Orta halli toprak sahibi bir aileden gelen Gogol‘un edebiyata olan ilgisi lise yıllarında başlar. Bir dergide yayımlanan yazıları ve mizahı sayesinde dikkatleri üzerine çeken Gogol, 1831 yılında Dikanki Yakınlarında Bir Çiftlikte Akşam Toplantıları adlı sekiz öyküden oluşan eserini yayımlar.

1842 yılında ise “Palto” adlı uzun öyküsünü kaleme alır. Bu öykü de “küçük adam” temasını işler ve “Rus edebiyatı” ifadesinin oluşmasına da sebep olur. Bu yüzden bu eseri büyük önem taşır. Hatta sonraki günlerde Dostoyevski, Gogol’un Palto adlı uzun hikâyesine ithafen; “Hepimiz Gogol’un Paltosundan çıktık.” der. Gogol, kendine özgü mizahı sayesinde Rusya’ya kendi yüzünü gösteren ilk yazar olmuştur.

Kitap, o dönemlerde Çarlık Rusyası’nda yaşanan eşitsizliğe dikkat çeker. Öykünün kahramanı Akakiy Akakiyeviç, zor şartlar altında yaşamını sürdürür. Etrafındakilerin alaycı tutumlarına maruz kalır ve sürekli ezilip, hor görülmektedir. Bu hikâyeden sonra birçok eserde haksızlığa uğrayan, yoksul kesimin hayatı işlenmeye başlar. Gogol, bu anlamda bir öncü olur.

Aslında Gogol, Palto‘yu bir arkadaş ortamında anlatılan bir hikâyeden esinlenerek yazar. Herkesin anlatıldığında güldüğü o hikâyede, Gogol’u düşündüren bir şeyler vardır. Tam sekiz yıl sonra da “Palto”yu kaleme alır. Bu eser, soylu kesim tarafından benimsenmez ve tepkiyle karşılanır çünkü eserde küçük memurların yaşantıları ve dramları konu edinmiştir.

Öykünün kahramanı Akakiy Akakiyeviç, yeni bir paltoya sahip olmak için birçok zorluğa katlanır. Ayakkabılarının tabanları aşınmasın diye parmak uçlarında yürür, çamaşırlarını yıkamaya daha az göndermek için eve gelir gelmez iç çamaşırlarına kadar her şeyini çıkarır ve eski pamuklu entarisiyle oturur, akşamları ise aç yatar. Bu sayede palto için gerekli parayı ancak biriktirir. Bu gerçekçilik kimilerinin hoşuna gitmez. Ama şu bir gerçektir ki Gogol, bu eseri sayesinde edebiyata yön vermiştir. Akıcı, insanı düşündüren ve sarsıcı bir dil kullanmış, okuyucunun kendini ve çevresini sorgulamasını sağlamıştır.

Kitaptan bir bölüm;

Ben sizin kardeşinizim. Neden bana böyle eziyet ediyorsunuz?” Hayatı boyunca bu sahne gözünün önüne geldikçe, genç adam elleriyle yüzünü kapatıp insan denilen varlığın ne kadar acımasız olabildiği; ince, kültürlü, terbiyeli kişilerde (Tanrım!), hatta toplum tarafından asil ve şerefli insanlar olarak kabul görmüş kişilerde bile ne kadar gaddarca bir yan olabildiği gerçeğini gördükçe, derinden sarsıldı.

Gogol, sadece Rus edebiyatı için değil aynı zamanda Dünya edebiyatı için de ölümsüz bir eser bırakır. Palto, “küçük insanların” hayatına değinmiş, büyük bir eserdir. Fantastik sonu, değindiği konu ve anlatım diliyle, gerçek bir başyapıttır.