Kuzey Ormanları Savunması, “Hafriyat Kamyonu Terörü“ne karşı bir basın açıklaması yaptı.

Açıklamaya, TMMOB Şehir Plancıları Odası İstanbul Şubesi Yönetim Kurulu üyesi Ayşe Yıkıcı, Yıldız Teknik Üniversitesi İnşaat Fakültesi Dekan Yardımcılığı ve İnşaat Bölümü Bölüm Başkanlığı yapmış olan ulaşım uzmanı Prof. Dr. Zerrin Bayrakdar, İBB Meclis Üyesi Tarık Balyalı, ve Kadıköy’de bir hafriyat kamyonun ezdiği Şule İdil Dere’nin annesi Nesrin Aslan katıldı.

Bayrakdar, “İstanbul toptan şantiye oldu, inşaatlarda denetim yok” dedi.

Basın toplantısında, Kuzey Ormanları ve İstanbul’un, inşaat piyasası altındaki hafriyat kamyonu ve beton mikserleri tarafından tarumar edildiği veriler ile anlatıldı. Onlarca canlıyı ezerek aramızdan alan, yüzlercesini sakat bırakan bu terörün, kesilip ve kaldırılan ormanın toprağı üzerine tonlarca beton döktüğünü, inşaat atıkları ile ormanı çöplüğe çevirdiği, içerisindeki gölleri kuruttuğu aktarıldı.

Şule İdil Dere’nin annesi Nesrin Aslan, “Parkta yürüyen çocuğu hafriyat kamyonu nasıl ezer? Kızım bebekliğinden beri oynadığı parkta ezildi… Tüm belediye ve devlet sorumludur, bu cinayetten. Yaptıklarını anlatırken 30 kişiyi öldürdük de desinler” diye ifade etti.

Prof. Dr. Zerrin Bayrakdar, “İstanbul toptan şantiye oldu, inşaatlarda denetim yok” diyerek özetledi.

İBB Meclis Üyesi Tarık Balyalı, “2013 yılından bu yana Arnavutköy, Eyüp, Silivri, Şile, Beykoz, Çekmeköy ve Sarıyer ilçelerimizde milyonlarca metrekarelik bir alan ‘Hafriyat Alanı’ haline gelmiştir. Hafriyat alanları sadece karada değil, yapılan dolgular vasıtasıyla denizde de oluşturulmuştur.

Yenikapı ve Maltepe miting alanlarından sonra Pendik’in açıklarına yapılacak “yapay adalar” projesi de yeni bir hafriyat alanı olarak karşımıza çıkmaktadır” şeklinde giriş yaparken, bu ilçelerde 15.794.775,27 metrekarelik alanın “hafriyat alanı” olarak kullanıma açıldığından bahsetti. 

Balyalı, “Bu hafriyatın bir kısmı 3. Havalimanı ve Kuzey Marmara Otoyolundan getirilmekle birlikte, diğer kısmı da İstanbul içerisinde devam eden imar ve inşaat çalışmalarından gelmektedir. Bu kadar büyük bir hafriyatın atılabilmesi için hafriyat kamyonlarının İstanbul içerisine milyonlarca sefer yapması gerekmektedir. Bir kamyon ortalama olarak 13 metreküp hafriyat atığı aldığına göre İstanbul’un çeşitli noktalarından hafriyat alanlarına son 4 yılda en az 11.500.000 hafriyat kamyonu seferi yapılmış olmaktadır. Yine bu alanlara atılacak hafriyat atığından oluşan rantsa en az 2 milyar liradır. Bu kadar büyük bir pastadan pay kapmak isteyenlerde kanun kural tanımadan, insan hayatını hiçe sayarak çalışmaya devam etmektedirler” diye ifade ederken; İBB Meclisi’ne taşıdıklarını ancak cevap alamadıklarını söyledi. Hatta sektörün temsicileri bile kendi soruları ve sorunlarıyla alakalı, İBB Yönetimi’nin yeterli görüşme imkanları bulamadıklarını anlattı. 

Kuzey Ormanları Savunması’ndan “Hafriyat Kamyonu Terörü”

“Rüşvet veren şirket yetkilileri başta olmak üzere tüm sorumlular yargılanmalı”

Son bir yılda hafriyat kamyonlarının neden olduğu kazalarda hayatını kaybedenlerinin sayısının 25 olduğu belirtildi. Kuzey Ormanları Savunması‘nın yaptığı açıklamalarda şunlara değinildi:

  • “Rüşvet veren şirket yetkilileri başta olmak üzere tüm sorumlular yargılanmalıdır.
  • Sorunun ana kaynaklarından biri olan ve şoförleri potansiyel katil haline getiren sefer başına ücretlendirme sistemine son verilmelidir. Günlük toplam hafriyat tonajının sınırlandırılmasına dayalı olarak yeniden planlanmalıdır.  
  • Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından yönetmelikler halk sağlığı ve can güvenliği gözetilerek yeniden düzenlenmelidir. Çevre kirliliğinin önlemesine yönelik önlemlerin sürekli kontrolü sağlanmalıdır.
  • İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin hazırlamakla yükümlü olduğu “hafriyat toprağı, inşaat/yıkıntı atıkları ile doğal afet atıklarının toplanması, geçici biriktirilmesi, taşınması, geri kazanılması ve bertarafı ile ilgili yönetim planı”  kamuya açık olarak yayınlanmalıdır.
  • Kamyonların üzerine branda örtülmesi gibi basit önlemlerin dahi alınmadığı ortada iken mevcut yönetmelik ve kurallara uyulmasının etkin denetimi sağlanmalıdır.
  • Kamyonların yasak olan güzergâhlarda ve saatlerde çalışması engellenmelidir. 2007 yılında alınan UKOME kararı ile “Araç Takip Sistemi”nin zorunlu hale getirilmesine karar verilmiş olmasına karşın bir halen bir takip sistemi kurulmamıştır.  Etkin denetimin sağlanabilmesi için Elektronik Araç Takip Sistemi kurulmalıdır.
  • İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından, kamu yararına olan acil iş ve proje kapsamında 24 saat izin verilen projelerin listesi kamuoyu ile paylaşılmalıdır. Kamu denetiminin sağlanabilmesi için UKOME kararları ile belirlenen güzergâhlar ile yasaklanan güzergâhlara ilişkin haritalar kamuoyuyla paylaşılmalı, yollara uyarıcı tabelalar koyulmalıdır.
  • Yaşlı, engelli ve çocukların bulunduğu kent içi yollarda, görüş açısı kısıtlı ağır tonajlı araçların kontrolsüz hareketleri kazaların ana sebebidir. Sokaklara ağır tonajlı araçların girmesi kesinlikle yasaklanmalıdır. Kent içi yollarda araçların şantiye giriş ve çıkışlarında kontrol sağlanmalı ve yaya ile karşılaşması muhtemel güzergah boyunca eskort eşliğinde hareket etmeleri sağlanmalıdır.”