Son yıllarda, LGBTİ haklarıyla ilgili pek çok ilerleme kaydedilmekte. Eşcinsel evlilikleri kabul eden ülkeler, kapıları eşcinsel vatandaşlara açan kiliseler bu hareketin bir parçası olsalar da, madalyonun öbür yüzü oldukça karanlık bir dünyayı gözler önüne seriyor; eşcinsel bireylere uygulanan zorba ve kötü tedavi yöntemleri dünya çapında ne yazık ki varlığını sürdürmekte.

Gay dönüşüm kamplarının öncelikli amacı, eşcinsel bireyleri sağlıksız ve günahkar olduklarına inandırmak. Kamp liderleri tarafından uygulanan sadistik denebilecek kürler, elektroşok tedavisinden şeytan çıkarmaya kadar yayılan çeşitli sözde tedavi türlerinden oluşmakta. Sürecin sonunda pek çok birey yüksek derecede travma nedeniyle hayatla yüzleşemiyor.

Bu işkence ve istismarla dolu tedavi sürecine katlanan bireyler, dışarı çıktıklarında bir yalanı yaşamaya ve asıl benliklerini baskılamaya zorlanmış oluyorlar. Kampın korkunçluğu, bazı bireyleri kaçmaya ve daha kötü istismarlara veya intihar ederek her şeyi sonlandırmaya itiyor.

İşte Gay Dönüşüm Kampları’ndan Çeşitli Hikayeler

Kamptaki genç erkeklerin çoğu babaları tarafından yargılanmış, “lekeli” olarak adlandırılmış ve “düzelmek” için kampa yollanmış bireyler. Kamptaki bireylerden biri, babası tarafından “normal” bir çocuk olarak görülmediği için buraya yollanmış. Babasının onayını alma konusunda oldukça endişeli olan eşcinsel bireylerden biri elektroşok tedavisine tutulmuş. Gay pornosu izlerken, “hastanın” erekte olması halinde testislerinin elektrik akımıyla işlevsiz hale getirilmesini hedefleyen bu sözde tedavi yöntemi, kamptaki bireylerin beyninin ne derecede yıkanabileceğini de gözler önüne seriyor.

Fiziksel bir tedavi olarak görülen elektroşok yönteminin yanı sıra, psikolojik baskılar da oldukça önemli bir yer taşıyor. Her anlamda özsaygıyı yıkmaya oldukça kararlı olan bu gay dönüşüm kamplarında, intihar vakaları şaşılacak bir vaka değerini taşımıyor. Tıpkı kamp sorumlularının sevilmeye değer olmadığına inandırdığı 17 yaşındaki bir genç kızın trajik sonu gibi. Kuzeninin belirttiğine göre, uzun süre anne ve babasından eve geri alınmak için ricalarda bulunan genç kız, ebeveynlerinin terapinin sonuna kadar kalması yönündeki baskılarına dayanamamış. İntihar mektubunda ebeveynlerini suçlayan genç kız, “Anne, baba sizi seviyorum; her ne kadar yanlış yolda olsanız da. Bana kendimi sevmektense kendimden nefret etmeyi ve iğrenmeyi öğrettiniz.” diyor.

Raymond Buys, 15 yaşındayken, eşcinsel olmadığı halde eşcinsel hareketler sergilediği gerekçesiyle ailesi tarafından “Game Rangers” kampına yollanmış. Ailesinin amacı ise “onu daha iyi bir adam yapmak ve ona bir gelecek sunmak”. Ailenin oğullarını bir sonraki görüşü ise üç ay sonra bir hastane odasında gerçekleşiyor. Bu sırada ise Raymond, vücudu çürük ve morluklar içinde, beslenme problemleri çekiyor ve hayat mücadelesi veriyor. Ailesinin “adam olması” için Raymond’u yolladığı kamptaki yetkili ise, onu her gece yatağa zincirlerle bağlamış, tuvalete gitmesine bile izin vermemiş ve genç birey kendi dışkısını yemek zorunda kalmış. Ayrıca aldığı darbelerden beyni zarar gören Raymond Buys, hastaneye kaldırıldıktan kısa bir süre sonra hayata gözlerini yummuş.

Anonim bir Reddit kullanıcısı, henüz genç yaşındayken, yerel kilise tarafından organize edilen “İçindeki Eşcinseli Yok Et” (orijinal isim: Pray the Gay Away) programından kaçışını anlatıyor. Eşcinselliğin ne kadar yıkıcı, kötü ve günah dolu olduğu ile ilgili vaazlarla karşı karşıya kalan genç, tamamiyle yabancılaşmış ve intihara yakın hissetmiş. Artık canına tak ettiğini düşünen genç adam, kaçış planı yapmış ve bir sabah güvenlik görevlisi olmayan bir kapıdan çıkarak ana yola gitmiş. Gözden kaybolana kadar yürüyen genç adam daha sonra babasını ve kardeşini aramış. Genç bireyi şaşırtan şey ise, babasının bu başarılı kaçışı ve fikirlerine olan bağlılığını takdir etmesi. Öte yandan, kamp görevlileri her ne kadar bu genci iğrenç ve cehenneme mahkum görse de, genç adamın hikayesi zaten bir cehennemden kaçışı anlatıyor.

29 yaşındaki Samuel Brinton, LGBT+ bireyler için tam bir ilham kaynağı. Brinton, henüz bir çocukken, başka bir oğlana olan duygularını açığa vurduğu gerekçesiyle babası tarafından istismar edilmiş. Bu olaydan sonra, annesi tarafından terapi merkezine yollanan Brinton’un yaşadıkları ise korku filmlerine konu olacak nitelikte. Brinton, öncelikle tüm eşcinsellerin AIDS olduğuna, hükümetin tüm eşcinselleri öldürdüğüne ve sıradakinin de kendisi olduğuna inandırılmış. Bu psikolojik baskının yanı sıra yetişkinliğinde de peşini bırakmayacak derece cani fiziksel acı yöntemleri de (elektroşok, sıcak bakırla yakılma, buzla dondurulma ) kullanılarak Brinton’da eşcinsel ilişki ve eşcinsel uyarılma duyguları acı ile özdeşleştirilmiş.

Şeytan çıkarma dendiğinde çoğumuzun aklına, sahip olunan bir genç kız vücudu, dönen kafalar gibi imgeler gelir. Ancak gerçekte bu tarz seanslar, yoğun ve içten yakarmalar ile eşcinsel doğmanın günahını tekrardan oluşsa da, durumu bireyler için daha az travmatik yapmıyor. Eşcinsel dönüşüm terapilerindeki şeytan çıkarma seansları, insan doğasına aykırı bu şeytanları dışarı çıkarmak için mahcup edici yollara başvurabilir. Peterson Toscano’nun keşfettiği gibi: Koyu bir Hristiyan olarak yetiştirilen Toscano’nun dini inancı, cinsel yönelimine karşı durunca sorunlar başlamış. Eşcinsel olmanın AİDS olmakla aynı anlama geldiği bir dönemde eşcinsel bir genç olmanın korkusuyla, inancı Toscano’yu “düzeltilmesi” gerektiğine ikna etmiş. Günah çıkarma ayinlerini andıran bu “tedavi” sürecinin bir bölümünde Toscano, eşcinsel birleşmelerini kaydetmiş ve en utanç verici olanlarını ailesiyle paylaşmış. Gerçek doğasını yok etmeye yaramayan bu “tedavi” sürecinden sonra Toscano uzun bir depresyon süreci geçirmiş.

Çoğu zaman, eşcinsel kimliklerini açığa vuran genç erkeklerin babalarıyla zayıf ilişkileri olması, kamp yetkililerinin avantaj olarak kullandığı bir durum. Eşcinsel dönüşüm kampında çalışan gizli bir muhabir, kamptaki çoğu erkeğin baba figüründen yoksun olduğunu ve bu bireylerden babalarıyla ilgili en travmatik, acı verici anıları düşünmelerini istendiğini söylüyor. Kamp liderleri bu bireyleri, babalarını ve baba figürlerini vahşice öldürebilecekleri roller yapmaya cesaretlendiriyor. Gizli bir kamp üyesi, bir arkadaşına sopa ve baba figürünü temsilen kum torbası verildiğini anlatıyor. Kamp liderleri, üyelerin hayali baba figürlerini öldüresiye kadar dövmesine izin veriyor. Kampın mantığı; baba figürüyle sorunu olmayanların, homoseksüellikle de alakası olmayacağı yönünde.

Yaşadıklarını Reddit üzerinden anlatan genç kızın erkek kardeşi, ablasının lezbiyen olduğunu anlamış. Genç kadın, ailesinin kendisini “aile danışmanlığına” yollayacağını düşünse de, ailesi onu “etinin ve kanının kaderinin cehennemde yanmak olduğu” sürekli tekrar edilen bir eşcinsel dönüşüm merkezine yollamış. Daha da kötüsü, ailesi evde tekrar yaşamasına izin vermeden önce onunla bir sözleşme imzalamayı bile teklif etmiş. Tüm bunlardan yorulan genç kız, sürekli kendisine baskı uygulayan ailesi ve yetkililerden kaçmak için bütün bir haftayı psikiyatri koğuşunda geçirme talebinde bulunmuş.

James Guay, Kaliforniya’nın oldukça koyu Hristiyan olan ve eşcinselliğin tecavüzle ve çocuk istismarıyla aynı seviyede görüldüğü bir bölgesinde yetiştirilmiş. Diğer erkeklere olan ilgisini fark ettikten sonra arzularıyla giriştiği savaş, onu kendini yaralama ve intihar eğilimlerine götürmüş. Ancak intihar da eşcinsellik kadar günah olduğundan, Guay kendi benliğini kabul etme ve cehennemde yanma ihtimali arasında sıkışıp kalmış. Guay’ın kendisine zarar verdiğini gören ebeveynleri onu bir terapi merkezine yollamış. Ancak terapi merkezine göre Guay’ın eşcinsel olmasının nedeni “ailesine dayanıyor”. Eşcinsel yöneliminin zorba bir anne ve mesafeli bir babaya dayandığını söyleyen kamp yetkilileri, Guay’ı çocukken fiziksel ve psikolojik istismara maruz kaldığına da inandırmış. “İstismar ve homoseksüellik” arasındaki zoraki bağ, eşcinsel karşıtı yetkililer arasında oldukça popüler bir teknik. Neyse ki, Guay’ın yaşadığı yerde bu tarz uygulamalar artık yasak.

Kaynak: The Richest