Çeşitli meslek gruplarında vegan yaşamı seçenlerin sayısı ve de etkileri artıyor. Bu hikayelerden biri de Hürriyet Gazetesi’nin deneyimli ekonomi editörü Şebnem Turhan’ın hikayesi. Veganlığın az bilindiği ve benimsendiği bir alanda çalışan Turhan, aynı zamanda BasitVegan hesabıyla da sosyal medyada vegan yaşamın esasında Türkiye’de hiç zor olmadığını göstermeye çalışıyor. ‘Her vegan aktivist de olmak zorundadır’ diyen Turhan ile vegan olma hikayesini, BasitVegan kanalını, Türkiye’de ve basın sektöründe vegan olmayı konuştuk. Üstüne üstlük bir de ondan vegan musakka tarifi aldık.

Öncelikle kısaca sizi tanınabilir miyiz?

Şebnem Turhan: Ben 42 yaşında Alyoşa ve Safiye isimli iki kedinin annesiyim. 19 yıldır gazeteciyim, aslında fizik öğretmenliği mezunuyum. İki yıl öğretmenlik yaptıktan sonra ekonomi gazeteciliğine 2000 krizi zamanında adım attım. 6 yıl Evrensel Gazetesi’nin Ankara ve İstanbul bürolarında ekonomi muhabirliği ve editörlüğü yaptıktan sonra 2006 yılında Referans Gazetesi’nde ekonomi editörlüğüne başladım. Referans’ın Radikal Gazetesi ile birleşmesinden sonra 2014 yılına kadar Radikal’de çalıştım. Radikal de kapanınca 2014 yılından beri Hürriyet Gazetesi’nde ekonomi editörlüğü yapıyorum. Daha çok makroekonomi, finans sektörü, piyasalar üzerine yazıyorum. Ayrıca çok sevgili Yaşam Gönüllüleri dostlarımla gazetemizin bahçesindeki kedilerimizin ve köpeklerimizin de bakımını üstlenmiş bulunuyoruz. Sadece gazetedeki ve evimdeki hayvanların değil ulaşabildiğim her yerdeki hayvanlara yardım etmeye çalışıyorum. Ve hep keşke veteriner olsaydım diyorum.

Peki vegan olma hikayenizi bizimle paylaşır mısınız, daha önce bir vejetaryenlik deneyiminiz de oldu mu? Et ve hayvansal ürünleri kullanmayı bırakmada motivasyonunuz veya etkili olan spesifik olaylar oldu mu?

Ben tipik bir Aydınlıyım. Yani etle ilişkisi köfte ve kıymadan ibaret olan yemeklerde sürekli otları ve sebzeleri pişiren bir annenin kızıyım. Ankara’ya üniversiteye gidene kadar sebze yemeklerine kıyma konulduğundan haberim yoktu. Hayvanlarla ki ben onlara çocuklarım demeyi tercih ediyorum ilişkim büyüdükçe onların kılına zarar bile gelmesine katlanamamaya başlayınca yediklerimi ve yaşamımı sorgulamaya başladım. 1.5 yıl vejetaryenlikten sonra artık vegan olmaya ve hiçbir şekilde ne dünyaya ne de bu dünyayı paylaştığımız hayvanlara zarar vermemeye karar verdim.

“Önyargıları kırmayı hedefledim”

Instagram ve YouTube hesaplarını da açtınız?

Evet. Her vegan bir aktivisttir sözünden hareket ederek de veganlığın ne kadar kolay, basit ve ucuz olduğunu yaymayı önyargıları kırmayı hedefledim. Ve basitvegan instagram adresinden yediklerimi yaptıklarımı paylaşmaya başladım. Ardından geleneksel Türk yemekleri ve tatlılarının ağırlıklı olduğu yani bizim beslenme geleneğimize uygun yemeklerin vegan versiyonlarını yaptığım YouTube kanalımı açtım.

Veganlık sizce beslenme biçimi ötesinde bir yaşam tarzı da mı, ne düşünüyorsunuz? Yaşamınızda veganizmin yeri nedir, yaşamınızı veganlığa dair naslı düzenliyor?

Bir önceki soruda da dikkat çekmeye çalıştım gerçekten her vegan aktivist olmak zorunda. Bİr canlıya dokunmak onun acısını paylaşmak veya ona hakettiği bizimle eşit yaşam hakkının tanınması için çalışmak zorunda. Ben vegan olmadan önce de hayvan hakları ve sağlığı konusunda çalışıyordum ancak veganlığımın ardından gerçekten herşeye bakışım daha da genişledi ve açık söyleyeyim acılarım daha arttı. Bu yaşam tarzıma da direkt yansıdı tabii ki bir yandan sosyal medya hesaplarımdan vegan beslenmenin en azından ne kadar kolay olduğunu anlatmaya çalışıyorum ve diğer taraftan tüm canlılar için yapabileceğim her şeyi yapmak için gecemi gündüzüme katıyorum. Elbette bir de mesaim var ve işyerimdeki canlıların bakımını da üstlenmiş durumdayım. 

“Artık vegan haberlerine daha duyarlılar”

Bulunduğunuz meslek grubunu veganlık perspektifinden değerlendirince sizce durumu nedir? Basın ve iletişim dünyasında veganlığa dair algı nasıl sizce?

Gazeteciyim ve Hürriyet gazetesinde çalışıyorum. Açık söyleyeyim benden önce vegan nedir nasıl yaşar bilmiyorlardı. Uzun süre her birlikte yemeğe gittiğimizde “aaa onu da mı yemiyorsun, süt de mi içmiyorsun, ama bitkilerin de canı var…” türünden sözlerine maruz kaldım. Ve hayvanlarla olan ilişkimi de kabul etmeleri bir süre aldı. Ama sonunda kazanan ben oldum. Artık vegan haberlerine daha duyarlılar, hatta süt endüstrisinin yaptıklarını gördüklerinde şok bile geçiriyorlar ki bugüne kadar hiç görmemiş bilmiyor olmaları da gerçekten şaşırtıcı. Hürriyet dahil tüm basında veganlığa bir önyargı ve düşmanlık var. Bunun ileride değişmesini umut ediyorum ve tek nedeninin de kendi yaptıkları zulmü beni her gördüklerinde yüzlerine çarpması olarak değerlendiriyorum.

Türkiye’yi genel değerlendirince sizce hayvan hakları ve veganlık konusunda  nerede, eksikler neler, avantajlar neler, neler yapılabilir?

Aslında çok aktivist bir toplumuz ve hayvan hakları ve veganlıkla ilgili mücadelede kişi ve örgütler tüm güçlerini ortaya koymaya çalışıyor. Cesaret var ama yeterli etkiyi yaratmada hala çok gerideyiz. Biraz daha görünür olmamız gerekiyor. Hem veganlar olarak hem de hayvan hakları mücadelesinde. Zaten birbirinden ayırmak da yanlış. Vegan örgütlerinin daha çok eylem yapması gerektiğini düşünüyorum. Ve ulaşılabilir olmalarını. Günlerdir İstanbul’da düzenlenecek Dünya Süt Zirvesi’ni protesto edebilmemiz için vegan örgütlere ulaşmaya çalışıyorum. Tek bir ses yok. Sonunda kendimiz örgütlenip birşeyler yapacağız.

Basitvegan hakkında bilgi verir misiniz? Bu mecra ve kanalla ilgili hedefleriniz var mı?

En çok geleneksel Türk yemek ve tatlılarını yapıyorum. Çünkü hedefim çocukluktan beri öğretilen ve alıştığımızın damak tadımızın ve bildiğimiz yemeklerin vegan olduğunda hiçbir şekilde tadının değişmediğini göstermek. İçli köfte yaptım, Arnavut ciğeri yaptım, baklava yapıyorum. Yani aklınıza gelen tüm yemeklerin vegan versiyonu tariflerimde var. Hatta en son vagan açma yaptım ki pastanede böylesini bulamazsınız. Vegan beslenirken gerçekten siz ne yiyorsanız ben de onu yiyorumu ortaya koymak istiyorum. Hepimiz kuru fasulye pilava bayılırız ve bunlara tereyağı ve et koymazsan zaten vegan. Sofranıza vegan olmadan önce ne koyuyorsanız onu koymanız yeterli olacaktır. Ama en çok kuru bakliyatta dikkat etmelisiniz çünkü ihtiyacınız olan ve etten daha yüksek proteini onlardan alabilirsiniz. Ve ben hayvansal ürünler için alternatifleri de evimizdeki malzemelerden seçiyorum. Sanırım benim en büyük farkım da bu. Yumurta yerine sirke kullanıyorum çoğu vegan tarifte çiya tohumu kullanılır. Agave şurupu yerine pekmez, süt yerine su ile tarifleri yeniliyorum. Vegan tadım partileri düzenleyip ulaşabildiğim herkese ulaşmak istiyorum. Workshoplara da başlayacağım eylül ayında.

Şebnem Turhan’dan vegan musakka tarifi

Son olarak sizden okurlarımız için bir vegan tarif istesek?

Size Basit Vegan Youtube kanalımda yaptığım son tarifi vermek istiyorum. Komşunun vegan musakkası.

Malzemeler

4 patates

2 patlıcan

4 domates

Yarım paket bezelye kıyması

Biraz maydanoz

4 soğan

Beşamel sos için

3 yemek kaşığı Ayçiçek yağı

2 bardak bitkisel süt

3 yemek kaşığı un

Öncelikle patlıcanları soymadan diklemesine doğrayıp tuzlu suda biraz bekletelim. Patatesleri de yuvarlak yuvarlak doğrayalım. İlk işlem ikisini de kızartmak, patates ve patlıcanları kızartıp bir kenara ayıralım. Ardından soğanları zeytinyağında kavurup üzerine bezelye kıymasını atalım, sonra rendelediğimiz domatesleri ekleyelim. Ben maydanoz koymayı unuttum aman siz unutmayın çok severim maydanoz ekleyin. Sonra baharat ve tuzunu da koyunca biraz karıştırıp iç harcımızı da bir kenara ayırın. Son olarak beşamel sosumuzu yapalım. Üç yemek kaşığı ayçiçek yağı üç yemek kaşığı un iyice kavurup üzerine azar azar iki bardak bitkisel sütü ekleyelim. Ben bu kez yulaf sütü kullandım. Beşamel sos da kıvamını alınca artık fırın kabımıza tüm malzemeleri yerleştirmenin zamanı geldi. Önce patates sonra patlıcan ardından iç harcımız en üste de beşamel sos. Aralara tuz ve karabiber serpmeyi unutmayın. Arzu ederseniz daha fazla patlıcan kızartıp beşamel sosun öncesinde de bir kat patlıcan serin. Haydi fırına. Beşamel sosun üstü kızarınca fırından alın. Afiyet olsun… (Benimki 45 dakikada üzerini kızarttı.)