Okuma süresi: 5 dakika

İnsanların doğayı, erkeklerin de  kadınları sürekli baskı altında tutmak istediği bir dünyada yaşıyoruz. Matruşka misali birbirinin içine geçmiş olan böyle bir durum için hangisi daha kötüdür sorusunun yanıtı nedir sizce? Sorunun içinde “böyle bir durum için” nitelemesini açmak gerekiyor belki de ilkin. Aslında gayet net; doğa, hayvanlar ve kadınlar katlediliyor. Dolayısıyla sorunun cevabı “hepsi de” oluyor ve  birbirinden daha dehşet verici ve kötünün de kötüsü halleriyle karşımıza dikiliyor. Geldiğimiz noktada üzerinde durmamız gereken, altını çizmemiz gereken, olup bitenler karşısında içinden cımbızla çekmemiz gereken çok nokta var. Doğaya; suya, havaya, ağaçlara ve hayvanlara; insanlara, özellikle kadınlara ve çocuklara neler yapıyoruz? Neyiz biz? İnsan görünümünde aslında ehlileştirilmemiş ve bilinenin tam aksine asla evcil olamayan hayvanlar mıyız? Üstelik kendi kusurlarını görmeksizin hayvanları evcilleştirmeye çalışan hayvanlar olabilir miyiz, kendi kusurlarını kapatmaya çalışmanın en legal yolu olarak!!! Neyiz biz? Ya da herkesi böyle bir sorunun içene katmaksızın; ne adam ne hayvan, çoğunluğu elinde bulunduranlar; kim bunlar?

Carol J. Adams’ın Ne Adam Ne Hayvan kitabı kapağından, içeriğine, odağa aldığı konudan; Feminizm ve Hayvanların Savunulması alt başlığına, içinde yaşadığımız yerküreyi nasıl bir hale getirdiğimizin aynadaki yansıması gibi. Yine Ayrıntı Yayınları tarafından yayımlanan Etin Cinsel Politikası’nı da unutmamamız ve her iki kitabı birlikte ele almamız gerekir. Birikim Dergisi aracılığı ile hayvan hakları savunucusu olan, aynı zamanda feminist aktivist olan Carol J. Adams makalelerini, söyleşilerini okumaktaydık evet, fakat işte nihayet kendisi dünya literatürüne giren kitaplarıyla da kitaplıklarımıza girmiş durumda. Dünya Carol J. Adams’ı 90’lı yılların başından beri özellikle kadınların ve insan dışı varlıkların (özellikle hayvanların) aşağılanmaları, aile içi şiddet ve cinsel istismar konuları ile ilgili söylediği sözler, makaleleri ve nihayet bu konularla ilgili yazdığı kitaplarla tanımakta. Yani tamamı insan eliyle, aklıyla gerçekleşen fakat açığa çıkmasının veya konuşulmasının asla  istenmediği (veya istendiği; avlanan insanların avladıkları hayvanın başında poz vermeleri, etle yapılan şovlar, işlediği kadın cinayetinden hiçbir şekilde suçluluk duymamak) dehşet verici kötülüklerin neden kaynaklandığı, daha da önemlisi tüm insani doğrular karşısında nasıl yapılmaya devam ettiği üzerine yazılmış detaylı metinler ile karşı karşıyayız.  

Kitap kapağından itibaren; -ince, dişi insan vücudunda bir inek kafası (Denise Webb, “Eating Well” The New York Times-1991)- rahatsız edici detaylar okuyacağımızın delaleti olarak bizlere gözünü dikip bakmakta. Hayvanların dört ayaklı olmalarının aksine iki ayağının üzerinde bizlere bakan, inek kafası yerleştirilmiş bu dişi insan vücudu bizleri vejetaryen yapabilir mi? Daha da önemlisi neden dişi beden? Kitabın adı Ne Adam Ne Hayvan değil mi? Başlıyoruz efendim. Buyurun.

Doğa, Hayvan ve insanın Erk Kibri

Biz insanlar, insan olmayan canlıları nasıl temsil ediyoruz? Bu soruya vereceğimiz yanıtlar bizleri (insanları) temsil eden, düşüncelerimizi ve yaşayışımızı temsil eden cevaplar olmaktan ziyade dünyayı ne hale getirdiğimizin de yanıtı olarak karşımızda belirmekte. Umurumuzda mı? Yani dünyayı ne hale getirdiğimiz! Yerküredeki yaşamın, hayatın akışının insan eliyle ataerkil kodlar üzerine kurgulandığı, sistem çarklarının değiştirilemez şekilde bu sistem üzerinden işletildiği düzende  doğa, hayvanlar, tüm diğer canlılar ne haldeler ve onlara neler yapıyoruz soruları cevabını çok iyi bildiğimiz meseleler bütünü aslında.  

Carol J. Adams, Ne Adam Ne Hayvan kitabını yazma sürecini anlatmaya başlıyor ilkin. 1970’li yılların başlarında feminizm ve vejetaryenlik üzerine düşünüp, vejetaryen olmaya karar verirken konular üzerindeki ataerkil ahlak değerleri ve et tüketimi arasında bağlantılar olduğunu fark eder ve on beş yıllık süreç sonrasında ilk olarak Etin Cinsel Politikası, ardından da Ne Adam Ne Hayvan kitapları gelir. Aslında süreç “yok olan anneler”; dişi hayvanlar (doğum yapan hayvanların sütünün kesilme sürecinde süt üretimine nasıl devam edildiği)  ve kadınların hamilelik süreçleri (acı veren, talepkar, karmaşık ve kutsallaştırılarak sömürülen) etrafında gelişen olaylar sonucunda cereyan etmeye başlar. Carol J. Adams yaşamı niteler gibi gözüken fakat aslında “yok eden” hayvan ve insan açısından yok olunan annelik ve yaşam konularından start alarak kürtaj, hayvanları yemek, beyaz ayrıcalığı (ırkçılık) ekofeminizm konuları üzerine derinlemesine düşünüp, araştırmalar yapıp, yazmaya başlar.

Ne Adam Ne Hayvan, üç ana bölümden oluşmakta. İlk bölüm başlığı Kibirli Gözün İncelenmesi; hayvanları yemek, hayvan deneyleri, kürtaj ve hayvan hakları, siyasetin nasıl işlediği. İkinci bölüm başlığı Feminist Kuramın Dönüştürülmesi; ekofeminizm, feminist hayvan trafiği, striptiz yapan bir şempanze. Üçüncü bölüm başlığı Sefaletten Zarafete; barışı eve getirmek, zarafetten beslenmek, hayvansal teoloji.  Bölüm başlıklarına baktığımızda çığırından çıkan bir düzen anlatılmak yerine (bunu zaten düzen sağlayıcılar olarak çok iyi biliyoruz) derinde olup biteni anlamaya ve aktarmaya çalışan, bunu yaparken sırtını pozitif bilimlere yaslayan ve çözümlere işaret eden konu odakları görüyoruz.

Carol J. Adams bölüm başlıklarını da göz önünde bulundurarak konu ile ilgili şu kapsayıcı tespitte bulunur: “Bir noktada insanlar kendilerini hayvan olarak görmeyi bıraktı. Bu da tartışmanın ataerkil bir çerçeveye oturtulması sonucunda gerçekleşti. İlerici feminist tepki, bu tarz gerici ikilikleri ortaya kaldırmaya yöneliktir.”

Feminist vejetaryenliğin özellikle son yirmi yılda (Son otuz yıl hatta) geçirdiği evrim ataerkil düzene rağmen mücadelesine devam ediyor.  Hem yakın hem de yerleşik şiddet çeşitleriyle hayvan, doğa, insan –fakat en çok da kadın, dişi beden- üzerinden yüzleşiyoruz. Erk kibri ise yüzleşmeler ötesi biçimiyle hegemonyasını kurmuş durumda. Cinsel şiddetin, ırkçı şiddetin, ve hayvanlara karşı şiddetin görünürde farklı şiddet çeşitlerini içerse de bağlantılarının erk içi şiddete dayanıyor olmasına özellikle dikkatimiz çekilmekte. Bu bağlamda da  Carol J. Adams, Ne Adam Ne Hayvan’da özellikle insanlar tarafından tüketilen hayvanların sömürülmesini yorumlamak amacıyla ırkçı karşıtı feminist bir analiz oluşturmaya çalıştığı Etin Cinsel Politikası’nın öne sürdüğü bakış açısındaki radikal değişimi ortaya  koyuyor.

(Ölü) Hayvan, “Et” Yiyiciler Mi, Vejetaryenler Mi?

“Hayvanları yemek dendiği zaman insandan ziyade insan olmayan hayvanları yemekten bahsediyoruz. (Ölü) hayvanları yemekle ilgili ise neredeyse hiç konuşmuyoruz. “Et” yemekten bahsediyoruz. “Et” yemekten bahsetmeye başladığımız zaman da bireysel karar olarak hareket eden kültürel üretim alanına girmiş oluyoruz. Sorun da burada işte. Çünkü “et” yiyicilerin vejetaryenlerde “dırdırcı ahlaki tavır” olarak gördüğü şey aslına “et” yiyicilerin de hayvanların cesetlerinin yendiği bir kültürel yapıya maruz bırakmak için verdiği karşılığı yansıtıyor. Başka bir filozofsa sert bir yanıtla karşılık veriyor: “Batı ülkelerinde neredeyse herkesin, etin tadına alışkın oldukları için mevcut durumu korumaktan yana olduğu şüphe götürmez… Bu alışkanlık kendi kendini destekleyen iddialar seli oluşturuyor.” Vejetaryenlerin sesi yargılayıcı mı yoksa “et” yiyici dinleyiciler mi savunmacı?”

Ne Adam Ne Hayvan “et” yiyiciler ve vejetaryenler karşılaştırması olarak okunmamalı elbet. Feminist – vejetaryen eleştirel teoriler bu tür bir karşılaştırmadan çok daha fazlası. Artık dünya bilinci bu noktada çünkü. Asıl önemli olan tüm bunları bilerek ve her şey ayan beyanken ne yapıyor oluşumuz? Genlerimizden gelen, dna’mıza işleyen beslenme alışkanlıklarımızın  nasıl değiştiği? Ya da gerçekten değiştirebildik mi?  Bu kuramları, değişim biçimlerini ve sürdürülebilirliği en iyi ortaya koyan ve sürdürebilenler kadınlar arasından çıkıyor çünkü, dişi beden (İster hayan olsun, ister insan) üzerinden sömürülen yaşamın, sürdürülebilirliği dişi bedenler ve akıl ile gelecek yüzyılları şekillendirecek.

Ne Adam Ne Hayvan ve Etin Cinsel Politikası Ayrıntı Yayınları İnceleme Dizisi kitaplarından. Kitapların çevirilerine imza atan, Ne Adam Ne Hayvan’ın çevirmeni Sevda Deniz Karali ve Etin Cinsel Politikası’nın çevirmeni E.M Boyacıoğlu’na özenli çevirileri için teşekkür etmek isterim.

Her iki kitap da kitaplığınızda bulunmalı. Okuyunuz lütfen.