La Via Campesina, namı-diğer küresel köylü örgütü. 72 ülkeden, 170 üzerinde örgütün yan yana gelmesiyle oluşan küresel bir ittifak. 200 milyondan fazla insanı kapsayan, dünyanın en büyük toplumsal hareketi.

La Via Campesina, 16-24 Temmuz tarihleri arasında 7. Uluslararası Konferansı’nı gerçekleştirdi. Konferans yine, yukarıdaki rakamları tekrar etmeyelim, büyük bir küresel etkinlik şeklinde, Bask Ülkesi’nde gerçekleşti. 72’den fazla ülkenin köylüleri, köylü örgütlerinin müttefik örgütleri, sivil toplum örgütleri, gönüllü tercümanlar, çevirmenler, Via Campesina çalışanları ve konferansta gönüllü çalışan aktivistlerden oluşan yüzlerce kişilik toplantı, barış, ekoloji, hak ve adalet mücadelelerinin altının çizildiği, umudun ve dayanışmanın küreselleştiği bir toplantı oldu.1

La Via Campesina kendisini “toprak insanlarının” örgütü olarak tanımlıyor. Yani bir şekilde toprakla yaşayan, toprakla var olan ve Via Campesina’nın küresel çapta belirlediği ilkeleri kabul eden her örgüt Via Campesina üyesi olabiliyor. 72 ülkeden 170 üzerinde örgütün içinde başta küçük çiftçi örgütleri olmak üzere kırda yaşayan ve çalışan topraksızlar, göçmen kır işçileri, yerli halk örgütleri, yaşam alanı savunucuları, ekolojik tarım yapan çiftçiler, genç ve kadın çiftçiler, gıda egemenliği örgütleri bulunuyor.

Via Campesina kurulduğu ilk günden beri “toprak insanlarının”, yani köylülerin uluslararası arenada sözcüsü olageldi. Köylülüğün bittiği, tarımın endüstriyelleştiği ve şirketlerin egemenliği altına girdiği dünyamızda, köylüler bizzat kendi örgütleri aracılığıyla “buradayız, köylüyüz, yaşıyoruz” dediler. Köylü olmayı utanılacak, sıkılacak bir şey olarak değil, bahtiyar olunacak, gurur duyulacak bir şey olarak gördüler. “Köylülük bitti” iddiasına karşı “buradayız” diyerek tarihin olağan sayılan akışına dur dediler.

Elbette “buradayız” demenin yeterli olmadığı bir dünyada, köylülerin mevcut vahşi dinamiklere karşı kendi iç dinamikleri ile adil ve özgür bir dünyaya yönelik önermeler geliştirebileceklerini, özellikle de kadınların ve gençlerin her düzeyde politikaya katılmasının önünü açabileceklerini ifade ettiler. Örneğin, köylü feminizmi2 önermesi ile, yoksul halk sınıflarının kendileri için ne tür politikalar geliştirebileceğini gösterdiler.

Ekolojik köylü tarımı

Tabii konumuz köylülük olunca, köylülüğün toplumdaki en temel tarihsel iki rolünü hatırlamak gerekir: Gıda üretmek ve doğayı korumak. Zaten, “toprağın insanları”; toprakla çalışan, toprağı işleyen, topraktan beslenen, ve toprak yoluyla insanları besleyen bir insanlık durumuna gönderme yapıyor.

Günümüzde en büyük krizlerden birinin gıda krizi olduğunu söyleyebiliriz. Gıda krizi, bir çok boyutta düşünülebilir. En önemlisi, bugün, sağlıklı ve besleyici gıdaya erişme problemidir. Ya bu gıda ürünleri adil olmayan yollarla üretilmiş oluyor ya da şirketlerin egemenliğinde, büyük kazançlardan kaynaklı olarak halkın büyük kesiminin erişemediği gıda oluyor.

Organik tarım, permakültür gibi tarımsal sistemler marjinal kalıyor, pahalı kalıyor, erişimi kısıtlı oluyor. Halbuki bugün insanlık, eskiden yaptığı şeyi yeniden keşfetmenin derdine düşmüş durumda: Kendini sürdürebilen, doğayla dost, adil, besleyici gıda üreten köylü tarımına dönüş. Köylü tarımı, bu özellikleriyle yeniden ekolojik bir tarım modeli; geleneksel, yerel. Bugün hala milyonlarca köylü, köylü tarımı yapıyor. Dünyanın geleceği, yani ekolojik tarım, köylülerin teminatı altında.

Gezegeni soğutmak

Via Campesina’nın iklim üzerine uzmanlarla beraber yaptığı çalışmalar, küresel ısınmada mevcut endüstriyel gıda sisteminin çok büyük bir rol oynadığını gösteriyor. Halbuki, köylüler iddia ediyor ki “ekolojik köylü tarımı gezegeni soğutuyor”. Yine uzmanlarla beraber yapılan çalışmalarda, köylü tarımının ekolojik yöntemlerinin gezegenimizi soğutan, toprağı onaran, besleyici gıda üreten bir sistem olduğu ortaya çıkıyor. Yani Via Campesina’nın temel iddiası, köylülerin köylü tarımı yaptığı sürece dünyayı kurtardığı!3

Toplumun büyük çoğunluğu hala köylülerin ürettiği besinlerle besleniyor. Köylüler bir yandan gezegeni soğutuyor, bir yandan doğayı koruyor bir yandan da sağlıklı ve besleyici ürünler üretiyor. Ve en başta dediğim gibi, kendi varlığını, kültürünü koruyan, sahip çıkan; durduğu yerde durmayıp kendini eleştiren, yenileyen ve geliştiren; her düzeyde gençlerin ve kadınların siyasal katılımının önünü açan; kadına şiddete karşı mücadele ederken köylü feminizmini geliştiren; küresel çapta ittifaklar kuran, kendi dışında örgütlerle görüş alış verişinde bulunup öğrenen, paylaşan; ve, bugün içinde bulunduğumuz dünyada barışı savunarak savaşa, işgallere karşı net bir taraf alan, halklar arasında dayanışmayı savunan… bir hareketten bahsediyoruz. Yani, mücadeleyi de umudu da küreselleştiren, dünyayı kurtaracak bir hareket.

Ne dersiniz, gezegeni köylüler mi kurtaracak?

Dipnotlar

1 Bask Ülkesi Deklarasyonu
2 Via Campesina 4. Kadın Meclisi Deklarasyonu, ayrıca Brezilya Köylü Kadın Hareketi üyesi Iridiani Seibert ile yapılan röportaj

Birlikte, Gezegeni Soğutabiliriz!

Fotoğraf telifleri Umut Vedat’a aittir.