Eylül geldi, yeni çalışma dönemi başlamadan deyim yerindeyse son kez uzun bir bayram tatili geçirildi. Hayvanlar birçoğumuz için içimiz yana yana kurban edildi, Tanrı’ya kurban gittiler. Bu düşüncenin temellerine biraz daha inmek istedim. Bakalım bu kadar insan merkezci alışkanlıklar, inanışlar nasıldı, kısaca eski dönemde bayramlar nasıl kutlanıyordu?

Bayramlar kabaca söylemek gerekirse (elbette bu kadar basit değil) tarih boyunca “Tanrıların iyice gözüne girip gazaplarından kaçma” bir nevi “Veriyorum ki veresin” düşüncesiyle neredeyse hep hayatlarında vardı.

Hititler (ortalama MÖ 23. yüzyıl -12. yüzyıl) bildiğimiz üzere bin tanrılı ülke olarak anılırdı. O kadar çok tanrıya layık olabilmek için Hititler birçok bayram düzenlerlerdi. Bayramlar, Hititler için o kadar değerliydi ki krallar aynı zamanda başrahip oldukları için ilke olarak tüm bayramlarda yerini alması ve merasimin genel akışını idare etmesi gerekiyordu. Bu yüzden gerektiğinde generallerinden birini başkomutan olarak sefere gönderir, kendisi bayramlarla ilgilenirdi. Çünkü Hitit tasavvurunda bayramları ihmal ederek tanrıların gazabına uğramak, en az askeri yenilgiler kadar korkunç sonuçlar doğurabilirdi.

Mesela kral I. Šuppiluliuma, Hitit ordularını, Mısır, Mitanni gibi devrin büyük güçlerine karşı zaferden zafere koşturan kral, dini bayramları ihmal ettiği için tanrılar kızıp Hatti ülkesine saldıkları vebayla cezalandırmamış mıydı? Fakat çok nadir de olsa, zaman tasarrufu için ayrı ayrı kentlerde kralı temsilen kraliçe ve prensler yer alırdı. Ayrıca kral bayramları başkalarına emanet ettiğinde gözü arkada kalırdı. Çünkü sahtekar insanlara güven olmazdı. Kurban malzemelerini çalan, tanrılara ait kutsal nesne ve takılara göz koyan, nakil esnasında saraya ait besili hayvanları çalan insanlar, o dönemde de vardı.

Tanrı desteği almadan kazanılacak zaferlerin anlamsızlığını dile getiren bir diğer kral IV. Tuthaliya’nın duasında;

“Hanımefendim Arinna’nın Güneş Tanrıçasına karşı suç işledim ve hanımefendim Güneş Tanrıçasına hakaret ettim. Fal aracılığıyla bana yardım etmeni senden istediğimde, sunulması gereken bayramların ihmal edildiği ortaya çıktı. Hanımefendim, bana bayramlarla ilgili herhangi bir konuda kızdıysan, Eyyy Arinna’nın Güneş Tanrıçası! Hanımefendim, beni tekrar bağışla! Düşmanı yenmek istiyorum. Ey Arinna’nın Güneş Tanrıçası, eğer lütfedip bana dönecek olursan, o zaman düşmanlarımı yenebileceğim, günahlarımı itiraf edeceğim ve bayramları bir daha asla ihmal etmeyeceğim…”

Bu dua da “Fal aracılığıyla…” ifadesi dikkatinizi çekmiştir, “Fal” Hititlerde neredeyse en ince ayrıntısına kadar bayramların nasıl, ne şekilde kutlanması gerektiğine dair kayda geçirilen notlardır. Ayrıca şimdiye kadar tasnifi yapılmış 16500 Hititçe metnin, 6548 adedi yani üçte biri bayram tasviridir. Ama buna rağmen istatistiğin noksan ve yanıltıcı yanları da vardır. Metinlerdeki alt yazılara dayanarak tüm bayram tasvirlerinin ancak 1/11’inin elimize geçtiği sonucu çıkar.

Bayramların fazlalığı ve birçoklarının günlerce devam etmesi yüzünden, Hitit din takvimi en az Katolik Kilisesi takvimi kadar kalabalıktı. “Bayram Takvimi” olarak nitelendirilebilecek bazı kırık dökük metinler günümüze kadar ulaşmıştır. Şu ana kadar bilinen ve kutlanması gereken en az 170 bayram vardı. En uzun 3 bayram, sonbaharlarda kutlanan “Nuntariyašha Bayramı” 38 veya 42 sürdüğü düşünülüyor. “Çiğdem Bayramı (AN.TAH. ŠUM)” 38 gün ve “Toprak veya Bereket Bayramı (Purulli)” 32 gün sürüyordu. Yani kral her sene bu üç bayramı kutlamak adına en azından 103 gününü ayırmak zorundaydı. Bu bize, diğer işlerini ve diğer bayramları kutlaması için ne kadar çok efor harcadığını gösteriyor.

Bazı bayramların isimleri tanrılara adak sunularak ortaya çıkmıştır. Mesela kral “Ey tanrım , bana ‘güç’ verirsen, senin güç verme bayramını kutlayacağım” gibi benzetmeler vardır. Diğer bayramların adlarından bazıları; AYARU “Rozet Bayramı”, GURUN “Meyve Bayramı” , ŠAŠNUMAŠ ARNUMAŠ “Yatağa Götürme Bayramı” gibi bayramlardı. Ayrıca bayramların her yıl mı, yoksa belirli aralıklarla mı kutlandığı bilinmemektedir. Bazı fal sorularına dayanarak yedi veya dokuz yılda bir kutlanıldığı zannedilmekte veya bu yıllar kralın tahta çıkış yılları olarak görülmekteyse de, bu kesin değildir.

Yazının 2. kısmında görüşmek üzere…

Kaynakça: Ahmet Ünal’ın Hititlerde ve Eski Anadolu Toplumlarında Din, Devlet, Halk ve Eğlence kitabından…
Fotoğraflar: https://tr.wikipedia.org/wiki/Hititler ve https://www.hittitemonuments.com/ivriz/index-t.htm