1994 yılında meydana gelen Ruanda Soykırımı 800,000 insanın hayatını kaybetmesine sebep oldu. Bu soykırıma çeşitli sebeplerden ötürü dünya sessiz kaldı, soykırım olarak nitelendirmedi. İlk etapta soykırım olarak adlandırılmasa da katliam sayısı, insan hakları ihlalleri, acı doruk noktaya ulaştı.

Soykırım öncesi Ruanda

1916 yılında Belçikalılar Ruanda yönetimini ele geçirdiler ve I. Dünya Savaşı sonrasında Ruanda Belçikalıların mandası haline geldi. Belçikalılar Ruanda’daki insanları burun yapıları, göz ölçüleri gibi anatomik farklılıklarını göz önünde bulundurarak ve kimlik kartları oluşturarak toplumu Hutu ve Tutsi ırkları olmak üzere ikiye ayırdılar.

Aslında Tutsiler ve Hutular arasındaki kutuplaşma sömürgecilik dönemlerinden önce başlamıştı. Tutsi kralı Rwabugiri’nin uyguladığı politikalar Tutsilerle Hutular arasındaki etnik farklılaşmayı arttırmıştı fakat Belçika’nın uygulamalarıyla bu kutuplaşma daha da arttı. İddialara göre Tutsiler Kafkasyalılara daha çok benziyorlardı. Bu sebeple Belçikalılar Tutsileri destekleyerek yönetimi onlara verdiler. Hutulara ise “yönetilmeyi hak eden siyahi insanlar” mantığıyla davranıldı. Tutsiler daha çok eğitim olanağı bulurken, Hutular bu tarz olanaklardan Tutsiler kadar yararlanamadı ve daha zor işlerde çalıştırıldılar. Ülkedeki Hutu sayısı ise nüfusun neredeyse yüzde 90’ı kadardı. Bu gerçeklik gelecekte ülkenin dengelerinin değişmesini kolaylaştırdı.

20. yüzyıl ortalarında Belçika’nın Ruanda üzerindeki kontrolünü çekmesinden sonra Hutular siyasi güç elde ettiler ve yine nüfusun büyük bölümünü Hutular oluşturduğu için iktidara bir Hutunun gelmesi kaçınılmaz oldu. İktidara Hutu olan Grégoire Kayibanda geldi. Bu sefer işler tersine döndü ve devlet Tutsilere ikinci vatandaş muamelesi yapmaya başladı ve bazı çatışmalar meydana geldi. 20,000 Tutsi hayatını kaybetti ve 300,000 Tutsi sınırdışı edildi. Uganda’ya sürülen Tutsiler burada “Ruanda Vatansever Cephesi”ni kurdular.

1973 yılında ise ılım bir Hutu olan Juvénal Habyarimana askeri darbeyle iktidara geldi. Siyasal gücü eline alan Habyarimana tüm partileri yasakladı ve gücünü konsolide etti. Her 5 yılda bir %99 oy ile tekrar başkan seçildi. Uganda’da yapılanan Ruanda Vatansever Cephesiyle Habyarimana arasında çatışmalar oldu. Sonuç olarak Habyarimana Tutsilerle barış masasına oturdu. Anlaşmalarına göre Tutsiler ülke yönetimine katılacak ve onlar da söz sahibi olacaklardı. Fakat 1994 yılında Başkan Habyarimana’nın uçağı vuruldu ve Habyarimana öldü. Bu olay soykırımı başlatan olay olarak tarihte yerini aldı. Bir gün sonra ülkede başlayan olaylarda 10 Belçikalı Birleşmiş Milletler askeri öldü ve sonrasında 2,500 kişilik Birleşmiş Milletler barış koruma gücü ülkeden geri çekildi.

Soykırım

Kahve ve çay Ruanda’nın ana ihracat mallarındandı. 1989 yılındaki uluslararası kahve fiyatındaki düşüş zaten kırılgan olan Ruanda ekonomisini derinden etkiledi. Bunun yanında ülkede kuraklık ve gıda sıkıntısı yaşandı. Ruanda’ya para desteğinde bulunan devletler ise Ruanda’ya tasarruf politikası uygulatmak istediler. Bu istek devletin halka sağladı sosyal hizmetlerde kesintiye yol açtı. Soykırım öncesi yakın yıllarda tüm bu sebeplerden ötürü halk zaten çok kızgın ve memnuniyetsiz bir karaktere bürünmüştü. Habyarimana’nın uçağının düşürülmesinden sonra ise soykırım patlak verdi.

1994 Nisanında başlayan soykırımda Interahamwe (birlikte çalışanlar) denilen aşırı uç Hutu grubu 800,000 Tutsi ve ılımlı Hutuyu yüz gün içerisinde öldürdü. Soykırımı gerçekleştirenler arasında jandarmalar gibi hükümet çalışanları da vardı. Yani soykırım devlet destekliydi. Soykırımda radyo büyük rol oynadı çünkü radyolar Hutuları galeyana getirici yayınlar yapıyor ve öldürmeye teşvik ediyordu. “Mezarlar henüz dolu değil” söylemi radyodan yayınlanan sloganlardan biriydi. Soykırımda Tutsi ve ılımlı Hutulara işkenceler yapıldı. Canlı olarak yakılanlar, aile bireylerini kendi elleriyle öldürmesi için zorlananlar, canlı olarak lağım çukurlarına veya toprağa gömülenler, çok sayıda tecavüze uğrayan kadın oldu.

Tecavüzlerden dolayı ülkede AIDS’li kadın sayısı arttı. Soykırım sırasında öldürme işlemi büyük oranda palalarla gerçekleştirildi çünkü ateşli silahlar için gereken cephaneyi sürekli bulmak kolay bir şey değildi. Silah daha çok karşı koyacak veya kaçacak durumda olanları öldürmek için kullanıldı. Geçmişte Belçikalıların hayata soktuğu kimlik kartları ise soykırım sırasında kimlerin Tutsi olduğunu belirlemede kolaylık sağladı.

Soykırım sonrası yargılama süreci

Soykırım Paul Kagame’nin (2000 yılından bugüne Ruanda başkanı olarak görevini sürdürmektedir) liderlik ettiği Ruanda Vatansever Cephesi’nin ülkede kontrolü ele almasıyla sona erdi ve ülke kaos ortamından biraz olsun kurtuldu. 120,000 kişi soykırıma katıldığı gerekçesiyle alıkonuldu. Sayının bu kadar fazla olması sebebiyle yargılama üç aşamalı olarak gerçekleştirildi. İlk olarak Birleşmiş Milletler tarafından kurulan Uluslararası Ceza Mahkemesi, ikinci olarak ulusal mahkeme sistemi ve üçüncü olarak ise ‘gacaca’ adı verilen topluluk mahkemelerinde yargılamalar gerçekleşti. Ülkenin içinde kurulan açık havadaki topluluk mahkemelerinde yargılanan insanların, suçlarından dolayı pişman olan ve tövbe edenlerinin bir kısmı ufak cezalar, bir kısmı sosyal hizmet cezaları, bir kısmı ise hiç ceza almadı.

Soykırım sonrasında Ruanda’nın suçluları yargılamak için kurulacak olan Anayasa Mahkemesi ve suçluların gönderilmesi için gereken yeni hapishaneler kurmaya yeterli parası yoktu. Bu sebeple mahkemeyi kurmak ve yeterli miktarda hapishane açmak için Birleşmiş Milletler’den para almak zorunda kaldı.

1994 yılında gerçekleşen Ruanda soykırımı ilk yıllarda yeteri kadar dikkati üzerine çekemedi. Popüler medya 800,000 kişinin hayatını kaybettiği bu soykırımı bir kabile çatışması olarak lanse etti. Etnik olarak insanları etiketlemek ve aralarında bir çatışma olduğunu söylemek soykırımın arkasındaki esas sebepleri ilk zamanlarda gizledi.

Kaynakça

Cooke, J. G. (2011). Assessing Risks to Stability. Center For Strategic & International Studies, 1-20.
http://www.history.com. THE RWANDAN GENOCIDE. Ekim 5, 2017 tarihinde http://www.history.com/topics/rwandan-genocide. adresinden alındı
Rosenberg, J. (2017, April 20). The Rwandan Genocide. https://www.thoughtco.com/the-rwandan-genocide-1779931: https://www.thoughtco.com/the-rwandan-genocide-1779931 adresinden alındı
Sellström, T., & Wohlgemuth, L. The International Response to Conflict and Genocide: Lessons from the Rwanda Experience. 5-90.
The United Nations. (2012, 3). The Justice and Reconciliation Process in Rwanda. http://www.un.org/en/preventgenocide/rwanda/pdf/bgjustice.pdf. adresinden alındı
Werwimp, P. (2006). Machetes and Firearms: The Organization of Massacres in Rwanda. Journal of Peace Research, 43(1), 5-22.