Okuma süresi: 6 dakika

Türkiye’nin en başarılı, tarzını her albümde yenileyen ve şarkılarıyla dinleyenlerde farklı bir his, dinledikçe dinleme getiren “Redd” grubuyla Ankara konseri öncesi bir araya geldik. Aşk Tesadüfleri Sever’de çaldığından bu yana “Nefes Bile Almadan” ve filmle aynı adı taşıyan “Prensesin Uykusuyum” şarkısı dillerimize pelesenk olmuştur.

Acaba film müzikleri hakkında neler düşünüyorlar? Türkiye’de kendi tarzlarında müzik yapmak ve bunu ileri bir seviyeye götürebilmek zor mu? Her albümde farklı tarzları denemek nasıl bir risk? Klip çekme sürecinin zorluklar neye göre değişim gösteriyor? Şimdi müziği bu kadar severken, biraz da onun üzerine fikir alışverişi yapalım, bakalım Redd’e göre müzik nereye doğru gidiyor…

Albüm çıkmadan 2 yıl öncesinde, albümü dinlemeye başlıyoruz.

Yaz dönemi konserlerine başladınız. Bu ara hayat nasıl gidiyor?

Doğan Duru: Biz yaz dönemi çok konser vermiyoruz normalde. Ama bu yıl, diğer yıllara göre fazla konser verdik. Son olarak Ankara-Bodrum-İstanbul derken güzel dönüşler aldık. Sonbaharda daha da artacak gibi görünüyor.

Redd bir albüm yapmaya karar verdiğinde, o albümün hazırlık süreci ve piyasaya çıkması ne kadar sürüyor?

D.D.: Bir başlangıcı olmadığı için, albüm süreci biraz uzun sürüyor. Ama biz oturup çalmaya başladıktan ve mix mastering, kayıt gibi süreçlerden geçtikten bir 2 yıl sonra hazır olabiliyor. Biz albüm çıkmadan 2 yıl öncesinde albümü dinlemeye başlıyoruz aslında.

Berke Özgümüş: Ama genelde biz şu tarihte çıkacak dedikten 6 ay sonra albüm çıkıyor. (Gülüyoruz)

Plandan farklı ilerleme durumları da olabiliyor sanırım bazen…

B.Ö.: Aslında planlı hareket ediyoruz, ama bazen sıkıntılı durumlarda ancak planlanabiliyor.

Son albümünüz “Mükemmel Boşluk” çıkalı 1,5 yıl oldu. Dinleyicide nasıl geri dönüşler aldınız?

D.D.: Bizim için değişik bir süreçti. Güzel geri dönüşler aldık. Çok güzel bir kayıt ve prova süreci vardı. Albümde çok şarkımız var. O şarkıları ortak ve yeni bir sound içinde uyarlamak, uymayanları ayıklamak, kanalları yenilemek, değişiklik yapmak ve eklemeler yapmak gibi süreçler vardı. Birçok kişi için 2016’nın en iyi alternatif albümü seçildi. Bizim yaptığımız müzik tarzında çok büyük bir mecra yok. Ama kendi mecrasında başarılı bir albüm oldu.

Müzik videolarının Türkiye’de ömrü çok uzun değil.

Albümdeki “Kalpsiz Romantik” şarkısının albümü de 2 ay önce çıktı. O da sevilen şarkılarınız arasına girdi. Klip süreci nasıl geçti?

D.D.: Klibimizin yönetmenliğini Güneş yaptı. Eline sağlık, çok güzel oldu.

Güneş Duru: Aslında müzik videolarının Türkiye’de ömrü çok uzun değil. En fazla 1-2 ay konuşuluyor ve bitiyor, ki o süre bile fazla bazen. Dolayısıyla, klip çekimine ne kadar para harcarsanız harcayın o kadarını çöpe atmış oluyorsunuz. Diğer yandan, birçok klibimizde farklı yönetmenlerle çalıştık. Müzik videosu çeken yönetmenler, genelde ya sağdan soldan araklıyorlar ya da çok fazla çalışmıyorlar. Bizim çalıştıklarımızı tenzih ediyorum, genel bir durumdan bahsediyorum aslında. Dolayısıyla, bugüne kadar klip mevzusu bizi fazlaca yordu.

Ben de 25 senedir fotoğraf çekiyorum, video işleri yapıyorum ve çok keyif alıyorum. Yeni klibi çekmek için çocuklara fikri ben sundum. Daha önce 2 tane daha yapmıştık, ama bu seferki biraz daha zahmetli olacaktı, çünkü Kapadokya’da çekmemiz gerekiyordu ve orada set vardı. Gün sonunda güzel bir iş ortaya çıktı. “Boşlukta Dans” şarkısı içinde klip çektik, onu da ben çektim. O da yakın zamanda çıkacak, kurgu aşaması bitince. Bu da ukalalık olarak algılanmasın, ama böyle bir yeteneğim varsa eğer ben bunu kendi grubum için kullanabilecek en iyi kişiyim. Başka bir klipte başka bir klip yönetmeniyle yine çalışılır, ama bu şartlar altında böyle gelişti. Umarım sevilmiştir.

B.Ö.: Kendine daha yakın kişilerle çalışınca, fikirler daha kolay hayat buluyor. Bütün her şeyini kendimiz yapmamıza rağmen, en az yorulduğumuz kliplerden bir tanesi oldu.

 

İnsanların müziğin yerinde saymasını beklemesi, çok muhafazakâr geliyor.

Her albümde farklı tarzlar ekleyerek yola devam ediyorsunuz. Bu yenilenmelerden sonra, Redd’e nasıl geri dönüşler geliyor?

B.Ö.: Valla bir kısım “Redd’e ne olmuş?” diyor. (Gülüyoruz) Hatta biz şarkıların yapım ve kayıt sürecinde, kendi aramızda şaka adına, “Redd’e ne olmuş” şarkısı bu diyoruz. Çünkü bir albüm yapıyorsunuz ve yaptığınız albüm 3 seneden aşağı olmuyor. İlk iki albüm dışında hep uzun aralar var. O uzun aralar sırasında dünya da bir sürü şey değişiyor. Instagram bile 3 yıl içerisinde sürekli değişime uğruyor.

D.D.: Kendini değiştiriyorsun, saçını sakalını değiştiriyorsun, oynadığın video oyunlar, ekrandaki filmler diziler değişiyor. Hayatta hiçbir şey yerinde saymazken, insanların müziğin yerinde saymasını beklemesi bana çok muhafazakâr geliyor.

G.D.: Müzik, giderek daha az ciddiye alınan bir şeye dönüşmeye başladı. Daha az ciddiye alınmasından kastım; sosyal medya mecralarıyla herkes bir şey yapıyor. Onların içinden iyi üretimler de, vasatlar da çıkabiliyor. Bu uzaydaki çöplük haline gelmiş durumda, iyi ve kötü birbirine çarpıyor. Bu bir süreç galiba, Dünya’da böyle bir problem var galiba. Belki de problem değil, bir patlama öncesi. Çok ciddiye alınmıyor gibi müzik gibi geliyor bana.

B.Ö.: Ben bir dinleyici olarak şöyle düşünüyorum. Biri bir albüm yapıyor. Ben onu dinliyorum, seviyorum. Ama sonra ikinci albümde ilk albümün muadilini yapmasını beklemiyorum. Eğer öyle bir beklentim varsa, o albümünü dinliyorum. Biz bu albümü yaptıysak ve bunu insanlar beğenip aynısını bekliyorlarsa yeniyi dinlemeyip onu dinlesinler. Sonuçta ikisi de bizim albümümüz.

Bence her zaman yenilenmek, kendine yeni buluşlar katmak güzel bir şey…

D.D.: Merak etmesinler, bu albümü beğenenler ya da beğenmeyenler bir sonraki albüm yine başka olacak. Bu bir süreç sonucu olan bir şey.

G.T.: Futbol takımı değil bu sonuçta. Kazanan kadro değişmez gibi bir şey yok. Ki kazanan kadro da yaşlanıyor.

Bende yer etmiş iki şarkınız var: “Nefes Bile Almadan” ve “Prensesin Uykusuyum”. Bu iki şarkı da ne tesadüftür ki, film müziği. “Falan Filan”ı da seviyorum, o da televizyondaki işlerde çaldı. Film müziklerine bakışınızı merak ediyorum, neler düşünüyorsunuz ve yeniden yapma fikriniz var mı?

D.D.: Grup olarak film müziği Prensesin Uykusu’na yaptık. Çok zor ve riskli bir süreçti. Çünkü scoring yapmanın, kolektif yapılacak bir şey olduğuna inanmıyorum. O zamanlar da onun zorluğunu fazla yaşadık açıkçası. Ama çok değişik bir proje vardır, biz filme daha hâkim bir pozisyondayızdır ya da biz çekmişizdir; onun üstüne kolektif bir çalışma yapabiliriz belki. Ama çekilmiş bir şeyin üstüne, başkasının fikirlerinin üstüne müzik yapmak bana çok ultra doğaçlama geliyor. Öyle bir dünyada da yaşadığımız düşünmüyorum. Zaten Türkiye’deki sanat filmlerinde müzik çok az kullanılıyor, yönetmenler tercih etmiyor.

Ben üç tane film müziği yaptım. Son yaptığım film müziği de İstanbul Film Festivali’nde En İyi Film Müziği ödülü aldı. Ama filmde yer alan müzik süresi toplamda 8 dakika ve dediğim gibi sanat yönetmenleri çok tercih etmiyorlar. Popüler işlere baktığımız zaman da, geri dönüp bakarsak çok azdır film müziğini yapsaydık diyebileceğimiz. Yine bir Çağan Irmak filmine yapabiliriz, mesela Kaybedenler Kulübü’ne yapsaydık güzel olurdu. Ama bir popüler komedi filminin müziğiyle uğraşmayız tabi ki. Dolayısıyla tabi ki şarkılarımız filmlerde kullanılacaktır. Bireysel olarak da film müziği yapabiliriz.

Ayrı ayrı ve bölüm bölüm mü yaparsınız?

D.D.: Zor işler aslında. Şu sarıdır, şu beyazdır gibi bir şey değil. Tamamen hangi renk olduğunu bilmeden giriyorsun işe. Duygu öyle bir şey, herkeste farklı işliyor.

 

Türkiye’de müzik yapmak, Türkiye’de kriket oynamak gibi bir şey.

Türkiye’de müzik yapmak hakkında neler düşünüyorsunuz?

G.D.: Türkiye’de müzik yapmak herhalde Türkiye’de kriket oynamak gibi bir şey, en azından bizim tarzımızdaki müzik için öyle. Sonuçta Türkiye’de pop, arabesk, arabesk rock yapabilirsiniz. Yıllarca aynı şarkıları aynı tarzda müzikle söyleyebilirsiniz. Arayışlar, alternatif çabalar zor. Müzik, Türkiye’de ciddiyetini kaybetti. Bir tarafıyla eğlence olarak gözükürken, diğer tarafıyla hızlı ve ucuz tüketilen bir şey olarak görünüyor. Mesela ne zaman bir terör eylemi olsa, hemen ilk olarak konserler iptal ediliyor. Tonla problem var. Türkiye, Redd müziğini yapmak için zor ve fantezi bir ülke. Bizim seyrimiz açısından çok parlak değil ama yine de biz elimizden geleni yapıyoruz, dürüst olmamız gerekiyor.

Ankara’ya konser için sıkça gelen gruplardansınız. Buradaki konserler size nasıl bir his veriyor?

D.D.: Bizde şöyle bir hadise var. Bizi tanımayanlar da var. Tanımayanlar, bizleri konserlerde keşfedip sonrasında daha fazla dinlemeye başlıyor. Bizi tanımayan insanlar sadece bizim müziğimize uzak insanlar değil, bize yakın insanların da tanımadığı oluyor. Çünkü herkesin hayatında başka kalabalıklar da var. Ama Ankara’da biz çaldıkça bir kitlemiz oluştu. İstanbul’da zaten hali hazırda var, ama İzmir ve Ankara gibi şehirlere de gittikçe kendi müziğimizi göstererek güzel kitleler yarattık. Bakarsanız Anadolu’daki küçük şehirlerde pek bilinmiyoruz; çünkü radyo, TV ve renkli basında yer almadığımız için o insanların Redd’le tanışması bazen tesadüf oluyor. Müzik bu, herkes birbirine öneriyor, biri ileriye taşıyor ve insanlar duyuyor.

İnsanlar müziği kimin yaptığıyla pek ilgilenmiyorlar.

Sizi tanımayan ama Redd’i duymuş kişiler, size gelip Redd abi falan diyor mu ya da karıştıran oluyor mu?

Tabii ki, her şekilde her şey oluyor. Bazen başka gruplarla da karıştırdıkları oluyor. Sonuçta insanlar müziği kimin yaptığıyla pek ilgilenmiyorlar. Çünkü zaten Türkiye’de bir çok müzik grubu birbirine benzerlik gösterebiliyor. Bir gurubun Seksendört mü, Zakkum mu ya da Emre Aydın mı olduğunu anlayabilmek için iyi bir müzik kulağına sahip olmak lazım. Ama birinin kendine özgü bir müzik tarzı varsa ayırt edilebiliyor. Bir kere “Falan Filan’ı siz mi söylüyor dunuz, ben Duman sanıyordum.” diyen bile çıkmıştı. Biz uzun zamandır müzik yapıyoruz. Şu anda yakaladığımız nokta, bizi takip eden kitle takip ettiği sürece, biz sahnede olmaya devam edeceğiz.

Yeni albüm için çalışmalar başladı mı, nasıl bir yol izleyeceksiniz?

Daha çok erken konuşmak için ama, çok değişik bir albüm olacak. Çalışmaları başladı. Bu sefer albüm öncesi bazı şarkıları önden vermek gibi bir planımız var. Ama bir albüm çıkacak tabi ki en yakın zamanda.