; sürükleyici ve iyi düşünülmüş kurgusunu, karanlık ve ürpertici masallarını, akılda kalıcı karakterleri çok sevdim. Ne olduğunu bir türlü açıklamadığı kötü talihi ve Ellery Finch’i sevmedim. Sonuç olarak, şaşkın ve etkilenmiş hissediyorum. Efsunlu Koru’yu bu kadar seveceğimi düşünmemiştim, Çınar Yayınları’na çok teşekkürler.  Albert gerçekten de iyi bir iş çıkarmış, okumayı ve kitapları çok seven birinin yazdığı daha ilk sayfalardan anlaşılıyor. Uzun zamandır sürükleyici, huzursuz eden ama aynı zamanda dinlendiren bir kitap okumadıysanız, Efsunlu Koru’yu kaçırmayın. İyi okumalar!