59 mercan türüne ev sahipliği yapan Marmara Denizi her geçen gün daha fazla kirleniyor. Başta mercanlar olmak üzere birçok canlının ölümüne sebep olan bu kirliliğin önemli sebebi ise Yassıada’da uzun süre devam eden ve son bulan ve Sivriada’da ise süren inşaatlar. Sivriada’da mahkeme kararıyla durdurulmuş olmasına rağmen inşaatın devam etmesi ise ayrıca dikkat çeken bir ayrıntı. Yetkililerin gözlerini ve kulaklarını kapattığı bu çevre katliamına karşı, bilim insanları ve yaşam savunucuları harekete geçti.

Adalar Denizle Yaşam ve Spor Kulübü Derneği’nin (ADYSK), bilim insanlarıyla beraber geliştirdiği “ADAMER Projesi” mercanlar için umut ışığı oldu. Marmara’daki canlılığı koruyabilmek ve ekosistemin bozulmasını engelleyebilmek için verilen mücadeleyle mercanlar; Sivriada’dan Büyükada’nın arkasındaki Balıkçı Adası’na (Neandros) taşınıyor. Özel yöntemlerle taşınan mercanlar yeni yaşam alanlarında hayata tutundu. Projenin beklenenden daha başarılı olması yaşam savunucularını sevince boğdu.

ÖZEL BİR YAPIŞTIRICI KULLANILDI

İstanbul Üniversitesi Su Bilimleri Fakültesi Deniz Biyolojisi Anabilim Dalı’ndan Öğretim Üyesi Dr. Nur Eda Topçu Eryalçın mercanların nakledilme hikâyesini şöyle anlattı: “İspanya’da nakil yapan ekiple fikir alışverişi yaptıktan sonra mercanları nakledeceğimiz bölgeyi belirledik. Dalgıçlar ortalama 20-25 metre derinlikte bulunan mercan kolonilerinden parçalar alarak kavanozlara yerleştirdi. Mercanları Balıkçı Adası’nda bulunan bir bölgede kaya yüzeyine özel bir yapıştırıcıyla yerleştirdik.”
Marmara Denizi’nde dalış yaparak nakledilen mercanları kontrol eden Serco Eksiyan da “Nakledilen mercanların durumu gayet iyi görünüyor. Çektiğimiz görüntüleri ve topladığımız verileri üniversitelere yollayacağız” dedi.

Adalar Denizle Yaşam ve Spor Kulübü Derneği’nin (ADYSK) çalışmaları mercanlara hayat verdi.

TÜRKİYE’DE BİR İLK

Türkiye’de ilk kez mercan nakli gerçekleştirildiğini söyleyen proje başkanı Volkan Narcı ise nakil sonrasında rutin kontrol işlemi uyguladıklarını söyledi. Narcı şöyle konuştu: “Şu ana kadar 90 mercandan parça alarak taşıdık. Ayda bir kere mercanları kontrole gidiyoruz. Üzerinde bakteri olup olmadığına bakıyoruz. Ölçülerini alıp fotoğraflarını çekiyoruz. Topladığımız verileri daha sonra üniversiteye yolluyoruz. Onlar da değerlendirme yapıyor.”

Narcı ayrıca, naklin yapıldığı Balıkçı Adası için de “koruma altına alınması için” başvurularda bulunduklarını da söyledi. Tabiat Varlıklarını Koruma Genel Müdürlüğü’ne adanın korunmasıyla ilgili başvuru yaptıklarını ve kararın alınması için bir heyetin toplanacağını sözlerine ekleyen Narcı şöyle devam etti: “Burası, Gökova, Kekova, Gökçeada’dan sonra yeni bir sualtı koruma alanı olabilir. Öte yandan İstanbul’un ilk ve tek su altı koruma bölgesi olabilir. Bunu tüm ekosistem için önemsiyoruz.

Alıntı: BirGün