Sanatçının Bir Genç Adam Olarak Portresi adlı roman, İrlanda‘nın bağımsızlık sonrasını konu alır. Romanda İrlanda’nın Clongowes adlı şehrinde yaşayan Stephen Dedalus isimli on altı yaşında genç bir çocuğun milliyetçilik, dil ve din üçgeni çevresinde bireysel gelişimine tanıklık ederiz. Stephen Dedalus romanın kahramanı olmakla birlikte Joyce, bu ismi Yunan mitolojisinde ilk sanatçı olan Daedalus’tan almıştır.

Kitap, İletişim Yayınları tarafından basılmıştır. Asıl olarak Joyce’un ilk romanı olan Stephen Hero adıyla yazılmıştır, fakat yayıncılara kabul ettiremediği için Joyce aynı konuyu yeni baştan ele alıp geliştirerek, Sanatçının Bir Genç Adam Olarak Portresi olarak, 1916 yılında yeniden yayınlamıştır.

james-joyce-1

Dedalus, diğer çocuklara nazaran yaradılış olarak zayıf bir kişiliğe sahiptir. Etrafında kendini anlayabilecek insanlar neredeyse yok gibidir. Bu zayıf yaradılışı ve farklı düşünce dünyasından dolayı arkadaşları tarafından sürekli alaya alınan, tuzağa düşürülen, kalabalıklar içinde yalnız kalan, zamanla yersiz yurtsuzlaşan bir gençtir Dedalus.

İnsanların iki yüzlü davranışları ve dini çıkarlarına göre kullanmaları Dedalus’u, yaşadığı toplumdan uzaklaştırmıştır. Vatan, millet, din gibi duvarlarla örülü olan toplum, O’na ait olduğu kimliği bir türlü vermemektedir. Asıl tutkusu özgür bir sanatçı olmak iken toplum baskısından dolayı kimlik bunalımı yaşar ve mutabakata vararak geçici bir süre dinde arar çareyi, ama zamanla oraya da ait olmadığını anlar ve kendisine teklif edilen papazlık görevini reddeder. Çünkü bunları kendisine bir engel olarak görmekte ve kişiliğini kendi hür iradesiyle oluşturmak istemektedir. Bu yüzden sürekli toplum tarafından dışlanır.  Sonunda yalnızca kendine sığınır, çünkü bir sanatçıyı sanatçı yapan asıl şeyi yani özgür olması gerektiğini anlamıştır.

James Joyce, circa 1922
James Joyce, Circa 1922

“Ruh, ilk olarak o sana söylediğim anlarda doğar, dedi belirsiz bir sesle. Yavaş ve karanlık olur ruhun doğuşu, bedenin doğuşundan daha gizemlidir. Bu ülkede bir adamın ruhu doğunca uçmasını önlemek için ağlar atıyorlar üstüne. Sen bana ulusçuluğun, dilin, dinin sözünü ediyorsun. Bense bu ağlardan kaçmaya çalışacağım.”

Dedalus, zaman zaman toplumla arasında bir bağ kuramadığı için ölmeyi ister. Ama aslında yaşam dolu bir ruha sahiptir. Sürekli kendini arayış halindedir. Eserde bu durum bireyleşme süreci olarak kendini gösterir, ancak alıntıda da göreceğimiz üzere, bu bir tekilleşme sürecidir.

“Bana ne yapacağımı ve ne yapmayacağımı sordun. Ne yapacağımı ve ne yapmayacağımı anlatayım sana. İster evim, ister yurdum, ister kilisem olsun, inanmadığım şeye hizmet etmeyeceğim ve kendimi olabildiği kadar özgürce ve olabildiği kadar bütünlükle dile getireceğim bir hayat ya da sanat tarzı bulmaya çalışacağım, kendimi savunmak için de kullanmasını bildiğim silahları kullanacağım, sessizlik, sürgün ve kurnazlık.”

Romanın başlarında Stephen ismiyle özdeşleşen Dedalus zamanla gerçek tekilliğine yani Dedalus’a dönüşür. Bu oluşum sürecinde Dedalus’a papaz olma fırsatı sunulur fakat benliğini kaybetme riskine rağmen Dedalus, yeniden hayalini kurduğu  kimliğe ulaşmak için reddeder bu fırsatı. Bu reddedişle beraber sanatçı oluşa ilk gerçek adımını atar. Artık O, kalabalıktan sıyrılmış gerçek bir sanatçıdır.

Son kertede, kitap yoğun bir Hristiyanlık göndermesini içinde barındırıyor. Kitabı tam olarak kavramak için Hristiyanlığın geçmişten günümüze kadar olan süre içerisinde hangi aşamalardan geçtiğini bilmek gerekmektedir. Buna rağmen Joyce, roman kahramanı üzerinden batı dünyasının değerlerini yıkıp yeniden yaratılmasının temelini atmıştır. Joyce’un modern batı edebiyatının zorlu yazarlarından birisi olarak bize anlatmaya çalıştığı pek çok şey bulunmaktadır. Aynı zamanda kitabın otobiyografik bir yanının da olduğunu düşünürsek, Joyce’un gençliğinden de izler bulmak ve kendi içsel hesaplaşması olarak da okumak mümkün görünüyor.

İyi okumalar…