İstanbul “yeraltı” sahnesinde 2012 yılında ağımıza takılan Emergency Broadcast, “Real Tale” albümüyle karşımızda. “Gerçek hikâyeler” ile dolu albüm, hardcore – punk hattını epey sallayacak gibi görünüyor

Sonda söyleyeceğimizi başta söyleyelim: Emergency Broadcast bizim her zaman ihtiyaç duyduğumuz ve duyacağımız adamlardan oluşuyor ve her zaman playlist’imizde yer alması gereken bir albümle karşımızdalar. Yaşadığımız mevcut durumda ‘geri vites’, zihinsel pinekleme, pasifizm havada kalan kavramlar grup üyeleri için. Grubun Game of Records’tan çıkan Real Tale albümü intro’dan itibaren sizi içine alıyor ve hardcore-punk’ın tüm elementlerini cesur bir biçimde dinleyiciye sunuyor. Kendi adıma ‘şu da olsaydı daha iyi olurdu’ diyecek bir şey bulamadım albümde. DIY (Do it yourself) şiarını da kendilerine kılavuz edinen, Cihan Eker, Ersin Çağlayan, Muhammed Aslan, Yiğit Ünal Yıldırım’dan oluşan Emergency Broadcast, lafı uzatmadan otoritenin tüm katmanları tarafından gözümüze sokulan her şeye karşı karşısındakini mücadeleye davet ediyor. Biz de lafı uzatmadan sözü ileride adını sıkça duyacağımız “Üzgün olmaktansa öfkeli olmayı” tercih eden bu kıyak adamlara bırakalım. Lütfen yüksek sesle dinleyiniz!

Grubun kuruluşuyla başlayalım. Nasıl bir araya geldiniz?

Cihan’ın punk tabanlı başka bir grubu mevcuttu, o sırada bir ilan sayesinde Yiğit’le tanışıp, grubun şuanki kemik kadrosunu oluşturdular. Daha sonrasında bir takım müzisyen değişiminden sonra daha önce Radical Noise, Eskisi Gibi, Son Fersah gibi gruplardan tanıdığımız Ersin ile bir araya geldiler. En son da Arman’ı kadrolarına kattılar.

Sizin gibi gruplar Türkiye’de maalesef “yeraltı”nda varlığını sürdürebiliyor. Bir de buna geri vitessiz şarkı sözleriniz eklenmiş. Çekinceleriniz olmuş muydu yola çıkarken?

Hiç bir çekincemiz olmadı açıkçası. Çünkü hayatlarımızda hep istemediğimiz şeyleri yapmak zorunda kaldık bu zamana kadar. Sansürlere maruz kaldık ve söyleyemediğimiz, anlatamadığımız, yaşayamadığımız onlarca şey var aslında hala. Bunları dile getirmezsek, müziği yapmak amacımıza ters düşeceğimizi düşünüyoruz.

Sözlerinizde en genel haliyle her yere işlemiş otoriteye karşı bükülmez bir tavır var. Popüler ya da değil mevcut duruma dokunan başka isimler de var. Sizin onlardan farkınız nedir?

Popüler dediğimiz gruplar o süreçte daha fazla gündemde olan sorunları ele alırlar ve bunu da reklam kaygısı ile yaparlar genelde. Örnek vermek gerekirse; kadına yönelik şiddet çoğu kişi tarafından ele alınır ama bu şiddeti, tacizi, tecavüzü gerçekleştiren sapıklar genelde 1-2 ay ile cezalandırılıyor, hatta çoğunda bu bile olmuyor, çünkü bu sistemin kendisi ataerkil ve militarist bir sistemdir. Oluşmuş ve süregelen bu sistemin açıkları sayesinde çocuklara yapılan cinsel istismar ve çocukların evlendirilmesi dahil, kadınların sözlü ve fiziksel tacize uğramalarının da cezası yok denecek kadar azdır bu coğrafyada. Bu ve benzeri konulara yüzeysel olarak yaklaşmak bizim alışkın olduğumuz bir tutum değil kesinlikle.

Başka bir sound’la müzik yapsaydınız yine sözünüzü sakınmadan söyler miydiniz?

Müzik dünyadaki bütün canlılar başta olmak üzere, insanlar için de düşünce ve hislerimizi en iyi anlatabildiğimiz ve aktarabildiğimiz sanat dalı bizce. Hangi dönem ve zamanda yaşasaydık o zamanın müziğiyle ve sound’uyla yapabilirdik elbette. Punk tabanlı müziğin, anlatmak istediklerimize ve hikayelerimize çok daha uygun olduğunu düşünüyoruz.

Türkiye’de bu müzik nereye kadar gider?

Müzik, dünyadaki bütün canlılar başta olmak üzere, insanlar için de düşünce ve hislerimizi en iyi anlatabildiğimiz ve aktarabildiğimiz sanat dalı bizce. Hangi dönem ve zamanda yaşasaydık o zamanın müziğiyle ve sound’uyla yapabilirdik elbette. Punk tabanlı müziğin, anlatmak istediklerimize ve hikayelerimize çok daha uygun olduğunu düşünüyoruz.

Dinleyiciye ulaşırken ne gibi zorluklarla karşılaşıyorsunuz?

Sahne bulma konusunda sıkıntı çekiyoruz. İstanbul’da bir kaç mekandan fazlasında çalmamız imkansız hale geldi. İstanbul dışındaki izleyicilere de ulaşma konusunda oldukça sıkıntı yaşıyoruz. Bunun nedenlerinden bir kısmı da bir önceki sorunun cevabında bahsettiğimiz durumun oluşturduğu şeyler. Büyük festivallerde zaten yerel grupların yer alması için henüz hiç bir çaba göremiyoruz organizatörlerden. Bunun üzerine DIY (kendin yap) organizasyonlar yapmaya çalışıyoruz. Bu da kısıtlı oluyor haliyle. Ülkemiz sınırları dışında böyle olmadığını gidip gördüğümüz için rahatlıkla söyleyebiliriz.

Önceden iki single ve iki EP’niz vardı. Şimdi gerçek sahnedesiniz. Neler hissediyorsunuz?

Açıkçası daha yeni yeni başladığımızı hissediyoruz çünkü diyecek çok sözümüz, ulaşmak istediğimiz çok insan var. O yüzden heyecanımız her yeni şarkıyla, her yeni albümle biraz daha artıyor. Hala enerjimiz varken gerçek sahnede daha fazla bulunmaya çalışacağız.