Demokratik toplumsal haklarımızın her gün baskılandığı, sekteye uğradığı, engellendiği bir ülkede, çalışma hakkı, barınma hakkı, özgürlüğü, güvenliği ve hatta yaşama hakkı her gün elinden alınan kadın ve LGBTİ+ bireyler olarak, hak ve özgürlüklerimizin tamamen kaybolmasına neden olacak anayasa ve rejim değişikliği dayatmasına HAYIR diyoruz.

Meclisten geçirilmeye çalışılıp başarılamayan tecavüz yasalarının, ‘boşanmaları engelleme’ adı altında baskı, şiddet ve tacizi meşrulaştıran yasaların tek bir kişinin iradesine bırakılarak hayatlarımıza yasalar halinde zincirler vurmasına HAYIR diyoruz.

Çocukların evlendirilmesinin, tecavüzcülerin aklanmasının, kadına ve LGBTİ+ bireylere karşı sistematik ve politik şiddet, taciz ve katliamların süregelmesinin, faillerin cezasız kalmasının ve hatta bu durumun devamlılığının yasalarla korunma altına alınmasının karşısında durabilmek için HAYIR diyoruz.

Son 15 yıllık AKP iktidarı boyunca 14 bin kadın cinayeti gerçekleşti. Kadına karşı şiddet yüzde 1400 arttı. Cinsel taciz vakaları yüzde 450; çocuklara yönelik cinsel istismar yüzde 430 artış gösterdi. AKP iktidarı boyunca kadınlar ve LGBTİ+ hiç olmadığı kadar şiddet gördü, katledildi, yok sayıldı. Şimdi hayatlarımız için HAYIR diyoruz.

Trans ve natrans kadınların ne zaman nerde nasıl davranacaklarına, hangi işlerde çalışacaklarına, çalışıp çalışmayacaklarına, gülüp gülmeyeceklerine, gülerlerse nasıl güleceklerine, ne giyip ne giymeyeceklerine, hangi saatlerde sokakta olabileceklerine, çocuk yapıp yapmayacaklarına hatta kaç çocuk yapacaklarına, hamile kadınların kendi bedenleri üzerindeki haklarına, LGBTİ+ bireylerin ilişkilerine, evliliklerine, yaşam tarzlarına ve hatta varolup olmayacaklarına tamamen kendi çağ dışı zihniyetleri doğrultusunda karar verme hakkını kendinde gören eril zihniyetin eline, bizler hakkındaki tüm bu kararlarını tek başlarına uygulamaya geçirme yetkisi vermemek için HAYIR diyoruz.

Tarih boyunca otoriter ve baskıcı rejimlerden en çok zarar görenler kadınlar olmuşlardır. Bu durum anayasa ile tüm yetkilerin tek bir kişide toplanmasıyla yine tekrar edecektir. Mevcut durumda bile her gün her dakika toplumsal cinsiyet baskısıyla, tacizle, şiddetle boğuşan tüm kadın ve LGBTİ+ bireyler, bu baskı ve şiddeti daha yoğun yaşayacak, eril zihniyetin sınırsız yetkilerle hüküm sürmesini, üzerlerinde bir balyoz gibi hissedeceklerdir. Şu anda bile gerek sivil toplum kuruluşlarının, gerek gazetecilerin, gerek kadın siyasetçilerin maruz kaldığı baskılar mevcut ve gelecek toplumsal baskıların bir yansımasıdır. Uygar ve demokratik toplumlarda böyle büyük bir anayasa değişikliğinin halkın bağımsız örgütlenmeleri olan sivil toplum kuruluşlarından bağımsız tartışılamayacağını buradan meclise de hatırlatıyoruz. Ve soruyoruz: Her birimizin en temel hak ve özgürlükleri üzerinde bu kadar geniş kapsamlı bir irade değişikliği üzerinde nasıl oluyor da STK’ları ve bu STK’ların temsil ettiği toplumsal kimlikleri dışlayarak karar alabiliyorsunuz? Söz hakkımızın salt sandığa indirgendiği bu dayatmaya HAYIR diyoruz.

Özgürlük, eşitlik ve adalet; tek bir insanın inisiyatifine terk edilemeyecek kadar önemli haklardır ve trans/natrans tüm kadınlar bu hakları için mücadele etmeli, bu hakları ve kendi kaderlerini eril zihniyetlerin insafına bırakmamalıdır. Mevcut siyasal iktidarın kadına ve LGBTİ+ bireylere karşı bakışı 15 yıldır değişmeden erilliğini sürdürmüş ve bunu her fırsatta sözleri ve eylemleriyle göstermiştir. Bu eril iktidar söylemlerinin toplumsal dışavurumu, gerek trans gerek natrans kadınların sistematik olarak hedef gösterilmeleri, şiddete, taciz ve tecavüze ve katliamlara maruz kalmaları şeklinde tezahür etmektedir. Bugün anayasa değişikliğinin kabulü halinde ‘ucu bana dokunmaz’ diye düşünen kadınlarımızın da, yarın bir başkasının tek kişilik iktidarında şimdiden öngörülemeyecek sonuçlar yaşayabileceklerini ve tarih önünde sorumlu olacaklarını hatırlatmak istiyoruz.

Aydınlık bir ülkede, huzur, güven ve barış içerisinde yaşamak tüm insanların hakkıdır ve bu hak hiçbir ‘tek adam’ rejimine devredilemeyecek kadar elzemdir. Bizler Feminizm Derneği, İnsanca Yaşam ve Demokratik Toplum Derneği, İstanbul LGBTİ Dayanışma Derneği ve Sosyalist Emekçiler Partisi mensubu kadınlar olarak kadın, erkek, LGBTİ+ ayırmaksızın tüm gücümüzle bu hakkımıza sahip çıkmak için HAYIR diyoruz!

Bizler farklı inançlardan, farklı etnik kimliklerden, dinlerden, farklı cinsel yönelimlerden, farklı siyasetlerden, kadın örgütlerinden, farklı şehirlerden belki de bugünün en büyük aciliyetlerinden olan iki hecelik bir kelimenin etrafında birleşmiş kadınlarız. Daha iyi bir yaşam için birbirine umut bağlayan kadınlarız. Milyon yıllık insanlık tarihinde var olma mücadelesinin her türlüsünü yaşayan kadınların bir ardılıyız. Tarih akıp gitti ancak biz kadınların kız kardeşlerimizden devraldığımız umut, direniş ve mücadele geleneğimiz hiç değişmedi. Değişmeyecek.

Bugünse Kadınlar olarak özgürlüğümüzün, özne olmamızın yolunu tıkayacak, kazanımlarımızı yok sayacak ” Ohale” de “Anayasaya da”, “Referanduma da” hayır demek için politik bir özne olarak buradayız. Dişimizle, tırnağımızla, bin bir emek ve mücadeleyle elde ettiğimiz kazanımlara el konmasın, hayatlarımız bir adamın iki dudağı arasında olmasın tek adam rejimine HAYIR diyelim diye buradayız.

Biz kadınlar bugün referandumda başkanlığa HAYIR! diyoruz. Çünkü biliyoruz, görüyoruz, yaşıyoruz. Geldiğimiz noktada kazanımlarımıza, emeğimize, tarihimize anayasayı
değiştirerek el konulması girişimiyle karşı karşıya olduğumuzun farkındayız. Bu farkındalıkla HAYIR diyoruz. Başkanlık sisteminin ne anlama geldiğini biliyoruz.

Yasamanın, yürütmenin yargının tek adamın elinde toplanmasının siyasetin erkek yapısını nasıl besleyeceğini ve hayatlarımızı nasıl tehdit edeceğiniz biliyoruz. Bizler biliyoruz’ ki Ohal’de, Anayasada ve hayata geçirmeyi planladıkları tüm politikalarında toplumun erkek egemen yapısını, cinsiyetçi önceliklerini baştan aşağı dönüştürmeyi hedefliyorlar. Bunun için, bizim irademizi ipotek altına alacak, bizi siyasetin nesneleri haline getirecek cinsiyetçi politikalara karşı “HAYIR” diyoruz.

Bugün “Hayır” sözünü yükseltmenin bilinci ve zorunluluğuyla buradayız. Çünkü bizi kapıda bekleyen tehlikenin farkındayız. Biz kadınlar bu tehlikenin ayak seslerini uzun zamandır duyuyoruz. OHAL denilerek kapattıkları kadın derneklerimizden, saldırdıkları kadın medyalarımızdan, kadın siyasetçilerin tutuklanmasından, kadın temelli yerel yönetim alanlarına saldırılmasından, KHK’larla ihraç edilen, emekleri hiçe sayılan kadınlardan okuyoruz bugün bize başkanlık anlatan zihniyetin alt metnini. Son süreçte kat be kat artan taciz, tecavüz, kadına yönelik şiddet vakalarından, yine aynı şekilde artan kadın cinayetlerinden, trans cinayetlerinden, artan homofobi ve transfobiden biliyoruz bu sürecin biz kadınlar için ne anlama geldiğini.

Ancak bugün Hayır Diyen Kadınların bildiği ve güvendiği bir şey daha var. Biz kadınlar bir araya geldiğimizde önümüzde hiçbir güç duramaz. Biz kadınlar mücadele tarihimiz boyunca ağır saldırılar gördük, bugünde ağır saldırılar yaşıyoruz. Pes etmedik, vazgeçmedik.

Kürtaj yasası dediler; HAYIR dedik. Sokaklara aktık, bedenimiz bizimdir dedik.

Ağır tahrik indirimleri dediler. HAYIR dedik, erkek şiddetini görünür kılıp tahrik indirimlerini gerilettik.

Tecavüz yasası dediler; HAYIR dedik, binlerce kadın meydanları doldurduk, o yasa o meclisten geçmeyecek dedik ve o yasayı meclisten geçirtmedik.

OHAL dediler; HAYIR dedik. Ohalde de, her halde de direniriz dedik, kadın dayanışmasıyla ördük mücadelemizi.

Ve bugün tüm deneyimlerimizi önümüze koyduğumuzda kadınların birleşerek, dayanışmayla söylediği “HAYIR” lara olan güvenimizle bir kez daha olanca gücümüzle HAYIR diyoruz!