Darwin, evrim teorisini ortaya attığı zaman bu teori çok güçsüzdü. Çünkü, Darwin‘in kendisi dahil açıklayamadığı bir eksik, evrim teorisinin gücünü zayıflatıyordu. Bu, daha sonradan başka bir bilim insanı tarafından ortaya atılacak olan geçiş hayvanları, yani modern ismiyle ara form canlıları sayesinde evrim teorisinin bir nebze daha iyi açıklanmasına olanak sağladı. 150 yıldır süregelen çalışmalar neticesinde evrim teorisinin tartışılmaz bir teori olduğu kabul edildi. Hali hazırda üçüncü dünya ülkeleri ve bilimde geri kalmış ülkeler evrim teorisinin gerçek olmadığını iddia etseler bile, gelişmiş bilim ülkelerinde böyle bir tartışmaya asla yer verilmemektedir.

Günümüzde kullanılan ilaçların temeli Darwin’in evrim teorisi ile bağlantılı olmaktadır. Sağlık sektörü gelişimini bizzat evrim olgusuna borçludur. Evrim-ilaç olgusuna şöyle bir örnek verebiliriz; iki yıl hastalığınızın iyileşmesi için kullandığınız ilaç bu yıl işe yaramayabilir. Bu, hastalıkta virüslerin çok hızlı bir şekilde mutasyona uğradığını, yani evrim geçirdiğini göstermektedir. Bu olay yaklaşık 30 sene önce sadece bir olasılıktan ibaretken, günümüz bilim insanları bu durumun gerçekte de olduğunu, bakterilerin ve virüslerin mutasyona yani evrime uğrayıp değiştiğini kanıtlamışlardır.

Evrimin teorisinin en önemli adımlarından biri olan ara form olgusunda bugün evrim teorisinin en gözde ara formlarından birisi olan Therapsida‘yı kısaca ele alacağız.

Evrimde bir ara form: Therapsida

Therapsida veya memeli benzeri sürüngenler, memelilerin atası olarak biliniyor ve pelikozorlar ile birlikte en gelişmiş sürüngen sınıfını oluşturuyorlar.

Therapsida sürüngen olmasına rağmen saç, kıl, dik duruş, bıyık ve laktasyon gibi özellikleri içinde barındıran garip bir sınıf. Bu özellikleri therapsida’nın sürüngen sınıfından memeli sınıfına geçişte bir ara form oluşturduğunu çok açık bir şekilde gösteriyor. Therapsida, 75 milyon yıl önce pelikozorlardan evrimleşerek onların yerini almıştır. Bu zaman zarfı da dahil olmak üzere 200 milyon yıllık bir süreç içerisinde hiçbir memeli hayatta kalmayı başaramamıştır.

Therapsida tam bir ara formdur. Çünkü bazı özellikleri sadece sürüngenlerde görülürken, bazı özellikleri sadece memelilerde gözükmektedir. Therapsida’nın çene kemiği çok kuvvetlidir ve köpek dişleri de çok keskindir. Parçalama ve delme işlemleri için bu dişlerini kullanırlar. Beslenme için ayrıca azı dişleri bulunmaktadır. Ayakları ve bacak kısmı ise memelilere daha yakın olmakla beraber biraz daha dikleşmiş durumdadır.

Therapsidanın bir ara form olarak sayılmasının başlıca nedenleri ise Therapsida’nın bir memeli olup, sürüngen biçiminde bıyıkları olan bir canlı olması. Ayrıca Therapsida’nın bazı alt formları yumurtlayarak çoğalım göstermektedir. Therapsida her ne kadar memeli bir hayvan olsa da, bilimsel ve evrimsel araştırmalarda sürüngenlerin genetiklerini çözmek için kullanılmaktadır.

evrim-2Bilim insanları bu tarz kompleks bir canlının sürüngen-memeli geçiş türü olduğuna 1845 yılında bulunan fosillerle karar vermişlerdir. Ayrıca Therapsida, Tetrapoda adlı üst sınıfa da dahil edilmiştir. Bu sınıf sucul yaşamdan kara yaşamına geçiş ile birlikte ortaya çıkmış olan omurgalılara verilen isimdir. Günümüzdeki memeli sınıfına ulaşım için Therapsida 5 kez evrim geçirmiştir. Bunlar sırasıyla; Eutherapsida, Neotherapsida, Theriodontia, Eutheriodontia, Cynodontia sınıflarıdır.

Ayrıca dinozorların da herhangi bir şekilde ne sürüngenlerle ne de memelilerle bağlantısı olmadığı için, dinozorlar da başlı başına bir ara form sayılmakta ve bu olgunun en büyük kanıtları arasında gösterilmektedir. Dinozorların memeli, sürüngen ve ikisinin de bir arada olduğu kanatlı türleri bulunmaktadır. İnsanın “Nasıl?” diye sorası geliyor.

Evrim, hâlâ devam etmektedir ve devam edecektir. Her ne kadar bir insan ömrünün bunu gözle göremeyeceği geniş bir zaman zarfı içinde gerçekleşse de, şu anda bile küresel ısınma ile yok olan bölgeleri çevre mutasyonuna örnek sayabilir ve bunları evrimin alt dalları olarak nitelendirebiliriz. Doğa ile savaşır ve bu savaşı kazanırsak, biz kaybederiz.