Okuma süresi: 3 dakika

KAMUOYUNA;
Hayvan Hakları Yasama ve İzleme Delegasyonu olarak hayvanların yasal statüleri ve haklarının kanunlarla korunması için, gerek TBMM gerekse Bakanlıklar düzeyinde yürüttüğümüz görüşme, çalışma ve lobi faaliyetlerinde taleplerimizi defalarca ve net olarak dile getirdik. Ak Parti Grup Başkan Vekili Sn.Özlem Zengin’in ulusal basına verdiği demeçleri üzüntü ve şaşkınlıkla okumuş bulunuyoruz. TBMM Hayvan Hakları Araştırma Komisyonu raporu ve toplantılarımızda konuşulanlara tamamen ters bu açıklamalar, kamuoyunda büyük tepkilere neden olmuştur. Sn.Özlem Zengin’in, kısa bir süre önce “devrim gibi yasa olacak” diyerek tüm hayvan hakları savunucularına umut vaadeden açıklamalarından sonra, tam tersi bir yasanın çıkartılmak istendiğini görüyoruz. Kamuoyuna müjde gibi sunulan “cezalar”la ilgili artışlara dair açıklamalarda; hayvana şiddet, öldürme, işkence gibi durumlarda hapis cezasının olmayacağı açıkça ortadadır. Zengin’in açıklamasında, evlerde bakılacak hayvanlarla ilgili sayı kısıtlaması getirilmesi asla kabul edilemez. Yerel yönetimlerin görevlerini yapmamalarından kaynaklı olarak, Belediyelerin ve insanların elinden kurtarılmış mağdur olmuş hayvanları, evlerinde bakmak “zorunda” kalan vicdanlı insanları cezalandıracak nitelikteki bu değişiklik asla kabul edilemez. Bu yöndeki bir düzenleme, kolluk güçleri ve insanları karşı karşıya getirecek, istenmeyen manzaralar yaşanacak, toplumda infial olacaktır.

Cinsi tükenen ve kasten bir canlının cinsini tüketene 2 yıldan 5 yıla kadar hapis cezası verileceği söylense de, mevcut ceza sistemimizde, bunların da özgürlüğü bağlayıcı bir karşılığı olmayacaktır. Hayvan dövüştürenler için öngörülen cezalar da aynı şekilde, 2 yıl altı olacağı için sonucu hapis cezası olmayacaktır. Hayvana şiddet, öldürme, işkence, cinsel saldırı suçlarına karşılık, suçlunun ceza alacağı hiçbir koşulun oluşturulmadığı, kamuoyundaki hayvan hakları kanunu beklentisine karşı, hayvan hakları savunucuları sadece yapmış olmak için yapılmış bir kanun tasarısı ile baş başa bırakılmıştır. Üstelik Sn. Özlem Zengin’in açıklamaları gösteriyor ki; gerçekten hayvanları koruyan adına yaraşır bir kanun olmaktan uzak, mevcuttaki 5199 hayvanları koruma kanununu aratacak ve felaketler getirecek maddeler ile karşı karsıyayız.

Hayvanlara karşı her türlü kötü muamelenin Türk Ceza Kanunu kapsamına alınmasını ve bu fiillere adli para cezası yerine ertelemesiz hapis cezası verilmesini talep ediyoruz. Ayrca, hayvanların canice öldürülmesine 6 aydan 4 yıla kadar, eziyet edimesi halinde ise 6 aydan 3 yıla kadar hapis cezası öngörüldüğü beyan edilmiş olup, bu düzenlemenin bu hali ile kabulü mümkün değildir. Hayvanlara karşı; tecavüz, öldürme, işkence, canavarca hisle gerçekleştirilen ve diğer sayamadığımız kasten, taksirle ya da ihmali davranışlarla işlenen her türlü fiilde yine infaz kanunu göz önüne alınarak alt sınırın minimum 2 yıldan başlayan, üst sınırın da koşullu salıverme müessesesine takılmayan(!), failin cezaevinde ceza çekmesini, topluma yeniden karışmadan önce rehabilite edilmesini amaçlayan bir ceza öngörülmelidir.

30.03.2020 tarihli infaz düzenlemeleri de dikkate alınarak hayvanlara karşı işlenen fiillerin, koşullu salıverme şartları dışında tutulması ve erteleme, hapis cezasının adli para cezasına çevrilmesi, hükmün açıklanmasının geri bırakılması müesseselerinden yararlanılmayacak cezalar öngörülmesi, taleplerimizi ısrarla dile getirmemize rağmen talep ettiğimiz husuların dikkate alınmadığını görüyoruz. Daha âdil, yaşanılabilir bir dünyanın inşası ve adını hakeden hayvanları gerçek anlamda koruyan ve adını hak eden bir kanun için taleplerimizin dikkate alınmasını beklerken karşımıza çıkan bu maddeler ile sunulan hiçbir kanun teklifini kabul etmeyeceğimizi ve bu durumun karşısında mücadele edeceğimizi ifade ederiz.

Hayvan Hakları Yasama İzleme Delegasyonu

Ak Parti Tekirdağ milletvekili Mustafa Yel ‘yasaklı ırk’ kavramını çıkarıyoruz, tehlikeli ırk kavramını yasaya getiriyoruz’ diyerek, mevcut yasaklı ırk köpekten çok daha fazla ırk köpeklerin ‘tehlikeli ırk’ kapsamına alınacağını belirtti. Bu “tehlikeli ırk” kavramı genişletilirse iriliği, kilosu, görünüşü baz alınarak birçok köpek ırkının hatta sokak köpeklerinin dahil “tehlikeli” kategorisine sokulmasının yolu açılmış olur. Irkı ne olursa olsun, bakımını üstlenen kişi tarafından doğru şekilde yetiştirilen hiçbir ırk köpeğin, başkalarına tehlike yaratmayacağını biliyoruz. Dolayısı ile hiçbir ırk köpeğin ‘tehlikeli’ kapsamına alınarak yaftalanmaması ama bakımını üstelenen kişilerin sorumluluklarının arttırılması gerekmektedir.