EBirbirimizi anlamaya en başından başlamak gerek sanırım. Bu nedenle ilkin eril ve dişil yanımızı anlatmak istedim.

Eril deyince erkek, dişil deyince de kadın bedeni canlanıyor belki çoğumuzun gözünde. Oysa eril enerji sadece erkeği, dişil enerji de sadece kadını anlatmaz, yani mevzu taşıdığımız bedenler ile ilgili değildir. Hepimiz dişil ve eril enerjilerini taşırız. Ama çoğunlukla bunun farkında bile olmayız. İstediklerimizin, eylemlerimizin hangisinin dişil, hangisinin eril enerjiden geldiğini de pek bilmeyiz. Yazının başında da söylediğim gibi beden tipleriyle veya cinsel eğilimleri ile ilişkilendirerek bu enerjileri değerlendirmek ya da algılamak bizi bu kavramları anlamaya götürmez.

Aslında yaşam dediğimiz sürecin ana konusu ve önceliği “denge”dir. Yaşamlarımızın özü, kendimize ödevimizin ilk adımı, her zaman dengede olmaktan geçiyor. Davranışsal olarak tek bir tarafı temsil ettiğimizi düşünsek de, yani erkek bedeninde isek eril ile kadın bedeninde isek dişil ile ifade edilmesi gibi, tek başına bu yeterli değil. Bu enerjilerin birbirleri ile uyum içinde etkileşmelerini geliştirmemiz yani bir başka deyişle dengede olmamız önemli. Biri iyi diğeri kötü değildir, biri güçlü diğeri zayıf değildir. Her ikisinin de dengeli bir şekilde var olması önemlidir. Çünkü ancak o zaman birbirlerini doğru bir şekilde beslerler ve kişinin ilerlemesine yardımcı olurlar. Doğu felsefeleri, Yin (dişil-alıcı), Yang  (eril-aktif) adı ile evrendeki tüm enerjinin bu iki güçten meydana geldiğini söylüyor. Yani biri diğerinden ayrı olamaz, her ikisi birlikte varlığın dünyada ki tezahürüdür. Fark ettiğiniz değil mi, üzerine basa basa söylenilen ancak birlikte ve dengede sağlıklı bir şekilde var olabildikleridir. Denge bozulduğunda kişinin dünyası da bozulmaya mahkumdur.

Öncelikle ‘yin-yang’ kavramları üzerinde durmamız gerek. Bu kavramı çoğumuz “iki karşıt kutup” olarak anladık çünkü mevzu batı toplumuna biraz da bu şekilde anlatıldı. Bunun nedeni ise kültürel farklılıklardı, çünkü batı toplumları kutupsal bilince sahipti. İnsanoğlu ilginç bir şekilde çelişkileri karşıtlığı literatürüne çok daha kolay alıyor.. Oysa ying-yang karşıtlığı değil, aksine birliği, birlikte ahengi temsil eder.

Eril ve dişil enerji detayına geçmeden önce bu kısmı iyi anlamamız gerekiyor. Her şeyin birbirinden ayrılamaz iki karşıt kutbu vardır. “Yin” kutbu ve “Yang” kutbu. Nerede ki yin ve yang kutuplaşması olur, orada hareket doğar ve süreklidir. İşte bu da yukarıda bahsettiğim birliği doğurur. Yani biri olmadan diğerinin varlığı hareketi doğurmaya, yaratmaya yetmez. Ve birinin içinde daima diğeri de vardır. Gecenin içinde aydınlık ve sıcağın; gündüzün içinde soğuk ve gölgelerin bulunması; dişi görünümün içinde erkek, erkek görünümün içinde dişi olması; her sorunun, çözümü; sevginin, nefreti; eylemsizliğin, eylemi; savunmanın, saldırıyı barındırması gibi… Yin-yang işaretinin içindeki küçük karşıt renkli daireler de bu özelliği anlatır.

Yin, dişi enerjiyi temsil eder, Yang ise eril enerjiyi. Yin bedenin alt kısmında yuvalanmıştır. Yang ise bedenin üst kısmında durur. Bu yüzden eril enerji, zihinsel gücü, savaşçılığı, konuşmayı temsil eder. Eril enerji nüfuz edicidir. Dişi ise alıcıdır. Yumuşaktir. Yin enerji soğuktur. Isınması yavaş olur ve uzun sürer. Eril enerji ise sıcaktır ve çabucak alev alır.

Eril ve dişil enerjiye girmişken, her iki enerjinin etkileri ile yaşam içerisinde neyi nasıl ve neden yaptığımıza da bakalım;

Eril Enerji; sıcaktır, hareketi ve olayları başlatandır. İlk adımı atan, inisiyatif ve sorumluluk alan, tepkinin doğmasına yol açan, kendine güvenen, cesur, harekete geçebilen, meraklı, araştıran, olayları, ilişkileri başlatan, kendini ortaya koyabilen taraftır.

Sol beyni idare eden eril enerji, “an”a odaklanmak yerine sürekli sorgulamalarla ‘farkındalık’ bilincini kaçırır. İşte bu sol beyin kısıtlaması yüzünden, hayatın anlamı gibi koca bir kısmı kaçırırız çoğu kez ☹

Eril enerjisi baskın olan kişiler, daha muhalif tiplerdir. Çoğu şeye karşı çıkarlar, güç odaklıdırlar, suçu hep başkalarında ararlar, katılardır, evet demekte zorlanırlar, bencildirler, değişimleri zaman ister, sevgiyi zayıflık olarak görürler. Doğrusal, analitik, stratejik ve pratiklerdir. Eril enerji kısıtlandığı vakit, epey sarsak ve agresiftir.

Kısaca Eril enerjinin en büyük özelliği bizi harekete geçiren tarafımız olmasıdır. Kadın ya da erkek olun, hareket eden enerjiniz sizin eril yanınızdır, eril tarafınızı seviniz ☺ 

Dişil Enerji ise soğuktur, etkiye tepki gösterendir. Takip eden, savunan, güvenliğini düşünen, telaşsız, adım atmadan önce düşünen, edilgen, uyum sağlayan, fedakar, durağan, kolay inanan, harekete geçebilmek için dışarıdan motivasyona ihtiyaç duyan, izleyen, gözleyendir.

Sağ beyine yönelmiş olan dişil enerji duygusal, sezgisel ve ilham doludur. Yaratıcı, özgürlüğe düşkün yönümüzdür. Tutku, tat ve his deneyimi, eylem ve sanattır. Dişil enerji, ölçüsüz olasılıkların, evreni içten etkileyen yaratıcı enerjinin kaynağıdır. Bilge ve en derin tarafımızdır ve kesinlikle sevilmeyi hak eden diğer yarımızdır ☺

Dişil enerjisi baskın olan kişiler daha uyumludur. Kendisinden çok başkaları için yaşarlar fedakar ve anlayışlıdırlar, güçten kaçarlar, sevgi odaklıdırlar, hep kendilerini suçlarlar, kendilerine güvenmezler, değişimleri kolaydır, hayır diyemezler, vericidirler.

Her şeyi yapabilir ve her yere gidebilir. Ama plana sadık kalamama gibi sorunu vardır.

Kısıtlanmışsa eğer, akışından çıkıp, duygusal ve ruhsal açıdan çöküntü yaşayabilir. Yaratıcılık allak bullak olur ve ortaya karman çorman bir şey çıkar.

Hepimizin içinde hem eril hem de dişil enerji var. Tıpkı fiziksel bedenlerimizde, kadınlarda testosteron, erkeklerde östrojen hormonunun olması gibi… Bir yazara kitabınının ilhamını dişi tarafı verirken, eril tarafı harekete geçerek o ilhamı kelimelere döker. Sözün özü her ikisi de beşer yaşamlarımızın olmazsa olmazıdır. Hem eril hem de dişil enerjilerimizi fark etmek, her ikisinin de güçlü yönlerini beslemek, yaşam içinde çok daha kolay yol almamızı sağlayacaktır.

Dengede kalmak, dengeli olmak önemlidir demiştim, her iki enerjinin de aşırı ucu hem kişiye hem de bütünlüğe zarar verir. Bu nedenle iki ucun da dengede olması önemli. Yani kadın ve erkek hepimizin kendimizi dengede hissetmesi için, yapması gereken ilk şeylerden biri kendi içimizdeki dişil ve eril enerjiyi yani yin ve yang’ı dengeye getirmek olmalı. 

Erilin yükseği makbuldür veya dişilin yükseği söylemi olur da duyarsanız yanıltmasın sizi çünkü biri iyi diğeri kötü değildir, biri diğerine üstün değildir, biri diğerini tamamlar, tamlık ve bütünlük yin ve yang’ın dengeye gelmesi ile olur. 

Unutmayınız aslolan dengedir, dengede kalabilmektir.