Ana SayfaEkolojiDoğaHaydi Alaçatı'ya Ot Festivali'ne gidelim!

Haydi Alaçatı’ya Ot Festivali’ne gidelim!

-

Dünyada bir turizm markası haline gelen Alaçatı, rüzgarın dansına katılan otların esintisiyle bu yıl da doğanın kıymetini bilip, keyfini çıkartıyor. 7-10 Nisan arasında gerçekleşecek Alaçatı Ot Festivali, 7. senesinde de dopdolu bir programla katılımcılara keyifli anlar yaşatmayı hedefliyor. Geleneksel hale gelen festivalin amacı, bölgenin doğasını, kültürünü ve geleneklerini Alaçatı sokaklarının her köşesine dökerek, yerel ve yabancı turistlere bölgeyi tanıtmak.

Alacati Ot Festivali6Festivalin bu yılki teması “Hindiba” olarak da bilinen “Radika” olacak. Festivalin dört gününü dolduran doğa yürüyüşü, zeytinyağlı sabun yapımı atölyesi, bitki çayı yapma ve tatma atölyesi gibi daha bir sürü aktivite var. Festivalde farklı söyleşiler de gerçekleşecek. Biyolojik çeşitliliğin korunması, Çeşme’nin tıbbi ve aromatik bitkileriyle sağlıklı yaşam söyleşi konularının sadece birkaçı. Festivalin en heyecanlı günü 10 Nisan olacak çünkü o gün en fazla ot çeşidini toplayana ve en güzel ot yemeğini yapana ödül verilecek. Festival boyunca aralarında Bennu Gerede’nin fotoğraf sergisinin de bulunduğu üç sergi gezilebilecek.

Ot Festivali ile Alaçatı’nın korunmuş doğası ve eşsiz tarihi dokusunu, gelenek ve göreneklerimizdeki sıcaklık ve samimiyetle harmanlayarak yerli ve yabancı konuklarla tanıştırmak istediklerini belirten Çeşme Belediye Başkanı Muhittin Dalgıç, “Alaçatı’nın dar sokaklarında dolaşırken, güler yüzlü, güzel insanlarla bu güzellikleri paylaşmak, tanımadığınız insanlarla sohbet edip, ağız dolusu kahkahalar atmak ‘O an Alaçatı’daydım’ diyebilmek için herkesi bu festivali paylaşmaya çağırıyorum” diye konuştu.

Alaçatı’nın tarihi dokusu içinde sıcak Ege insanlarıyla, otlarının lezzetlerini tatmak isteyenler için güzel bir fırsat olabilir.

Alacati Ot Festivali Program
Festival Programını inceleyerek etkinlik rotanızı oluşturabilirsiniz.

SON YAZILAR

Cephede enerji hasadı: Mimariyi canlı bir organizmaya dönüştürme manifestosu

Modern mimaride akıllı bina kavramı dijitalleşme ile anılırken, Hamburg’daki BIQ House bu zekayı biyolojiden alıyor. Dünyanın ilk biyoreaktif cepheli yapısı, cam panellerin içinde yaşayan mikro-alglerle hem enerji üretiyor hem de binaya dinamik bir gölge sağlıyor. Statik beton bloklardan, yaşayan organizmalara geçişin hikayesi.

Doğa kendi evini inşa ediyor: Karbon negatif bir yapı bloğu olarak “Kenevir Betonu”

İngiltere'deki Flat House, kenevir tarlasından doğan duvarlarıyla mimaride devrim yaratıyor. Karbon negatif, prefabrik ve nefes alan kenevir betonu (hempcrete) teknolojisini inceledik.

Bir sandalyeyi yetiştirmek: Nucleo’nun Terra projesi üzerinden ekolojik tasarımın yeni dili

Endüstriyel üretimin hakim olduğu bir çağda, tasarımın doğayla ilişkisi çoğu zaman "malzeme seçimi" düzeyinde kalır. Oysa bazı projeler, bu ilişkinin yalnızca yüzeysel bir tercih değil,...

Doğadan mimariye: Cam, deri ve çeliğin ötesinde ahşap atıklardan yeni nesil kompozitler

Günümüzde karşı karşıya olduğumuz çevresel zorluklar, yenilikçi çözümler ve sürdürülebilir malzemeleri her zamankinden daha önemli hale getirdi. Doğal kaynaklarımız hızla tükenirken, iklim değişikliğinin yıkıcı etkileri...
Ezgi Kurt
Ezgi Kurt
Kısa filmleri olan sinema okumuş bir grafik tasarımcı. Analog fotoğraf makinesi meraklısı. Dijitallikle dolu modern hayat içinde bir vintage sevdalısı. Bir çingene atasözü olan “Evde oturan erken ölür”ü kendine motto edinip sürekli “nereye gitsem acaba” diye ucuz bilet kovalayan minyon kadın.

ÇOK OKUNANLAR

95,278BeğenenlerBeğen
17,593TakipçilerTakip Et
22,156TakipçilerTakip Et
243AboneAbone Ol