Maalesef ki George Floyd adı da hafızalarımızda yerini aldı. 21. yüzyılda olmamızın bir şeyleri değiştirmediğini bir kere daha görmüş olduk. Minneapolis’de işlenen korkunç cinayet, ırkçılığın nasıl bir illet olduğunu yüzümüze çarparken, Amerika’nın özgürlükler ülkesi maskesinin altında yatan ve kimi insanların içinde taşıdığı gerçekleri de gün yüzüne çıkardı. Bu gerçeklere dair bir yol hikâyesinden bahsetmek istiyorum size, 2018 yapımı bir filmden, Yeşil Rehber’den…

“Deha yeterli değildir. İnsanların kalplerini değiştirmek cesaret ister.” (Yeşil Rehber’den)

Yeşil Rehber

Yönetmenliğini Peter Farrelly’in yaptığı Yeşil Rehber filmi, ünlü Afro-Amerikan piyanist Dr. Don Shirly’nin çıktığı bir turneyi ve bu turnede kendisinin şoförlüğünü yapan İtalyan asıllı Tony Lip’in hikayesini anlatır. Film adını, güneye doğru yapılan turnede güvenli seyahat etmeleri ve konaklamaları için Tony Lip’e verilmiş Afro kökenliler için hazırlanmış Yeşil Rehber (Green Book) adlı yol kitabından alır. Gerçek bir hikâyeden esinlenerek çekilmiş bu film, ırkçılığın çirkin yüzünü gösterdiği kadar bir dostluğa doğru ilerleyen ikilinin içi ısıtan serüvenini de sunmaktadır.

İş Teklifiyle Çıkılan Yolculuk

Dr. Don Shirly 1962’nin bitimine doğru çıkacağı sekiz haftalık bir turnede kendisine bir şoför aramaktadır. Aslında iş bundan biraz fazlasıdır. Sunulan işi kabul eden Tony Lip’se, çalıştığı kulübün tadilat nedeniyle kapatılmasından dolayı bir süredir işsizdir. Başlangıçta Tony Lip için Dr. Don Shirly’le çalışmak kabul etmesi çok zor bir durumdur. Çünkü aslında Tony Lip, filmin başında evinde tadilat yapan siyahi işçilerin içecek içtikleri bardakları çöpe atacak kadar ırkçıdır. Dr. Don Shirly’se kendini sırça fanusuna kapatmış görünmektedir. Tony Lip, yaptığı iş görüşmesini anlattığı karısına onu şöyle anlatır.

“Doktor değilmiş. Piyanistmiş. Adam tahtta oturuyordu. Giysilerini görsen zencilerin kralı gibiydi.”

İd ve Süperego

Filmin kahramanlarına baktığımızda; Dr. Don Shirly’nin süperegoyu, Tony Lip’inse id’i temsil ettiğini rahatlıkla düşünebiliriz. Bazı anlarda roller değişse de Tony Lip’in yemeye ve konuşmaya olan aşırı düşkünlüğü, Dr. Don Shirly’inse bazen takıntıya varan hassasiyetleri turne yolundaki ikili için böyle düşünmemize yol açacaktır. Tabii bu bakış sadece buz dağının görünen yüzüdür ve ikisi de yaptıkları işlerin, varoluş koşullarının birer sonucudur. Kendi içlerindeki çelişkilerle yaşamaktadırlar. Filmin bir yerinde Tony Lip, yaşam koşullardan dolayı kendini Dr. Don Shirly’den daha siyah olarak tanımlar ve Dr. Don Shirly çelişkisini;

“Yeterince siyah değilsem, yeterince beyaz değilsem, yeterince erkek değilsem, o zaman neyim ben?” diye ifadelendirir.

Tony Lip, babasının kendisine öğütlediği gibi davranmaktadır. Yemek yiyorsa yemeğinin hakkını vererek, gülüyorsa gülmenin hakkını vererek. Onun bu tavırları Dr. Don Shirly’i, Don Shirly’nin yaklaşımlarıysa Tony Lip’i değiştirecektir.

İçerisi / Dışarısı

İkili, yolculuk boyunca ırkçılığın saldırgan, ayrımcı, sınır koyan yüzüyle pek çok kere yüzleşir.

Bir konser çıkışı Tony Lip’in kapıda çalışanlarla zar oynadığını gören Dr. Don Shirly, Ton Lip’in bu hareketini eleştirdikten sonra ona kurmak istediği eşitlikçi tavrı da gösteren: “Onların içeride dışarıda olmak gibi bir seçenekleri yoktu. Senin vardı.” cümlesini eder. Onun durumuysa yönelimi olan eşitlikçi tavır gibi değildir. Irkçılık yüzünden Dr. Don Shirly’nin kimi zaman içeride olması kimi zaman da dışarıda olması bir sorun olabilmektedir. Bu sorunlarla yüzleşmek Tony Lip’in insani yanını açığa çıkararak, ikilinin ilişkilerini geliştirmektedir.

Filmin seyir keyfini bozmamak için daha fazla kelam etmiyorum. Yaşanan ırkçı saldırıyla öldürülen George Floyd’u duyduktan sonra yaşadığınız üzüntüye de çare olmaz biliyorum ama beş dalda Oscar adayı ve en iyi film, en iyi yardımcı erkek oyuncu ve en özgün senaryo dallarında Oscar kazanmış Yeşil Rehber, bir nebze de olsa içinizi ısıtacaktır.